Tepki siyaseti

Demokratik düzenin zayıf yanlarından biri, halkın desteğini sağlamak için, yönetenlerin karşılaştıkları olaylarda gösterdiği tepkilerdir. Bir tepki, onu destekleyen maddi şartlar olmadan, faydalı olmak bir yana, zarar verirler. Mesela 1915 olayları dış destekle isyan eden Ermenilere karşı, isyancılarla sınırlı tutulması gereken bir tepkinin yaygınlaştırılması ve Ermenilerin tehcir edilmesidir. Bu olay daha sonra, haksız yere, soykırım olarak adlandırılmış ve hala uğraştığımız bir soruna dönüşmüştür.

Savaş açmak isteyen bir güç sebepsiz yere saldıran konumuna düşmemek için karşı tarafı tahrik eder ve onun tepki göstermesini bekler. Oyuna düşerseniz sert bir tepki gösterirsiniz ve karşı tarafın hedefine ulaşmasına yardım etmiş olursunuz.

Bir tepkinin nasıl olumsuz sonuçlar yaratacağının örneği yaratılanı Yaratandan ötürü severiz diyen Başbakanımızın ülkemizde geçim derdinde olan Ermenistan vatandaşlarını dışarı atabileceğini söylemesidir.

Türkiye yıllardır tepki göstermesi belenen bir provokasyonla karşı karşıyadır. Türkiye ile birliktelikten daha iyi hiçbir seçeneği olmayan Kürtler sürekli tahrik edilmekte ve tepki göstermemiz beklenmektedir. Bu projeyi uygulayan güçlerin Kürtler hakkında hiçbir olumlu düşüncesi yoktur ve hedef Türkiye’dir. Böyle durumlarda bir açmazla karşı karşıya kalınır. Tepki göstermezseniz halkın desteğini kaybedebilirsiniz, tepki gösterirseniz karşı tarafın hedefine varmasını sağlarsınız. Yapılacak şey terörist ya da provokatörlere sert tepki göstermek, söz konusu halka olabildiğince yumuşak davranmaktır. Çünkü o halk da bu provokasyonların etkisi altındadır.

Tepkilerin en önemli sonucu iki tarafı ayrıştırmasıdır ve çoğunlukla bu ayrışmayı sağlamak için yapılır. Bu konuda bir endişemi dile getirmek istiyorum. Son günlerde gündemimizi işgal eden darbe tartışmaları sadece demokrasinin güvence altına alınması amacında mıdır yoksa o da bir ayrıştırma projesi midir? Suç işleyen şüphesiz cezalandırılır ama sadece ithamları ön plana çıkarıp itham edilenlerin savunmalarını görmezden gelmek hem haksızlıktır hem de ayrışmayı gerçekleştirir. Oysa bu konuda yazı yazan ve konuşanlar itham edilenlerin sözlerine de yer verseler cepheleşmenin önüne geçilir. Yani itham edilen de bizim bir parçamızdır ve farklılığımız sadece işledikleri suçla sınırlıdır. Her hastalığını temaruz, her savunmasını yalan sayamayız. Eğer gerçek dışı bir ithamla karşılaşırlarsa onu da biz savunuruz dememiz gerekir.

Tepki göstermek hatta bu konuda abartılı davranmak bireyleri tatmin eder. Ancak devlet birey değildir ve onun bilgeliğin temsilcisi olması beklenir. Her zaman yüce duygularla donanmış olmalıdır. İnsanlar onu acımasız bir güç değil gerektiğinde merhametin bir simgesi gibi görmelidir.

Önümüzdeki günlerde bizi tahrik edecek ve aşırı tepkilere yönlendirecek olaylarla karşılaşabileceğimizi hissediyorum. Umarım duygusal davranmaz aklın yolunda gideriz.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: