Yeniçeri’nin Tarihten Silinmesi

II. MAHMUD YENİÇERİLERİ İSYAN ETTİRİP, TARİH SAHNESİNDEN SİLDİ

 
II. Mahmud, yeniçeri ayaklanmaları yüzünden, önce amcasının oğlu III. Selim’in tahttan indirilmesine, sonra da sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa’nın öldürülmesine şahit oldu. Sultan, bu yüzden, düzensizlik ortamında kendilerine kârlı bir düzen kuran yeniçerilere karşı ihtiyatlı ve sabırlı hareket etti. II. Mahmud, ya kendisini ya da artık bir güruhtan başka bir şey olmayan yeniçerileri tarih sahnesinden ebediyen silecek nihaî karşılaşma için bir süredir gizliden gizliye hazırlandı.

29 Mayıs 1826’da Ağa Hüseyin Paşa’nın sarayında, devlet adamları, şeyhülislam, ulemanın ve yeniçeri ocağının ileri gelenlerinin katıldığı toplantıda “Eşkinci” adı altında yeni ve düzenli bir ordu kurulmasına karar verildi. Yeniçeri ocağındaki 51 ortanın her birinden 150 kişi alınarak yeni askeri teşkilat kurulacaktı. Toplantıya katılan yeniçeri subayları bu duruma razı olduklarını belirten bir sened imzaladılar ama bu yeni ordunun hayırlarına olmayacağını biliyorlardı.

Aslında Eşkinci Ocağı’nın kurulması, II. Mahmud’un yeniçerileri ortadan kaldırmak için hazırladığı tuzağın bir parçasıydı. Sultan, 11 Haziran’da eşkincilerin Avrupa tarzında üniformalarla talime başlayacağını ilân ederek, yeniçerileri isyana teşvik etmişti.

Yeniçeriler 15 Haziran 1826 Perşembe gecesi isyan ettiler. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Etmeydanı’nda toplanıp, burada meşhur kazanları son defa kaldırdılar. Ancak kaldırdıkları kazanın altında kaldılar. Önceden bu isyanı bekleyen ve hazırlıklarını yapan II. Mahmud, halkın, diğer askeri grupların ve ulemanın desteğini alarak binlerce yeniçeriyi öldürüp, yeniçeri ocağını tarihten sildi.

                                     DİN YOLUYLA MEŞRÛİYET

Kılıcını kuşanıp, halkın ve ulemanın desteğini alan İkinci Mahmud, 1826’da yeniçeri ocağını ortadan kaldırdı. Yeniçeri Ocağı’nın yerine halkın ve ulemanın sempatisini ve desteğini kazanmak amacıyla, Hz. Muhammed’in ismine izafeten Asâkir-i Mansure-i Muhammediye”, yani Hazreti Muhammed’in Muzaffer Askerleri adıyla yeni bir ordu kuruldu.

Yeni kurulan ordunun halk ve ulema gözünde meşruiyetini sağlamak için ordunun teşkilatında imamlara da yer verilmiş, her kışlada birer mektep yapılarak, mutlaka günde bir kez Kur’an-ı Kerim okunması ile ilmihal bilgilerinin öğretilmesi ve beş vakit namazın cemaatle kılınması da kanunname hükümlerine ilave edilmişti

                                      REJİMİ KORUYUP, KOLLAMA

1826’da Yeniçeri Ocağı’nın ortadan kaldırılmasıyla Yeniçeri Ağalığı tarihe karıştığından yerine 1826’da “Seraskerlik Kurumu” kurulmuştu. Başlangıçta seraskerlik makamı Mansure Ordusu’nun komutanı olarak teşkil edilmekle birlikte, kısa sürede bütün kara ordularının komutanı hâline geldi.

Askeri sistemdeki değişim ve dönüşüm süreci seraskerliğin statüsünü ve önemini artırdı. 1836’daki teşrifat, yani protokol düzenlemesiyle serasker, protokol bakımından şeyhülislam ve sadrazamla denk hale geldi. Bu durum askeri sınıfı, idari ve siyasi yapının temel dayanakları birisi yaptığı gibi ordunun iktidar üzerindeki etkinliğini de arttırdı. Yeni rejimi koruma ve kollama görevi de artık yeni ordunundu.

Kitaptan alıntıdır..p>

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: