Türkiye AB Aşkı

1960’li yıllarda Türkiye ile Avrupa ilk karşılıklı adımlarını attılar. Türkiye kağıt üzerinde Avrupa’lı kabul edilmişti. Uzun soluklu bu “Macera” esasında zihin bulandırıcı bir hal aldı. Zira bu ilk adımlar atıldığı dönemde Avrupa’ya düşman olan ülkeler bugün Avrupa Birliği’nin bir parçası iken, Türkiye hala demokrasi yolunda adımlar atma çabasında. Üstelik başlayan müzakerelerin üyelik ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı bile belli değil.

Peki Avrupa Birliği için Türkiye’yi bu kadar kritik kılan nedir? Neden Avrupa Birliği Türkiye’ye ne evet ne de hayır diyebiliyor?

Kültürler Arası Dialog

AB, Fransa ile Almanya arasında bir barış köprüsü olarak kuruldu. Zamanla genişleyen bu birliğin en temel hedeflerinden bir tanesi de içerdiği bölgede barış ve demokrasiyi yerleştirmek haline geldi. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilmiş olması AB için önemli bir söylem. AB’nin Hristiyan topluluğu olmadığı Türkiye’nin varlığı ile ispatlanabilir. Tersi bir durumda ise AB’nin barış projesi iddiası ciddi şekilde yara alır.

Türkiye Ekonomisi

Türkiye halen Dünya’nın en büyük 16’ıncı ekonomisidir. Avrupa Birliği ekonomi kriterlerine uygun bir Türkiye, AB için önemli bir tarım ve sanayi istasyonu olacaktır. ABD ve Çin gibi ekonomi devlerinin karşısında bir birlik olarak durmak gerekirken, Türkiye’nin AB’ye katkısı yadsınamaz. Ayrıca Türkiye halen ticaretinin çok büyük bir kısmını AB ile yapmaktadır. Varolan gümrük birliği anlaşmaları sayesinde malın serbest dolaşımı sağlanmıştır ki bu da ekonomik entegrasyon açısından AB ve Türkiye’nin geri dönülmez bir noktaya gelmiş olması demektir. Ne AB ne de Türkiye bu bağlamda birbirinden pek de vazgeçemezler.

Türkiye’nin Genç ve Ucuz İşgücü

Türkiye genç nüfus ve ucuz işgücüne sahip bir ülkedir. Bu anlamda Dünya ile rekabet etmek zorunda olduğunun farkında olan Avrupa Ülkeleri; Polonya örneğinde de olduğu gibi Türkiye’yi reddetmek istemezler. Aksi taktirde çok yüksek ücret politikasına sahip, nüfusu yaşlanmakta olan bir Avrupa Birliği’nin ilerleyen yıllarda diğer ekonomilerle rekabet şansı kalmaz.

Türkiye’nin Ortadoğu Liderliği

Kimileri anlamsız bulsa da, kimileri abartsa da; Türkiye, Ortadoğu’da söz sahibi ülkelerden bir tanesidir. Halen bölgede tamamen Amerikan çıkarlarını koruyacak bir yapı mevcuttur. Suudi Arabistan’dan, İran’a kadar olan bölgede Avrupa Birliği’nin etkisi git gide azalmaktadır. Enerji için önem arzeden bir bölgede, AB’nin Türkiye fırsatını tepmesi şanssızlık olur.

Türk Dünyası

Özellikle 90’lı yıllardan sonra daha da fazla ortaya çıkan Türki Devletler, halen yeteri kadar bir araya getirilememiş olsalar da, Türkiye için önemli bir etki alanı arz etmektedir. AB, bu vesile ile bu ülkeler için en azından olumlu bir muhtemel arabulucuyu reddetmek istemez.

Rusya, Türkiye İşbirliği

Son yıllarda, Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi oldukça arttı. Hatta çeşitli dönemlerde bu ticari yakınlığı kıskanır nitelikteki yorumlar, Yunan basınında geniş yer buldu. Bu ticari ve turistik yakınlığın, dış politika ve enerji konularında da ilerlemesi, Avrupa’lının hiç ummadığı sonuçlara gebe olabilir. Eğer Avrupa Birliği, Türkiye’yi tamamen dışlarsa; İran, Çin ve Rusya üçgeninde kendine yer bulacak bir Türkiye, AB için kaçan büyük bir balık olur. Bu durumda enerji yolları, Türki Cumhuriyetler ile ilişkiler ve Ortadoğu sorunu konusunda AB’nin neredeyse etkisi kalmaz.

Türkiye’nin bu zamana kadar edindiği AB tecrübesi

Türkiye uzun süredir AB yolunda adımlar atıyor. Atılan her adım, Türkiye’yi daha da demokratikleştiriyor. Türkiye tartışarak gerek dış politika gerekse iç politika konularında deneyim kazanıyor. Türk halkı kendisini Avrupa halkları ile kıyaslayarak, hakkı olanın daha fazla farkında oluyor. Yıllardır toplumun edinmekte olduğu bu tecrübeler, Türkiye’ye kendi yolunda ilerleyebilme özgüvenini de vermiştir. Türkiye bu deneyimlerini yeni kurulabilecek bir birliğe de yansıtabilecektir. AB kendi öğrettiği kurallarla mağlup olmayı istemez. Bunca yıldır dizinin dibinden ayrılmayan Türkiye’ye git demez.

AB’nin 50 yıldır vermekte olduğu vaadler

Belki de en önemli baskı unsurlarından bir tanesi de 50 yılı geçen süredir Avrupa tarafından Türkiye’ye vaad edilen üyeliktir. Her seferinde sulandırılmaya çalışılsa da, karşıtları çok olsa da, Türkiye kendisine düşen görevi yerine getirdiği taktirde top her seferinde AB’de kalacak ve AB için çifte standart testleri başlayacaktır. Tüm Dünya toplumları nazarında Avrupa’nın samimiyetini ölçebilecek kadar değerli bu sınavları AB ülkeleri geçmek istiyor. Bunca zamandan sonra AB’nin Türkiye’ye hayır diyebilmesi çok zordur.

Bu unsurlar eşliğinde Avrupa Birliği “Ne seninle ne de sensiz” kıvamında Türkiye politikasına bir süre daha devam edecektir. Bunun nerede duracağına ise Türkiye karar verecek..

Kısacası,yukarıda Milliyet blog’dan alıntısını yaptığım bu yazı der ki;Sırf müslüman bir toplum olduğu için  ve AB kesinlikle ‘hırıstiyanlar külübü ‘ olduğundan hemen hemen tüm AB ülkeleri Türkiye’yi aralarında görmek istemezler… Ama özellikle de Fransa ve Almanya -sözcülüğünü diğer küçük AB ülkelerine (Belçika,Kıbrıs rum Kesimi vs ) yaptırarak neden Türkiyeyi istemiyor? Çünkü ,Türkiye AB’ye girerse onların saltanatı sallanacak ,Türkiye karar mekanizmalarında etkin bir ülke olacak… güç paylaşımını istemiyorlar.. Türkiye’nin hiç de öyle konuşurken ağzı,burnu kulağı ile oynayıp yalan söyleyen sözde uzmanların saçmaladıkları kadar AB’ye ihtiyacı yoktur… AB’nin coğrafi ve ekonomik olarak gidebileceği bir yer kalmadı ama Türkiye’nin var ve o alternatifleri de değerlendirmeye başladı bile.. Yani , bir zamanlar Ecevitin dediği gibi ‘gün gelecek AB bize birliğe girmemiz için teklifte bulunacak ‘ sözü pek yakında gerçek olur.. Batı dünyası kendi içinde alenen ırkçılık yapıyor olsa bile ,Türkiye’yi  ‘öcü’ olarak kendi insanına lanse etmeyi başardı… Hatta , bizden de avrupa’da  hiç yaşamayıp sadece oralara gittiklerinde lüks otellerin 15. katlarından seyrederek avrupayı bize ballandıra ballandıra anlatan masa başı gazetecileri ve sayın aydınlarımız bolca mevcut..

AB, kendi parmağının arkasına saklanmış…bizi de enayi yerine koyuyorlar..ama artık geçti o günler

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: