Ne İş Mösyö ,Hayırdır !

Bir çok uluslararası uzman, hayli zamandır araları soğuk olan Fransa-Türkiye sevdasının yeniden “alevlenmesini”, Başbakan Erdoğan’ın yaptığı son Paris gezisine bağlasa da, “Parisien”leri düşen burunlarını yerden almaya ikna etmek o kadar kolay olmasa gerek.

İki ülke arasında yaşanan anlaşmazlık maddeleri Akdeniz meselelerinden Ortadoğu’ya Kafkaslar’a uzanan çeşitli noktalar içerse de, işin püf noktası elbette Avrupa Birliği.

Paris’in AB’ye Türkiye’nin üyeliğine karşı sürüdüğü ayak o kadar çok can sıktı ki, bu işe bir dur deme vakti çoktan geldi. Ama nasıl?

Türkiye’nin AB’ye yönelik arzusunun körelmesinden en rahatsız olan ülkelerin başında ABD ve İngiltere geliyor. Karşı cepheye de Fransa ve Almanya’yı koymak-bir çok önemli detay da var elbette ama genel olarak-mümkün.

Bu haritalamayı etkileyen ise Ankara’nın yeni küresel pozisyonu. AB’yi ve Fransa’yı zora sokan da bu yükseliş zaten. (Fransa liderliğinin soğuk duruşana ülke içi politik dengeler de katılmalı kuşkusuz.)

Nihayet Erdoğan’ın Fransa’ya gitmesi ve karşılığında yıl sonuna doğru Sarkozy’nin Türkiye’ye gelecek olması havayı tam ısıtmasa da, ılımanlaştırmış bulunuyor.

İşte o noktadan sonra da, Fransız kamuoyunun iknası geliyor. İşte size iki örnek: Aynı tarihli ayrı ve büyük Fransız gazetelerinde çıkan haberler:

1) “Avrupa Birliği Türkiye’ye mecbur” Liberation (Ülkenin ikinci büyük gazetesi.)

“Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy artık Türkiye’yi görmezden gelemez. Türkiye, Avrupa için ihmal edilemeyecek önemde bir ülke. Sarkozy, Rusya ile Türkiye’yi de içine alan bir Avrupa güvenlik ve ekonomi bölgesi yaratmak istiyor. AB sonunda Türkiye konusunda kendisini daha hızlı ilerleme konusunda mecbur hissedecek. Ama yengeç gibi yan yana ilerleyerek değil, euro bölgesine ve birliğe giren bir Türkiye için dümdüz ve dört nala ilerlemek zorunda”.

2) “Türk diplomatlar dünyanın fethi için yola çıktı” ‘Le Monde. Küresel saygınlığa ve diplomatik haberlerinin niteliği ile övünen Fransız gazetesib)

“Türkiye, izlediği dış politikayla dünyanın dikkatini çekmeyi sürdürüyor. Türk diplomatları, dünyanın fethi için yola çıkıyor, yeni karmaşık sorunları keşfediyorlar. Türk Kissinger Dışişleri Bakanı Davutoğlu döneminde Türkiye bir ‘diplomatik cüce’ olmaktan çıktı. İstanbul, yine bir bölgesel fener oluyor. Suriye, Irak, Yunanistan ve Ermenistan ile ilişkilerini geliştiren Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın zayıflamasından yararlanarak, Ortadoğu’da başlıca bir oyuncu hale geliyor”.

Türkiye bu aşka diplomatik olarak karşılık verecek elbette. Sarkozy’nin müstakbel ziyareti sırasında yayınlanacak gazete manşetleri şimdiden hayal edilebilir.

Uzlaşma ne kadar ileri gider şimdiden kestirmek zor. İlişkilerin önündeki en büyük engel ise Başbakan Erdoğan’ın boyu

www.iyibilgi.com
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: