Bizi 1’leyen Anadolu!

‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’nı izlediniz mi? Şayet izlemediyseniz kesinlikle gidin ve mümkünse sevdiklerinizi, çocuklarınızı, ebeveynlerinizi de yanınızda götürün.
Nezih Ünen yıllardır üzerinde çalışıyordu. Muhteşem bir işe imza attı.
Yıllar önce bir vesileyle izlediğimde o kadar etkilenmiştim ki, ‘Bu proje en zor günlerimizde ihtiyaç duyduğumuz bir dayanışma gücünü adeta bir ayna gibi içimizden bize yansıtacak’ demiştim.
Film gösterimde…
Kürtler, Lazlar, Aleviler, Türkmenler, Yörükler, Çerkezler, Rumlar…
Bizi yıllardır ‘öteki’leştirerek ayrıştırmaya çalışanlara bu film muazzam bir zemin sunuyor.
Zamanın karanlığından, bu toprakların en ücra köşesinden kopup gelen bir nağme gözlerimizi yaşartıyor.
Düzce’ye gidiyoruz… O güzelim Çerkez kızları çıplak ayaklarıyla adeta uçarak dans ediyorlar…
Tokat’ta türküler eşliğinde semah izliyoruz…
Bir ampulün mütevazı ve sıcak ışığında dans eden gölgeler Hz. Ali’den hoşgörüden, anlayıştan dem vuruyor.
Trabzon’da Deli Şevki ile tanışıyoruz.
‘Kimseye zarar vermeyip boyun bükmeyene deli derler’ diyor.
Bu toprağın abdal delisinin ruhuna adeta tüm filmin kadim ruhu Fatiha okuyor.
Gürcülerin o enerjisine ne demeli?
Artvin’in sarplarına saklı o mert insanların sözleri, şarkıları, dansları bize ne hatırlatır?
Kırıkkale’den kopup gelen bozlak…Gaziantep’ten barak havası…
Urfa’dan peygamberler şehrinden o yanık gazel?
Koskoca bir tarihi anlatan dengbejler?
Bizi ne kadar ayırabilir?
Benim saçım, kanım, etim, tırnağım, gözüm, kalbim o sesler…
Burdur’dan Yörük kemane nasıl da konuşuyor.
Hangi birini anlatsam?
Aşıkların atışmasındaki ince nükteler… Koskoca bir anlayış coğrafyasının bin yıllık koordinatlarını veriyor.
Nezih Ünen kamerasıyla bu ülkenin dört bucağındaki kültürümüzü; üzeri bir ölü toprağıyla örtülü bu devin izini sürdü.
Modern ezgilerle neyi harmanladı?
Yanık türkülerimizi, neşeli danslarımızı, bin yıllık tutkularımızı, kara, güneşe, sele, rüzgara, toza, ata, öküze, kılıca, silaha, ölüme ve düğüne dair ne varsa onun izini sürdü?
Bu fimde yerinizde duramayacaksınız.
Upuzun bir trende seyahat edeceksiniz.
Yüce dağlardan, uçsuz bucaksız ovalardan, azgın nehirlerden, sessiz koylardan, fısıldayan meyve ağaçlarından, bilge kayaların yanından, yorgun tarlaların içinden geçeceksiniz.
Bu yolculukta her durakta bir başka kompartımanına geçeceksiniz.
O kompartımanlardaki neşeli, çılgın, mahzun ve bilge yüzlerdeki derin kırışıklıklara bakarken lokomotifin ne olduğunu göreceksiniz.
Anadolu’nun kayıp şarkıları neden asla kaybolmayacak ve bu ülkeye dair umudumuz neden asla solmayacak göreceksiniz.
Tek bir türkü yeter…
Tek bir nağme…
Fazla söze gerek yok ki…
Gidin ve neyi kastettiğimi kulaklarınızla, gözlerinizle, kalbinizle ve ruhunuzla hissedin.
O kendini zaten anlatacaktır.
Bu zamanda, en çok ihtiyaç duyduğumuz anda bu şarkılar…
Helal olsun Nezih.
Yüreğine sağlık.

Serdar Akinan

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: