Aklınıza gelen bütün -İZM’ler

Hic bir ‘İZM masum değildir! İZM’ler idrâikimize giydirilmiş deli gömlekleridir!! demiş adamın biri.Bende merak ettim “Yahuu nedir bu insanları koyun sürüleri haline getirip istedikleri gibi yönetip yönlendiren ‘izm’ler  nedir ?” Bulabildiğim kadarını buraya aktardım … belki sizin de kafanıza takılmış fakat hiç araştırmaya vaktiniz olmuyor olabilir diye dünya Türklerine bir nâçizane bir hizmetim olsun …

Başta devlet olmak üzere bütün baskıcı kurumları ortadan kaldırmayı öneren öğreti.
Anarşizme göre devlet egemen sınıfın çıkarlarını korumakla görevlendirilmiş gereksiz bir kurumdur. Özgürlüğü gerçekleştirmek için en başta devlet yıkılmalıdır. Temsilcilik, gerçeklere dayanmayan bir düşçülüktür; bu gibi düşçülükler insanları insan dışılığa dönüştürür. baskı yerine özgür işbirliği, korku yerine kardeşlik ve sevgi gerçekleştirilmelidir. Uyum bu birleşmelerin doğal dengesiyle gerçekleşecektir  İnsan; bir üretici olarak anamalın otoritesinden, bir vatandaş olarak devletin otoritesinden, bir birey olarak dinsel törenin otoritesinden kurtulmalı ve özgür bir gelişme olanağına kavuşmalıdır. bütün insansal yetenekler ancak başsızcı (anarşist) bir toplumda, hiçbir baskıyla engellemeksizin, özgürce gerçekleşebilir…..  diyorlar

Aslen 70’lerde amerika’daki radikal dinci kesimlerin rock müziği şeytanın müziği diye adlandırmalarından Jerry Lee Lewis‘in hayatını anlatan “great balls of fire” adlı film dolayı Anton Lavey isimli bir lavuğun “satanic bible” adlı kitabı yazıp, “church of satan” adlı kiliseyi kurması ve kendine birkaç ünlü müzisyenden oluşan bir tarikat oluşturmasıyla ortaya çıkan modern “inanç” motifi.

İnsan ile yaşadığı dünya arasındaki uyumsuzluğu konu alan düşünce.Varoluşçuluğun özü gereği, varoluşçuluk hakkında genel bir tanımlama yapmak zordur.Çünkü varoluşçu olarak kabul edilen yazarlar kendi düşüncelerini birbirinden farklı olarak tanımlar ve varoluşçu olduklarını kabul etmezler.Çıkış noktası gelenekçi felsefeye başkaldırma, herhangi bir okula mensup olmamak ve koyu bir bireyciliktir. Varoluşçuluğa göre insan özgürdür.Bu seçme özgürlüğüdür.İnsan kendi varoluşunu gerçekleştirirken özgürdür,ama aynı zamanda, kendi seçimlerinden, eylemlerinden, yani varolma tarzından sorumludur.Varoluşçular için birey önemlidir.bireyin özgürlüğünü ve seçimlerini ortaya koyarken, anlatım biçimi olarak da kurdukları iletişimin özgür olması gerekliliğini savunurlar

İnsanın haz duyduğu şeylerle mutlu olabileceğini savunur. Haz duyulan şeyler öznel olduğundan evrensel bir ahlâk yasasından söz edilemez. Bu görüş, ilkçağ düşünürlerinden Aristippos‘a göre, “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır. Haz veren şeyler “iyi” , acı veren şeyler ise “kötü” dür. Epiküros‘a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur

Akıl bilgisine dayanan, doğruluğun ölçütünü ve kanıtını duyumlarla değil de düşünmede ve tümden gelimli yöntemlerde bulan öğreti veya felsefenin genel adıdır…

Narsisizmde kişinin kendisine ilişkin yargıları tamamıyla başkalarının hayranlığını kazanmaya yöneliktir. Bu kişiler, gerçekte kendilerini sevemez ve küçük görürler. Narsisizmin temelinde kişinin kendisini abartılı biçimde sevmesi değil, kendisinden nefret etmesi yatar (kernberg’e göre)!

Mitolojiye göre, kendisine aşık olan yankıya karşılık vermediği için yakışıklı Narkissos tanrılar tarafından cezalandırılmıştır ve ümitsizce bir pınarda sudaki yansımasına aşık olmuştur. Narsist kelimesinin kökeni Narkissos’a  dayanır.

Sanatın kuralının olmadığı,çağrışımların,imgelerin,hayallerin en basit nesnelerin en olmadık yerlerden fışkırabildiği,düşünce ürünü,yoran sanat akımı..öylesine özgürsündür..nereye ne çizdiğin, ne bütünlük ,ne anlam hiç bir şey açıklamak zorunda değilsin ama çok şey anlatmak istersin.Oyun oynarsın eşyalarla,renklerle,çizgilerle..Salvador Dali’dir en tanınmış temsilcisi.

Plastik sanatlarda Salvador Dali nin en büyük temsilcisi olduğu gerçeküstücülüğü ön planda tutan bilinçaltı düşünce fırtınasınının yansıması

Bu düşünce şeklini yaratan Makyavelli’nin genel politik yaşantısının başarıyla sonuçlanmadığı düşünülürse pek de tekin olmayan bir izm’dir…iyi niyetli bir adamın , adının kötü bir şekilde anılmasına neden olan konsept, başarmak için herşeyi yapmak demektir

Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımı. Bu felsefenin takipçilerine Agnostik denir.

Bir tanrının varlığının “bilinemez” olduğunu savunan, evrenin bilinmesi imkanını kısmen yada tamammen inkar eden bir doktrin

Kuşkuculuk! Gerçekliğin özünü bilmenin imkansız olduğunu öne süren, insanin hicbir zaman gercek bilgiye ulasamayacagini savunan felsefe akimi. Felsefenin kurucusu Pirbon‘nun(365-275) başlıca tartıştığı konu “bilgide mutluluğa ulaştıracak bir gücün olup olmadığı sorusudur

Human kökeninden türemiş bir kelimedir. Amacı “insanlığın barışı” olan bir akımdır. İnsanoğlunu din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, insana insan olduğu için değer vermek gerektiğini, kardeşliği savunan bir ilkedir

Bilimsel sosyalizmin temelini atan öğreti. 18. yüzyılın utopyaci sosyalizminden ayrı olarak, Karl Marx, tarihsel materyalizm ve diyalektik materyalizm çerçevesinden tarihsel olguları ve bu olguların dünyayı getirdiği noktaları analiz ederek, bilimsel sosyalizmin temellerinin atılmasını sağlamıştır

Dinlerin tanrıdan gelmediğini, fakat başka bir tanrının varolduğunu savunan, evreni ve insanları yaratıp sonra kendi hallerine koyverdiğini, tanrı ve insan arasında bir bağ olamayacağını bu yüzden de dinlerin tamamen gereksiz ve insanın düşünce sistemini köreltici birer olgu olduklarını kabul eden fikir akımı. Bu fikir akımına bağlı olan insanlara da haliyle Deist denmektedir. Diyalektik materyalizmle karıştırılmamalıdır çünkü o ateizmin konusudur.

Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir tanrı’nın varlığını kabul edip, tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş teizm’dir. Teizme göre tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar

En önemli ve etkili kişisi ünlü hollandalı filozof Benedict Spinoza olan düşünce. spinoza ‘nın panteist yaklaşımı herşeyin başında ve evveliyatında olan tanrı’dan başlar, sonra bütün sistem O’ndan türemiştir ve tanrı asla öncesi ve sonrası olmayandır .. Ancak tanrı’nın varlığı salt ayrımla belirtilemez. Çünkü tanrı’dan doğan herşey tekrar tanrıdır. Doğa tanrıdır, çünkü tanrının bizlere yansımasıdır. Sonuçta tanrı, bütün sistemin temeli olmakla birlikte, ayrı bir varlık değil, bütün sistemin ta kendisidir.

En-el Hâk sözüyle türk-islâm felsefesinde de yer alan düşünce.(Hallac-ı Mansur)

Toplumda kadının hak ve özgürluklerinin arttırılımasını  sağlamaya yönelik, kadınların sorunlarını öteki toplumsal sorunlardan soyutlayan bir düşünce sistemi

İnsan zihninin varlık hakkında doğru ve kesin bir bilgi edineceğini öne süren ,otoritelerce ortaya konulanlarI sorgulamadan olduğu gibi kabullenen yaklaşım

Fransa’da başlamış daha sonra diğer ülkelere yayılmıştır. Kuralları boşvererek kendi kişisel izlenimlerine göre nesneleri resmetmeyi amaçlamışlardır. Bu amaç doğrultusunda açık havada çalışmış, ışığın gün içindeki değişkenliğini ve nesneler üzerindeki etkisini araştırmışlardır. Empresyonistler için herşeyden önemlisi doğaya sadık kalmaktır. Çalışmaları süresince nesneleri yalnızca biçim olarak algılayıp betimlemenin değil, nesnelerin ışık karşısında takınacakları tavrı resmetmenin önemini savunmuşlardır

  • Faşizm

Faşizm bir ideoloji değil,bir düşünce şeklidir.herkes hayatının bir anında faşist olabilir.önemli olan bunu 24 saate yaymamaktır……. demiş adamım birisi

Faşizm güce tapınçtır, gücün ideolojisidir. Temeli güçsüz ve güçlü ayrımına dayanır. Mussolini’nin dediği gibi faşizm “millet için devlet değil, devlet için millet” sloganını düstur alır

Bu ideolojinin ilk akla getirdiği isimler şüphesiz Hitler ve Mussolini’dir. Bu iki diktatör Darwinisttir. Mussolini konuşmalarında Darwinizmi savunuyor, barışın insanlık için zararlı olduğunu, insanlığın ancak şiddet kullanılarak ilerleyebileceğini söylüyordu.Hitler ise Alman ırkını “üstün ırk” olarak tanımlıyor ve ırklar arasında her zaman bir şiddet olduğunu ve olması gerektiğini savunuyordu.
Komunizm ve faşizm birbirine zıt iki teori olarak görülür fakat pratikte ikiside insanlığa şiddet ve kandan başka birşey verememişlerdir

1836 yılında dünyaya gelen avusturyalı yazar Leopold Von Sacher-Masoch daha çok acıdan haz duyma eğilimi üzerinden erotik romanlar yazdı. Eserleri ve ismi mazoşizm teriminin doğmasına neden oldu. Kendine acı verdirerek cinsel doyum sağlama tutkusu ve eylemi olarak kendini gösteren bir cinsel sapıklık (paraphilia) tır. Bir kişilik bozukluğu olarak da görülür. Freud’a göre kişinin yıkıcı ya da yok edici eğilimlerini kendi benliğine yöneltmesi olarak açıklanabilir

Nihilizme göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Ancak daha genel bakıldığında nihilizm hiçbir değer ve kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur.

Güç durumlarda, davranışlarını ahlâk kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum . Yâni ,bir halt ettikten sonra “şartlar bunu gerektirdi” diye kendi vicdanını rahatlatan şokella kavanozlarının ortak adı.

Doğu avrupa ile orta avrupa’nın orta kesimindeki çeşitli slav halkları arasında ortak kültürel ve siyasal hedefler doğrultusunda birlik sağlamaya çalışan hareket. Slavların “ulan sıcak bir deniz yüzü görelim de ne olursa olsun” diyerekten başlattığı özellikle Osmanlıları etkileyen siyasi akım J

Amerikan filozofu W. James tarafından geliştirilen ve herşeyden önce, başta entelektüel problemler olmak üzere, çeşitli problemleri çözmek için ortaya konan bir yöntemden; insan tarafından kazanılan çeşitli bilgi türlerine ilişkin bir teoriden ve nihayet, evrenle ilgili belli bir metafizik görüşten oluşan öğreti. faydacılık. Gerçeğin ölçüsü olarak faydayı kabul eden öğreti.

Başkalarına eziyet etmek, acı çektirmek tutkusu ve eylemi. Cinsellik de içerebilir. Bir cinsel kimlik ve kişilik sapmasıdır. Erotik yapıtlarıyla sadizm terimine adını veren Marquis de Sade, iki oğlu ve bir kız çocuğu babasıydı. Kadınlara yaptığı çeşitli eziyetler yüzünden hayatının büyük bölümü hapislerde ve akıl hastanesinde geçti. Giyotinden şans eseri kurtuldu. Lânetli yazarların ilki olarak kabul ediliyor

Gerek inanc, gerek siyaset alanında özgürlüğü savunmuş, bireyin önemini vurgulamıştır. Mülkiyet, vatandaşların kanun önündeki eşitliği ve kişilerin hakları gibi konuların üzerinde durur. Aslinda daha da genis bir anlami vardir: baskasina zarar verilmedigi surece hurriyet kisitlanmamalidir

Liberalizmin aşırı bir eksenidir. Libertarianizm olarakta bilinir. Temel amacı pür özgürlüktür. Libertarianizm, bireylerin davranış ve eylemlerine, sahip oldukları mülkiyete hiç bir şekilde karışılmadığı özgür bir toplum yapısını savunur.Sosyal devlet olgusunun zıttı olan, eşitsizlikleri daha da keskinleştirecek olan sistem, kapitalistlerin isteklerinin parayla  çalıştırılan bilim adamları(!) tarafından bilimsel dille ifade edilmiş şekli, ki aslında bu evreyi yaşadık biz. Bırakınız yapsınlar bırakınız etsinler dönemini yaşadı bu dünya ve bunun sonucu dünyanın muhtelif yerlerinde yapılan kızıl devrimler oldu.

Kemalizm, jontürklerden ve Ziya Gökalpten miras aldığı, pozitivist düşüncede ilerlerken, devletçi, ve yine ziya gökalp’in sıkça üzerinde durduğu dayanismaci mantaliteyle cumhuriyetin ilk yıllarında adımlar atmıştır. Amaç, liberal demokrat sistemdir. yapılan ise şüphesiz otoritedir, ve baskıdır. Hâkikati, yönetenler bilmektedir ve halka öğreteceklerdir. Merkezden çevreye, tepeden inme bir anlayıştır, ve bu şekilde halk demokrasiye hazır hale gelecektir. Yâni kemalizm, tanzimattan başlayan Osmanlı modernleşmesinin klasik karakteristiği olan otokratik, tepeden inme modernleşmeyi, cumhuriyet döneminde uygulamıştır. Yâni kemalizm, tanzimat ve jöntürk hareketlerinin, kurtuluş savaşı sonrası evrimleşen radikal şeklidir.

Amaç kesin olarak bir sanayi toplumu yaratmaktır. Jöntürklerin pozitivist felsefesinden hareketle, hayatta en hakiki mursit ilimdir denir. Lâiklik adımı atılır. Bu adım dev bir adımdır. Çünkü din ve devlet işlerinin ayrılması yanında, Lâiklik; dinin, devlet kontrolüne geçmesi demektir. Bu da merkezileşmeyi gerektirir. güçlü bir merkezi yönetim, otokrasiyi ve tepeden inme devrimleri getirmiştir. Tekke ve zaviyelerin kapatilmasi ve eğitimi tek elde toplayan tevhidi tedrisat bu devrimlere örnektir.

Kemalizm artık topyekün batılılaşmayı önemser. Tanzimat kanunlarının ve hatta ittihat ve terâkki yasalarının, batılılaşmaya dair toplumsal çekincelerini atar ve tamamen batı tarzı yasalar gelir. medeni kanun, ceza kanunu, borclar kanunu, turk ticaret kanunu, hukuk usulu mahkemeleri kanunu
sapka devrimi, uluslar arasi olcu degerlerine gecis ve lâtin harflerinin kabulu ise çağdaş dünyaya ayak uydurmak kadar, halkı, değişime alıştırmak amacı da taşır. Çünkü eninde sonunda amaç, halkın çağdaşlaşmasını sağlamak ve demokratik sistemi kurmaktır.

Kemalizmin bir amacı da bir milli burjuvazi yaratmaktır. Sınıfsız toplum değil aksine kemalizm sınıflı toplum istemektedir. Yine burjuvazi yaratılması konusunda devlet öncü olur ve devletçi politikalar üretilir.

Kemalizmin ilginç bir boyutu ise şudur: hedefe göre kemalist sistem halkı demokratlaştıracak, liberalizme geçişi sağlayacak ve sonunda kendi kendini tasfiye edecektir.

Teoride “tek ülkede sosyalizm” anlayışı hedeflense de totaliter yönetim halini almış ve Josef Stalin‘in diktatörlülüğünü pekiştirmiş yönetim biçimi. Ortodoks komünizm* olarak da retoriğe geçen bu anlayış, Gorbachev‘in reformlarına değin böyle sürdürülmüştür.

Leon Trotsky, bürokrasinin Stalin’in tekeline geçtiğini ifade ettiği, “stalinizm‘in bürokratik dejenerasyon‘un bir çeşidi olduğu” analizi sonrası, Meksika’da öldürülmüştür

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: