KİM Yaptı,Kim?

   Başrollerini Kevin Kline ve Sigourney Weaver‘ın oynadıkları filmi DigiTürk’te izledim.
Filmin orijinal ismi
“Dave”.
Türkçeye
“Bir Gecelik Başkan” olarak tercüme edilmiş.
Konu inandırıcı değil (Beyin felci geçiren Başkan’ın yerine, ona ikizi kadar benzeyen bir taklit ustasını koyuyorlar) ama senaryoyu yazan
Gary Ross ve filmi yöneten Ivan Reitman’ın da “inandırıcı olmak” gibi bir zorlamaları yok.
Film tam bir fantezi…
Ama öylesine gerçekleri anlatıyor ki…

Neyi mi?..
Amerikan Başkanlarının bir
“HİÇ” olduklarını…
Attıkları imzalardan bile haberlerinin olmadığını…
Amerika’yı, küresel şirketler adına küresel şirketler tarafından atanmış baş danışmanların yönettiklerini anlatıyor…
Ve bir de felsefe yapıyor:
“Birbirinin aynı bedeni taşıyan iki kişiden biri çok iyi diğeri ise çok kötü olabilir. Önemli olan beden değil, ruhtur”.
Ama ben mesajın “siyasi” içeriğine dikkat çekmek istiyorum.
Misal bizim
12 Eylül 1980 darbesi.  

“12 Eylül’ü küresel şirketler yaptı” dediğim günlerde de bizim aydınlarımızın(!) “alay” konusu olmuştum…
Şimdi maşallah pek çoğu
“Haklısın” demeden o günkü söylediklerimin doğruluğunu kabul ediyorlar…
12 Eylül darbesi gerçekleşti meclis kapatıldı.
Liderler
Hamzakoy’a tatile(!) gönderildiler…
İşte tam da o saatte ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı
Paul Henze, Başkan Carter‘a “Bizim çocuklar bu işi başardı” diyerek sevinç gösterisi yapmıştı.
O gün askeri darbe işlerine geliyordu çünkü
Türkiye hem yeşil kuşak projesinde kullanılacaktı hem de piyasa ekonomisine atlayarak Küresel Şirketlerle uyum sağlayacaktı.
Bugün şartlar değişti.
ABD asla darbe istemiyor…
Darbeyi akıllarına getirenlerin başlarına neler geldiğini de hep birlikte izliyoruz.
En taze örneklerini de 2 yıl önce yaşadık:
Küresel şirketlerin güdümündeki
ABD yönetimi bu sefer de şöyle dedi bizim sivil genelkurmay başkanına:
“Hey bizim çocuk, göreyim seni. 367 olmadan meclis genel kurulunun cumhurbaşkanlığı seçimlerine başlayamayacağı iddiasını at ortaya…”
O da aynen denileni yaptı.
Aklımız başımızdan gitti.
Yetmedi…
Bu kez de üniformalı genelkurmay başkanına seslendi:
 “Hey bizim çocuk, çek bakayım bir 27 Nisan muhtırası!..”
Bir baktık muhtıra verilmiş bile.
                                   ***
Bu söylediklerim, “Bizim gibi ülkelerde iktidarları da küresel şirketler atar” şeklinde anlaşılmasın lütfen…
Bizi seçenleri tabii ki necip
Türk Halkı seçiyor (seçilenlerden belli değil mi?).
Ama…
Seçilmeyi garanti altına almak isteyenler ve seçildikten sonra da o koltukta oturmak isteyenler, önlerine gelen bütün emirlere aynen uymak zorundadırlar…
Ve…
Ben kendi adıma küresel oyunda
“figüran” olmaktansa bu gerçekler ışığında “oyuncu” olmayı çok isterim…
Yeter ki kâğıtlar karıldığında bizim önümüze de beş tane kart bırakılsın…
İsterse beş benzemez olsun…
Ak Parti işte bunun (kâğıtların dağıtıldığı masada oturmayı başarabildiği) için iktidarda kalıyor…
Ama…
Eğer direnmeye kalkar ya da verilen görevi yerine getiremezse bir
Watergate de onun için düzenlenir.
Hem de en yakınındaki danışmanları kurar oyunu…
 
  • Ömer Hayyam zamanı şöyle anlatmıştı:Yaşamanı akla uydurman gerekir,
    Ama bilmezsin akla uygun olan nedir;
    Bereket eli çabuktur Zaman Usta’nın,
    Başına vura vura sana da öğretir
     

 

HEY BİZİM ÇOCUK!..
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: