İnanç

İnancın kaynağı korkudur. Sahtedir, dışarıdan gelmiştir. İnanç dünyadaki en ucuz şeydir.

İnanan kişi, arayan kişi değildir. İnanan kişi aramak istemez, bu yüzden inanır. İnanan kişi aramaktan kaçınır, bu yüzden inanır. İnanan kişi kurtarılmalı, serbest bırakılmalıdır. Bir kurtarıcıya ihtiyacı vardır. Her zaman bir Mesih arayışı içindedir; onun için yiyecek, çiğneyecek ve sindirecek bir Mesih. Ama eğer ben yersem, senin açlığın geçmez.

Sana inanmamanı söylememe izin ver. Gerçek sana söylendiğinde bile ona inanma. Keşfet, sor, araştır, dene, ama inanma. Gerçek sana gösterildiğinde ona inanırsan, bir yalana dönüşürsün. İnanılan bir gerçek yalandır, inanç gerçeği bir yalana çevirir.

Buda’ya inan ve bir yalana inanırsın. İsa’ya inan ve bir yalana inanırsın. İsa’ya ya da Buda’ya inanma. Bana da inanma. Dikkatle ve akıllıca incele, yaşa, dene. Ve denedığın zaman, herhangi bir şeye inanmaya ihtiyacın kalacak mı? Şüphe tamamıyla silinmiştir. O halde inanmanın anlamı kalmaz. İnancın sert taşları şüphenin kırıntılarını bile yok eder. Bir şeyi biliyorsan, biliyorsundur. Oysa senin deneyimin bütün karanlığı ve şüpheyi ortadan kaldırdı. Gerçek şu ki, sen artık deneyiminle dolusundur. Gerçek asla inanç yaratmaz.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: