Terör ve Ortakları !

Masum insanlar ölüyor diye ahkam kesenler, tarihi zorunlulukların yarattığı değişimleri yapamıyor yaşadıkları düzenin gerçeklerini anlamıyor, anlasada halkından gizleyerek gerekli çözümü yapmıyorlarsa bu terörün ortağıdırlar.

Egemen sınıf, ezilen ve sömürülenlerin her başkaldırı teşebbüsünü “terör” diye damgalayıp suçluyor. Açlığını işsizliğini haykıran işçinin, hak arayan öğrencinin, taş atan çocuğun, neredeyse her direnişin adı “terör” eylemi olarak gösterilmeye çalışılıyor. Burjuvazi terör kavramını kendi azgın çıkarları adına kullanarak, ülkede ciddi bir toplumsal-politik sorunun tartışılmasına bile komplo teorileri üreterek gerçekleri örtbas edilmesine çalışıyor. O zaman günümüzün bu sihirli sözcüğü terör, terörist nedir, ne anlama geliyor hangi sınıf tarafından ne amaçla kullanılıyor. İnsanı terörist yapan nedir? Terör sadece silahlı, bombalı saldırı mı, yoksa etkileri aheste aheste açığa çıkan ve neticede çok yıkıcı sonuçlar doğuran iktisadi, siyasi uygulamaları da kapsar mı? Örneğin bir hükümetin, halkını yoksulluğa, açlığa sürükleyen kararları, ya da Dünya Bankası’nın, IMF’nin az gelişmiş ülkelerde açlıktan ölmekte olan halka halen kemer sıkma politikalarını dayatması, BP gibi bir petrol firmasının kazanç uğruna dünyanın dibini oyması çevreyi kirletmesi denizlere zehir akıtması terörizm sayılabilir mi?

Terör, sözlük anlamında amaçsız, kör bir şiddet olarak geçiyor. Amacı da toplumu, insanlığı ve dünyayı huzursuz etmek oluyor. Bu kör şiddeti uygulayana da terörist deniliyor. 11 Eylül saldırısı sonrası bu kelimeyi en fazla kullanan ülke ABD. Birde onların tarifine bakalım. ABD anayasasında ve ordu kitapçıklarında terörizm şöyle tanımlanıyor: “Sivilleri hedef alarak ve siyasi, dini ya da başka amaçlara hizmet etmek üzere, insanları sindirmek, korkutmak, sıklıkla da öldürmek için şiddeti hesaplı bir şekilde kullanmak.” Yine ABD’li bilimci Noam Chomsky’nin gözlemlerine göre bu tarif ABD’nin resmi politikası ile hemen hemen örtüşüyor. Chomsky’ye göre resmi terörizm tanımı çerçevesinde ABD önde gelen terörist bir devlet, çünkü söz konusu uygulamalara sürekli başvuruyor diyor. Peki bu tarife uygun bir örgüt veya şahıs Türkiye’de var mı? Devlete göre çok. 12 Mart 12 Eylül’de topladığı bütün gençler, devrimciler dağa çıkanlar hepsi terörist. Ama aynı devlet bu şahısları asarken, zindanlarda çürütürken iddia ettiği suçlama, onların mevcut düzeni silah zoruyla yıkıp yerine Marksist-Leninist bir iktidar kurmak diyor. Burada bir çelişki yok mu? Madem terör amaçsız, kör bir şiddet ise, asılan, dağa çıkan hapse girenin de çok açık bir amacı var bunu devlet de kendi iddianamesiyle ispat ediyor. O zaman ya onların böyle bir amacı yok, ya da onlar terörist değil. Bununla da kalınmıyor. Emperyalistler ve işbirlikçilerine göre yeryüzündeki bütün ulusal kurtuluş mücadelesi veren örgütler, devrimciler terörist. Ülkesinde faşist bir diktatorluğa karşı çıkan, sömürü, açlık yoksulluk son bulsun diyen, adalet, demokrasi, özgürlük isteyen terörist.

Peki şöyle bir soru aklımıza gelemez mi? Şiddet devlete karşı oluyorsa terör, uygulayanda terörist. Peki devlet halka karşı şiddet yapıyorsa buna ne demeli? Canlı yayında, çıplak gözle izlediğimiz halkını joplayan polisler. Öldürülen gömülen üstü örtülüp faili meçhule havale edilen katliamlar. Yakılan köyler, işkencede öldürülen gençler, işkence tezgahları kurulan hapishaneler, halka karşı katliamlar. Peki bunları yapana terörist diyebiliyormuyuz? Emperyalistler ülkemizi yerli işbirlikçilerle işgal etmesi, sömürmesi terör değildir, siz buna karşı anti-emperyalist eylemler yaparsanız terördür.

Bir başka açıdan bakalım, terör illede ele silah alıp rastgele ateş etmek değildir. Dünya’da 10 milyar insana yetecek gıda maddesi var deniliyor. Aynı dünyada günde her 3 saniyede bir çocuk açlıktan ölmekte. 1 milyardan fazla insan her gün yatağa aç giriyor 3 milyardan fazlası açlık sınırında yaşıyor. On yılda aynı dünyanın sahiplerinin yaptığı talan savaşlarında 3 milyon çocuk ölüyor, 10 milyon çocuk psikolojik travma geçiriyor, 6 milyon çocuk sakat kalıyor. Ama aynı dünyada halen nüfusun yüzde 2’sinin sahip olduğu varlıklar, nüfusun yüzde 50’sinin sahip olduğundan daha fazla. Peki bunu yapan, yapana göz yuman terörist değil mi? İşte böyle bir dünyanın uyumsuzluklarını siz 120 kelimeyle düşünür ve sesinizi çıkarmazsanız vatansever, 120 bin kelimeyle düşünür karşı çıkarsanız terörist oluyorsunuz.

Yine mayın patladı, yine karakol basıldı, hiç suçu olmayan insanlar öldü. Asıl suçlular olayları kınadılar, başsağlığı dilediler, terörü lanetlediler, şehitlere Allahtan rahmet dilediler olay yerinde göstermelik araştırmalar yaptılar, Milli Güvenlik kurulunu topladılar yeni harcamaları, yeni önlemleri, yeni silahları konuştular. Şehitler doğdukları bölgelere gönderildi. Cenazelere çok sayıda katılım oldu. Sözde yurdunu sevenlerin harman olduğu cenazelerde ‘’şehitler ölmez vatan bölünmez sloganları, dini bütünlerin ağır olduğu bölgelerde tekbir sesleri ile şehitler son yolculuğuna uğurlandılar. Aynı kitle aynı yöneticiler aradan hiç zaman geçmeden yeni şehitleri beklemeye koyuldular ama bu filmin artık bir yerde bitmesi için kafa yormadılar. İşte anlayamadığım işte sorgulamak istediğim nokta burası. Hep bildik görüntüler, biz bu filmi izlemekten usandık, ama onlar aynı filmi geriye sarmaktan usanmadılar. Biz bu temcit pilavı’nı yeterince yedik ama onlar ısıtıp ısıtıp önümüze koymaktan bıkmadılar. Açılım demeniz, TRT şeş açmanız, kürtçe dili kabullenmeniz hepsi birer yüzyıllık suçluluğun itirafı. Çünkü bu ülkede insanlar ana dilini konuştuğu için yargılandı hapislere atıldı. İki buçuk günlük yaşamın iki buçuk sorununu politik hırslarınız, menfaatleriniz, koltuk sevdalarınız, apoletli konumlarınız sürsün diye bir türlü sonuca bağlamıyor, ömrünüzü birkaç güdük konuyla geçiştiriyor ama bu dünyayı halkınıza zehir ediyorsunuz. Sorunun hep öldürmekle çözüleceğine inanıyor, yıllardır öldürüyor ama bu topraklarda 29 tane isyanın olduğunu bilmemezlikten geliyorsunuz. Albert Einstein şöyle söylüyordu. “Aptallığın en açık kanıtı, aynı deneyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir’’. Siz aynı deneylerde değişik netice bulma uğruna ülkeyi batırıyorsunuz. Bugüne kadar terörle mücadele için resmi 300 milyar dolar gayrı resmi 1 trilyon doları harcandığı söyleniyor. Bu para halkın aşına ekmeğine el konularak, ağır zamlar, katlanılmaz vergiler uygulanılarak halktan toplandı, adam öldürme makinalarına harcandı. Bu parayla neler olmazdı. Bu para, insanları öldürmek yerine yaşatmak için harcanırdı. Türkiye’nin alt yapısı, eğitimi, hastaneleri, yolları yapılır, yatırımlar çoğaltılır işsizlik önlenir. Gençlere kültür merkezleri, yaşlılara bakım evleri, çocuklara oyun bahçeleri yapılırdı. Günümüzde bilim ve teknolojinin bütün mucizelerine rağmen bu para devletin yüce çıkarları adı altında azınlık haklarının yok edilmesine, faili meçhul cinayetlerin işlenmesine harcandı. Bu parayla Kürt halkı inkar edildi, isyanlar kanla ve idamla bastırıldı.

Halka karşı hergün zamlar yapan, halkı aç ve yoksulluğa mahkum eden, demokratik mücadelesine yasaklar koyan, baskı ve zor kullanan Devrimciler değil devletdir. Egemenler siz insanların en doğal hakları için baş kaldırmasını terör olarak damgalarsanız, Flistinli taş atan çocuğa gözyaşı dökerken, kürt çocuğunu hapse atarsan, ezeni ezileni, sömüreni – sömürüleni olan toplumlarda terör hep olacaktır. Terörsüz bir dünya isteyenler öncelikle terörlü dünyayı sorgulamalı, terörist dediği insanların neler istediğine kulak vermelidir. Dünya’nın her yerinde haksız savaşlar haklı savaşları doğurur. Bu savaşlar öldürür, asker sivil ayırımı yapmadan öldürür. Masum insanlar ölüyor diye ahkam kesenler, tarihi zorunlulukların yarattığı değişimleri yapamıyor yaşadıkları düzenin gerçeklerini anlamıyor, anlasada halkından gizleyerek gerekli çözümü yapmıyorlarsa bu terörün ortağıdırlar

kaynak:MUSTAFA TOKDEDE

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: