Türkiye-Almanya ilişkileri

Merkel’in ülkemizi ziyareti öncesi genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Bu konuda kritik soru şu olabilir: Türkiye AB üyeliğini temel hedefi kabul ettiği ve öngörülen kriterlere uymak için çaba harcadığı bir dönemde neden Almanya Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkarak imtiyazlı ortaklık önermiştir? Oysa aynı dönemde İngiltere üyeliğimizi kabul etmek bir yana bunun için büyük bir çaba harcıyordu.

Bu durumu Türkiye’nin Almanya açısından önemsiz olduğu ve bu yüzden üyeliğimize karşı çıktığı şeklinde değerlendirmek gerçeklerin ters yüz edilmesi anlamına gelir. Almanya Türkiye’yi çok önemli görüyordu ama onun, AB içinde ayrı bir güç odağı olan ve Almanya ile rekabet eden İngiltere’nin yanında olmasının AB içindeki dengeleri İngiltere lehine değiştireceğini düşünüyordu. Ayrıca Türkiye’de Almanya’yı destekleyen, onunla birlikte hareket etmek isteyen güçler tasfiye edilmişti ve iç politikada Alman etkisi minimum düzeydeydi. Genel kanaatin aksine Türkiye AB içinde olsun ya da olmasın hem bölgedeki hem de AB içindeki dengeleri etkileyecek önemdeydi.

Almanya bir ikilemi yaşıyordu. Eğer Türkiye AB üyesi olursa AB içindeki ağırlığı azalacaktı. Çünkü Türkiye İngiltere’nin önderlik ettiği grup içinde yer alacaktı. Türkiye AB dışında kalırsa Ortadoğu başka güçlerin kontrolüne geçecek ve AB’nin büyük güç olma hevesi gerçekleşmeyecekti. Ayrıca Almanya’da yaşayan Türkler ülkelerinin etkisinde olduğu için bunun bir iç soruna dönüşmesi mümkündü.

Almanya’nın Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık teklif etmesine yol açan durum buydu. Bu teklifle bir yandan AB içindeki gücünü zayıflatacak bir gücü birlik dışında tutacak, diğer yandan onunla ilişkilerini koparmayacaktı. Zaten AB ülkeleri artık ortak bir dış politika uygulamıyor, her ülke kendi başına hareket ediyordu. Almanya’nın etki alanında olduğu düşünülen Doğu Avrupa ülkeleri, başta Polonya olmak üzere giderek Almanya’dan uzaklaşıyordu.

Türkiye bölgesel bir güç olmak; ABD, Rusya gibi büyük güçlerle ilişkilerini geliştirmek isterken ve Ortadoğu sermayesini kalkınmasında kullanmaya çalışırken neden hala AB hedefinden vazgeçmiş görünmedi? Çünkü bu hedefe ulaşmasını engelleyenlerin Almaya ve Fransa olduğunu göstermek ve kamuoyunda onlara yönelik eğilimi azaltmak istiyordu.

Almanya’nın ülkemize yönelik yeni stratejisinin şöyle olacağını düşünüyorum: AB üyeliği söz konusu olmayacak. Zaten bu birliğin gerçekleşmesi ihtimali giderek azalıyor. Almanya Türkiye ile ikili ilişkilerini geliştirecek ve ülkemizde yatırımlar yaparak ekonomik üsler oluşturmak ve buna dayanarak siyasi etki yaratmak isteyecektir. Almanya’da Türk okullarının kurulmasına izin vermeyecektir. Bunun oradaki soydaşlarımızın asimilasyonunu engelleyeceğini düşünmektedir. Yeni  stratejisini bütünleşmek üzerine değil ittifak üzerine oluşturacaktır.

Yunanistan’a ekonomik yardım yapmaya karar verilseydi bunun yükünü daha çok Almanya çekecekti. Oysa silahlanma harcamalarının azalması daha çok Fransa’yı etkileyecektir. Bu durum Türk-Yunan ilişkilerinde bir yumuşamaya neden olur.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: