AB ile İlişkiler

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkındaki olumsuz kararı ve buna yönelik tepkilerimiz AB hedefinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Benim açımdan süreç doğal çizgisini sürdürüyor. Çünkü AB üyeliğinin gerçekleşemeyeceğini, AB’nin bütünleşmesinin mümkün olmadığını düşünüyor ve söylüyordum.
Bir oluşumun gerçekleşmesi sadece iyi niyetli çabalarla sağlanamaz. Dünyadaki gelişmeler belirleyicidir ve tüm projelerin bu gelişmelere uygun olması gerekir. Geçmişteki Batı- Doğu ayırımı SSCB’nin dağılmasıyla sona erdi ve onun yerine yeni bir yapı henüz oluşmadı ama bu durum süremezdi ve dünyada yeni bir güçler dengesinin kurulması kaçınılmaz hale geldi. Şimdi bu dengenin oluşum sürecini yaşıyoruz ve AB bu oluşuma uyum sağlayamaz. Avrupa’da giderek önemi kaybedecek olan bütünleşme yerini ittifaklara bırakacak gibi görünüyor. Yaşanan ekonomik kriz henüz Avrupa’da tüm etkisini göstermiş sayılamaz ama bugüne kadar yaşananlar bir dağılma eğilimini başlatmış durumda. Avrupa’daki yeni yapılanmada iki merkez oluşabilir. Biri İngiltere etrafında kümelenecek olanlar, diğeri Almanya-Fransa eksenine katılacaklar. Bugüne kadar Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen İngiltere ülkemizi kendi yanında görmek isteyecek ama bu ne ABD ne de Rusya tarafından kabul edilebilir. Türkiye yeni düzende bir tarafa katılmak yerine kendi çevresinde oluşacak bir yapının merkezinde olacak gibi görünüyor. Bu merkezin ilişkileri Avrupa’yla değil ABD ve Rusya’nın oluşturacağı eksenle yakın olacak.

Yeni dünya düzeninin üzerine oturacağı ekonomik yapı bugünkünden önemli ölçüde farklılaşacak. Sermaye oluşumuna yol açan ve bu amaçla teşvik edilen uluslararası ticaretin hacmi daralabilir ve sermayenin siyaseti yönlendirmesi sınırlanabilir.

Türkiye’nin herkesle dost olma, komşularla sıfır problem, büyük güçlerle yakın işbirliği, AB üyeliğini hedef alma olarak özetlenen dış politikası nihai amaçtan çok bir ara dönemin söylemleriydi. Bu politika da yerini dünyadaki yeni konumunun gerektirdiği çizgiye terk edecek.

Bu genel görünüm iç siyasette de etkilerini gösterir. Bugüne kadar AB üyeliği ile çeliştiği düşünülen, onların tepkisini çekeceği endişesiyle yapılmayan birçok şeyin bugün yapılması beklenir hale gelecek. Herhangi bir yorum yapmadan ve tahminde bulunmadan sadece hangi alanlarda gelişmeler beklenmesi gerektiğine işaret edeceğim.

Bugüne kadar tek taraflı yürütülen ve ordu içindeki darbeci yapılanmaları hedef alan eylemlere herhangi bir cevap verilmedi. Bu iki şekilde yorumlanabilir. Birincisi iddialar gerçekti ve buna karşı çıkılması halkın tepkisini çekerdi. Halkın büyük bir bölümünün desteğini alan siyasi iktidarın amacına ulaşmasını engelleyecek bir güç yoktu. İkinci ihtimal hazırlanan büyük bir projenin küçük tepkilerle değersiz hale getirilmesi yerine büyük bir karşı saldırı yapmak olabilir ve bunun sonucunda siyasi yapının da etkilenmesi düşünülebilirdi. Bu defa sahnede asker olmayacak yükü yargı omuzlayacaktı. Amacım eleştiri değil yolu aydınlatmak. Beğenmezseniz unutun

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: