Öfke

  • Öfke, zihinsel kusmuktur. İçine yanlış bir şey almışsındır,  tüm fiziksel varlığın onu dışarı atmak ister. Ama bunu başka birinin üstüne atmana gerek yok. Çünkü insanlar, sırf toplum ona kontrol etmesini söylediği için, öfkelerini başkaların üzerine atarlar.
Hiç kimseye öfkelenmene gerek yoktur. Öfke sadece senin içindeki bir şeyin bırakılması demektir. Kendini rahatlatmak için banyona gidebilir ve aynada çeşitli ifadeler takınabilirsin, yürüyüşe çıkabilirsin, küçük bir koşu yapabilirsin. Ve öfkeni salıverdiğini göreceksin. Ya da bir yastık alıp ellerini ve dişlerini sıkmayı bırakana kadar ona vurabilir, kavga edebilir, ısırabilirsin. Bir yastık aydınlanmıştır, o bir Budha’dır. Sana tepki vermeyecektir. Sana dava açmayacaktır. Sana karşı kin beslemeyecektir. Mutlu olacaktır, sana gülecektir.
  • Beş dakikalık bir arınmadan sonra, yüklerinden arınmış hissedeceksin. Ve bunu bir kez öğrendikten sonra, bir daha asla öfkeni başkalarından çıkarmayacaksın. Çünkü bu tamamen aptalcadır.
İnsanlar bana şöyle yazdılar; “Yanımdan biri geçti ve bana öfkeli olduğu hissine kapıldım.” Birisi yanından geçti, ve onun sana öfkeli olduğu hissine mi kapıldın? En azından ona şunu sorabilirdin; “Bana öfkeli misin? Çünkü böyle bir hisse kapıldım…” Onun sana öfkeli olup olmadığına karar vermeden önce en azından sorman gerekir. Belki de seninle hiç ilgilenmiyordur, başka bir şeye öfkelenmiştir. Söylediğinle onu güldürebilirsin. Ancak başka bir şeye öfkeli olduğundan, sen de onun öfkesini hissetmektesın.
  • Başka birinin öfkesi işte seni böyle etkileyebilir. Sana yönelmiş olmayabilir, çünkü duygular düz bir hat üzerinde ilerlemezler. A’dan B’ye doğru değil, eşmerkezli daireler halinde ilerler: Tıpkı bir göle taş attığında sudaki halkaların küçükten büyüğe doğru etrafa yayılması gibi. Birisi kızgın olduğunda o kişiden çevresine doğru dairesel öfke hareketleri yayılır. Bu kişinin yanından geçen herhangi biri onun öfkesini görür. Ve doğal olarak öfkesini kendisine yönelik olarak algılacayaktır.
Sana böyle bir şey olursa, hemen bu kişinin yanına git ve sor: “Sorun nedir? Çünkü senin yaydığın öfkeyi hissediyorum. Neden bilmiyorum ama eğer bu öfkenin sebebi bensem bilmek isterim. Böylece bununla ilgili bir şey yapabilirim. Eğer öfkenin sebebi ben değilsem, teşekkür ederim. Sen kendi yoluna, ben de kendi yoluma gideyim.”
  • Bazı zamanlarda öfkeli olmayı istersen, öfkeli ol. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Sorun şu ki öfkeyi yaşamazsan, sevemezsin. Duygular öylesine iç içedir ki; öfkeyi bastırırsan, sevgiyi de bastırmış olursun. Öfkeyi bastırırsan, şefkati de bastırmış olursun.  Eğer şefkati bırakırsan, öfkenin de ortaya çıkmasından korkabilirsin. Böyle bir durumda bütün duygularının tepesinde oturuyor olman gerekir, ki bu da oldukça rahatsız edicidir
%d blogcu bunu beğendi: