Sıfır

Budizm’in Hindistan’dan 500 yıl içerisinde kaybolduğunu biliyor muydun? Dinler tarihinin en büyük adamlarından biri olan Buda’nın dini… 500 yıldan fazla bir süre devam edemedi. Onun yaklaşımındaki bir şey yanlıştı. Gerçeği fark edememiş değildi. Gerçeği fark etti. Ama insanlara onlara söylememesi gereken şeyleri söylüyordu.

  • Gerçeği söylüyordu, ama insanlar gerçeği duymaya hazır değillerdi. Onlar tatlı yalanlar istiyorlardı. Tatlı yalanları öyle bir yöntemle söylemeliydi ki, insanlar acı gerçeği onunla birlikte yutabilmeliydiler. Her gerçek biraz tatlı içermelidir, yoksa onu yutamazsın. Buda insanlara şöyle söyledi.: “İçindeki en derin noktaya vardığında, sen kaybolursun. Bu anatta durumudur. Kişilik, varlık ve ruh yoktur. Sadece sıfır olacaksın. Ve bu sıfır evrensel sıfırın içinde eriyecek.” Bu salt gerçeğe oldukça yakındır, ama oldukça ham halde sunulmaktadır.

 

  • Kim bir sıfır haline gelmek ister ki? İnsanlar sonsuz mutluluğa ulaşmak istiyorlar. Yorgunlar, sefiller, derin bir ıstırap içerisindeler; bir çok delilikten dolayı acı çekiyorlar. Ve sonunda ustaya geliyorlar. Usta onlara:“Seni iyileştirecek tek ilaç, sıfır noktasına gelmendir.” diyor. Bir başka deyişle, hastalık sadece, hasta öldürüldüğünde tedavi edilebilir. Sıfır olmak demeyi tam olarak açıklayan bir cümledir bu.

 

  • Evet, hastalık hasta öldüğü zaman yok olacaktır. Ama sen buraya tedavi olmaya geldin, ölmeye değil. Budanın 500 yıl içerisinde yok olmasına şaşmamak gerekir. İnsanlar onu tatlı, cazibeli ya da çekici bulmadılar. O çıplak ve gerçekti. Ama kim çıplak gerçeği ister ki? Ben neşe hakkda konuşmak zorundayım: Rahmetten, içinde açan binlerce nilüfer çiçeğinden bahsetmek zorundayım. İçinde binlerce nilüfer çiçeği açarsa, binlerce güneş açar. İşte o zaman 24 saatin bir saatini ayırıp, sessizce oturmanın değerli bir şey olduğunu anlayacaksın. Ama gerçekte ne nilüfer çiçekleri, ne de güneş vardır. Olan sadece saf bir hiçliktir. İşte Gautama Buda’nın insanlara söylediği şey buydu. Ama söylenmiş olan ve söylenebilecek her şey, bir şeyi gösterir. Tıpkı parmağın bir şeyleri işaret etmesi gibi. Parmağın neyi işaret ettiğine dikkat et: Bilinmeyene, gizemli olana… Ve oradan hareket et.
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: