Kel ve Takkesi

 

Salı günü itibariyle gelinen son nokta, terör örgütünün ateşkes yapabileceklerini ancak hemen operasyonların durdurulması ve Irak’ın iç işlerine karışılmamasını şart koşmaktadırlar. Evet, takkenin altındaki kel kısım, her zaman korktukları ve rahat hareket edemedikleri Türkiye’nin, bölgedeki etkisini bırakması, yani Kerkük’ün elden çıkmasıdır. Siz yıllarca nasıl olsa bu taktiği yediniz. 1920’ler deki Musul, Kerkük meselesin de yine böyle bir isyanla kaderinize razı oldunuz ve sizin şu andaki sınırlarınızı çizdik. Biz aynı taktikle yine sizi vuruyoruz.

 Bakın Sayın Baykal’ın bir konuşmasına dikkat çekmek gerekir, bizi bu terör örgütü ile savaşır göstererek aslında arkasındaki dünya ile savaşmaktayız dedi. Yani bu ülkeler özellikle İngiltere yüz yıllardır müstemleke ( Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke ) ülke askerleri ile savaşlara girmiştir. Bunu SINA’da; FİLİSTİN’de Hindistan, ÇANAKKALE deki savaşlarda Anzak ve Yeni Zelanda askerleri kullanılmıştır. Bu gün ise bu oyunu İstanbul’u işgal ettiklerinde Fevzi Çakmak Paşa’ya söyledikleri gibi, ’ Biz size silâh verelim siz gidin bu Mustafa Kemal’le savaşın’ taktiği bu gün de roller değişse de, bu terör örgütüne uygulatmaktadırlar.

 New York Tımes gazetesini diyor ki, Türkiye sınır ötesi bir operasyon yaparsa bölgesel bir savaş olur, ABD elini çabuk tutmalıdır. Yani diyor ki, biz Saddam’ı Kuveyt’e sokarak o bölgeyi ele geçirdik. Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’da asker koyduk ve bu ülkeleri hem işgal ettik hem de asker bulundurduğumuz için para alıyoruz, Irak malum, Ürdün zaten Manda, Lübnan tamam, Suriye zaten sesi kesildi, İran’a düşmanlıkla kıpırdatmıyoruz, bu Türkiye buraya girerse bizim Büyük Orta Doğu oyunumuz bozulur.  ABD elini çabuk tutmalı, yoksa 100 yıllık planlarımız sekteye uğrar. Peki, burada olanlar savaş değimli savaş olması için daha ne olması lazım, halk ölüyor, asker ölüyor, terörist ölüyor, her türlü silah kullanılıyor. Bu bölgesel bir savaş değil mi bu bölgede kim rahat, hangi ülkede bir çatışma bir sıkıntı yok. O zaman biz bu savaşın tanımını mı bilmiyoruz.

 Bugün artık bir dönülmez yola girilmiştir. Bu yoldan ne siyasi bir güç ne de askeriye dönebilir. Ben sınır ötesi operasyondan bahsetmiyorum, bu iş ya düzelecek ya da baştaki herkes gidecek bunu vebalini kimse kaldıramaz, öyle söylemlerle de bu iş ötelenemez. Bu iş nihai noktaya gelmiştir.  Bu işi yapmayanlar bilmelidir ki bu işin bir ucu Viyana’dır. Bu halk ayağa kalkarsa ki zaten uyumamaktadır, yataklarında rahat uyuyanlarda, aynı durum ile karşı karşıya kalırlar.

 Bu sorun sadece bölgesel olmadığı, Avrupa, Amerika ve Orta Doğuyu içine alan bir kaosa doğru gidildiğini Avrupa görmüş ve o yüzden aman ha demektedir. Düne kadar bir yerleri kan gölüne çevirerek sistemlerini devam ettirenler, seken mermilerin kendi ülkelerini de vuracaklarını anlamışlardır. Artık bir karar verme günü gelmiştir. Duruşunu herkes belirlemesi gerekmektedir.

 Bugün lafın bittiği bir gündür. Toplumun nefret ettiği bir kelime haline dönüşen ‘’Kanları yerde kalmayacak ‘’ söylemini hiç kimsenin artık söylememesi gerekir. Bu söylem miadını doldurmuştur ve artık somut adımlar beklenmektedir. Bu adımları atmayan ve hala bu kelimeyi kullanma durumunda olan kişiler, şunu bilmelidirler ki bu toplum o kişinin ne demek istediğini çok iyi anlamaktadır.

 Bu olay geniş düşünülmeli kimlerle savaştığımızı iyi tespit ederek hareket etmeliyiz. Bu tespit sadece oraya yapılacak bir iki hareketle de değil, bu düşmanların, düşman olduğunu bilerek hareket tarzını ona göre belirleyerek hareket etmeliyiz. Eline silahı veren gün yüzüne çıkmıştır, bu kişilerle yapılacak ilişkilerde değişiklik olmaz ve hala terör örgütü asıl sorun olarak görülürse bu toplumu tatmin etme şansını yoktur. Bu toplum ise bu somut adımları görmek istemektedir. Yani her gün azar, azar öleceğimize gerçekler ortaya çıkartılarak ya ölelim ya da yaşayalım. Çünkü söylenen her Kanları yerde kalmayacak sözü, bugün Edirne’de, Kars’a kadar her kesimi rahatsız etmekte ve yüreklerinde bir parça kopmaktadır.

 Biz toplum olarak duyarlılığımızı göstermeye başladık. Birçok ilde olduğu gibi Bilecik’te de bu eylemlerle ilgili halk tepkisini koymuş ve gerekeni yapmıştır. Şimdi sıra bizleri yönetenlerdedir. Somut ve etkili adımlarını beklemekte ve izlemekteyiz. Atamayacaklarsa da toplum bu adımları kendi sistemiyle atar ki o zaman ne takke kalır nede kel.

alıntıdır

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: