KUMAR …

Kumar nedir?

İng. Gambling. İnsanlara zararı dokunan kötü alışkanlıklardan ve haksız kazanç yollarından biri. Bir malı, eşyâyı veya parayı ele geçirmek ve onu mülk edinmek niyetiyle, oynanan her türlü tâlih, şans oyunu. İki veya daha çok kişi arasında, bahse girilen konuyu kaybeden tarafın mal vermeyi kabûl etmesi şartıyle yarış etmek, bilmece çözmek, bir oyunun ve at yarışı vs. gibi bir sporun sonucunda bahse girmek, ilmî bir münâkaşada bulunmak yollarından her biri kumar olur
Kumar adı verilen her türlü tâlihe, şansa ve tahmine dayanan oyun ve eğlenceler, insanlık târihinin hemen hemen her devrinde bütün toplumlarda oynanmış ve yapılmıştır. Toplumu kemiren bir sosyal yara olmuştur. Alın teri dökmeden, çalışmadan kazanmak hırsına kapılanlar, çalışıp kazanan insanların mâlî servetlerine çeşitli yollarla sâhip çıkmak istemişlerdir. Tenbelliği ve miskinliği âdet hâline getirenler, köşe başlarında ve kumar masalarında, varlık sâhibi olan kimseleri avlayıp, kandırıp aldatmak yollarını bulmuşlar ve insanların zaaflarından faydalanmak sûretiyle bunda muvaffak da olmuşlardır. Çeşitli oyun ve eğlenceleri kumara vâsıta yapmışlar ve böylece haksız kazanç yollarına sapmışlardır.

Bütün mal varlığını bir anda kaybeden kumarbaz, hanımının, kızının nâmusunu da kumarla sattığı ve hattâ kendisinin hürriyetini de kaybederek köle olmayı kabûl ettiği devirler olmuştur. Eski Roma’da, Yunan ve Cermen toplumlarında böyle olaylara sık sık rastlanmıştır. İslâmiyetten önceki devirlerde, Araplar arasında kumar meşhur olmuştur. Çin’de ve İran’da da yaygın olan kumar oyunu için hususî yerler yapılmıştır.

Eski Romalılar zar atarak kumar oynarlardı. Roma imparatorları şahsî ve hattâ devlet gelirlerini arttırmak için piyango düzenlerlerdi. Cermen kabîleleri arasında, yüksek meblağlar  ortaya konarak kumar oynandığını Romalı târihçi Tacitus yazmaktadır. İnsanların hayâtına kasdedecek kadar ileriye vardırılan kumarda, çoğu zaman Cermenler hayatlarını bir zar atışına bağlarlardı.

Oyun kâğıtları ile kumar oynamak ve fala bakmak, başta İtalya olmak üzere birçok Avrupa ülkelerinde yaygındır. Zamânımıza kadar gelen çeşitli şekillerdeki kâğıt oyunları, toplumlarda hastalık derecesinde yayılmıştır.

İran’da, kumarın daha çok oyun kâğıtlarıyle oynanması şekli yayılmıştır. Kumarhâneler, bu iş için kurulmuş husûsî yerlerdi. Tek veya çift zarla oynanan her türlü tavla, satranç, dama ve hatta çocukların ceviz oynaması gibi oyunlardı.

Bugün hemen hemen her ülkede kânûnî yasaklamalara rağmen kumar oynanmaktadır. Bu oyunların bir kısmı çocuklar arasında bile yaygın hâle gelmiştir. Ceviz ve misket oynamak gibi. Avrupa ülkelerinin çoğunda, devletin hiçbir müdâhalesi olmadan kumar oynanmaktadır. Çeşitli târihlerdeki devlet yasaklamaları hiçbir fayda sağlamamıştır. Fransa’nın güneyinde Monaco Prensliğindeki Monte Carlo şehri, bugün Avrupa’nın başta gelen kumar merkezidir. Bugün kânûnî izin yolları da açık tutularak, birçok sportif faaliyetler, piyangolar ve at yarışları, insanların kazanç yolu hâline getirdiği bahs, şans, tâlih oyunları şeklinde kumar oynanmaktadır.

KUMAR

Kumar;  her saniyesine tonlarca  para dökülen ,ay sonunu ucu ucuna yetiştiren maaşla çalışan ve aldığı parayla kumar oynamaya geldiği mekana ortak olmayı kendine nihai hedef seçen ,sahibine zarar bir zekaya sahip ve iradesine sahip olamayan insanların asla bulaşmaması gereken  dünyanın en pahalı zevki..!!

Bir girdabın içinde kaybolmak gibi bir şey kumar…Bugüne kadar kumar dolayısıyla evini-barkını kaybedenleri gördüğümüzde içimizde tukaka ettiğimiz, akılsızlık olarak yorumladığımız insanların durumlarını aslında hiçbir zaman hissedemediğimizi ancak bu illetin içinde biraz zaman geçirince ve siz de bir derece kayba uğradığınız vakit ancak o zaman hissedilebilen bir olgu olduğunu anlayabiliyorsunuz. Ama bizler bugüne kadar hep dışarıdan maval okuduğumuz için kumar girdabına girip, o girdaptan çıkamayan kimseleri hep anladığımızı sandığımız için ve de hep kendi açımızdan olaya yorumlar getirdiğimiz için; bu durumdaki insanları hep küçümsemiş ve onlara hep acıyarak bakmışızdır. Evet acınacak bir durum söz konusudur. Ancak bu acıma duygusu, kumarda kaybedilen mal-mülk yahut paradan öte yitirilen insani duyguların yitip gitmesi üzerine olduğu vakit ancak bir empati duygusuna ulaştığımızı gösterecektir. Yok benim “Bu taraklarda bezim olmaz” diyenlerin bile bir anda içine çekebilecek bir çekim gücüne sahip bir durum olarak görüyorum kumarı. Hani uyuşturucuya başlayan mağdurların o ilk seferden sonra bir ikincisi ve onu takip eden diğer seferlerdeki gibi kumar da bir kere “elini kaptırınca kolunu verdiğin” bir düzeneğe oturtturuyor insanı. Çünkü kumar, insanın içinde olan “kazanma ve bu defa olmadı ama bir sonraki el mutlaka kazanacağım” duygusunu ve  hırsını bir anda tetikleyerek, o en duyarsız ve ilgisiz olduğunu söylediğimiz kişiyi bile bir anda istemsizce kendisine çekebilme gücüne sahip.
Güzel mi güzel bir karısı olan ve ona aşkla muhabbet besleyen bir kocanın, bir anda kendisine şehvetle bakan ve bakmaktan gözünü alamadığı kadına el sürmesi gibi bir şey aslında kumar. Sadece bir kere el atılması bile kendisine “bütün dizginleri teslim etmenize” neden olabiliyor. Çünkü öyle büyülü bir dünyaya seni çekiyor ki bir anda akli melekelerinin hepsi hipnotize olmuşcasına dumura uğrayabiliyor ve onun içindeyken sadece duygu ve hislerinle hareket eden bir et parçasına dönüşebiliyorsun. Aslında “seks” ile çok ortak noktalarının olduğunu söylemek de pek yanlış olmaz. Seks esnasında nasıl beyninizin bütün fonksiyonları kısa süreliğine de olsa kontrol dışı kalarak kendisini sadece hazza ve şehvete bırakıyorsa, o geçen sürede yaşanan duyguların tavan noktasındayken ereksiyon sonrası  bir anda beynin tekrar devreye girmesi sürecinde yaşanan o boşluk gibidir aslında kumardaki durum da… Başlangıcı ve sonu arasındaki o süreci ancak yaşayabiliyorsun ancak hatırlayamıyorsun.
Oynanan parasal tutarların, seçilen kartların, topların,zarların vs. hiçbirisini hatırlayamadığınız o son tabloda, bir anda “sudan çıkmış balık gibi” olursunuz. “Ben ne yaptım? , neredeyim?” gibi saçma soruları peşi sıra sorarsınız kendinize ve o kayıt dışı olduğunuz sürede uğradığınız kaybı ancak beyninizin vücudunuzu tekrar kontrol etmeye başladığı andan itibaren anlamaya başlarsınız. İşte o andan itibaren her şey yeniden yazılmaya başlanır… Sorular sorarsınız kendinize ve o boşlukta olduğunuz zamanı değerlendirmeye ve yorumlamaya kalkarsınız ancak her seferinde bir sonuca ulaşamazsınız. Eğer sonucunca büyük bir kayıp da söz konusu ise, sonucuna da anlam veremediğiniz için giderek sinir kat sayınız artar ve ya etrafa ya kendinize zarar vermeyi düşünmekten kendinizi alıkoyamazsınız. İradenizin sınırlarını zorlamaya başlar ve kendi kendinizi zaptetmekte bile zorlanır duruma gelerek bir anda sinir küpüne dönüşür duruma gelirsiniz.
O büyülü ve cazip gözüken dünyanın sizi içine çekmesinden sonra, bir kıyım makinasına girmişcesine hem içindeyken hem de çıktıktan sonra liğme liğme edilmiş olarak yolunuza devam edersiniz. Malesef en başında bunu görmek imkansız olduğu için, o büyülü dünyanın sizin kazanma hırsını ve kolaylığını kamçılaması sonucunda elinizi kontrol dışı olarak harekete geçirirsiniz. Ancak sonunun hiç bir zaman da o başlangıçtaki gibi olmayacağını bilmeden kötü bir yola çıkmış olursunuz. Evet artık her şey için geç kalınmıştır…
Kumardaki o adrenalin ve heyecanı tarif etmenin imkansız oluşu ile kaybettiklerinizden sonra hissettiğiniz utanç ve hayıflanma duygusu da bir o kadar aynıdır, tarif edilemez. Lakin sizin hissedebildiğiniz en baskın duygu “perişanlık” olacaktır ki bu da her kumarbazın hazin sonu olarak her zaman tekerrür etmiştir. Kazandığınızı sandığınız anlarda ise o “doyumsuzluk” ve “aç gözlülük” gibi hayvani güdülerin devreye girdiği esnada aslında siz bütün insani fonksiyonlarınızı terk ederek bir anda vahşi doğadaki hayvanın haliyet-i ruhiyesine büründüğünüz için kumarın akabinde masada bıraktığınız miktara veya cebinize koyduğunuz paraya bakmaksızın aslında yitirdiğiniz insani değerlerinizi en çok arar duruma gelirsiniz… Artık hayat sizin için sadece adrenalin yaşanabilir bir dünya haline geldiği için ; hiçbir basit ve insani duygu ve düşünce sizi kesmemeye başlayacaktır. Bundan dolayı da aslında siz sürüde hayatta kalma mücadelesi gösteren ve her an tetikte bekleyen bir hayvan gibi hayattaki dinginliği ve küçük mutlulukları göremeyen, hissedemeyen bir “et parçası” haline gelmiş olursunuz ki malesef bunca yaşadığınız heyecanlı atraksiyonlardan sonra siz, bunu da hissedemez duruma gelmiş olursunuz.
“Hiçbir şey göründüğü gibi değildir” yada “inandığınız herşeyin tam tersi de doğru olabilir” mottosunun resmen “cuk” diye oturduğu bir durum varsa bu en güzel olarak aslında “kumar” için söylenmiş olsa gerek… Kısa zamanda var olan maddi olanaklarınız ile hissedilen en yüksek heyecan ve adrenalin ile sonucunda akla-hayale gelmeyen rakamlara ulaşma fırsatı sunan cazip , büyülü organizasyonun bir anda aslında “sizi sizden alan” bir yapıya dönüşmesini en sonunda geç de olsa anlamlandırmaya çalışmanız ile son bulur. En sonunda bir kez daha anlarsınız ki, siz her daim “kaybeden” olmuşunuzdur ve kumarda en büyük kazancın “kaybettiğini kazanmaktır” olduğunu öğrendiğinizde ise başladığınız noktaya gelmenin bile ne büyük bir kazanç olabileceğini idrak ederek ve bizzat yaşayarak öğrenmiş olursunuz. Sonrasında anlarsınız ki kumar oynadığınız şey aslında cebinizdeki rakamlar değil bizzat sahip olduğunuz hayatın ta kendisidir. O labirentin içinden kazasız-belasız çıkışın imkansız gibi bir şey olduğunu ve en az hasar ile atlatılmasının bir kazanç olduğunu onca yaşanan tecrübeden ve heyecandan sonra anlarsınız. İçerisinde bulunduğunuz vakit de “keşke hiç bulaşmasaydım” iç sesini hep bir yerlerden duyarsınız .. Ama nedense birçok insan her zaman aynı hatayı tekrarlayıp , her defasında farklı sonuçlar beklemeye devam etmeye devam ediyor…  Buna da galiba “aptallık” diyorlar.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: