Argo…

ARGO DİLİ (KÜFÜR) İLE EDEBİ DİLİN KARŞILAŞTIRMASI, ARASINDAKİ FARK (DİL İLE KÜLTÜR ARASINDAKİ İLİŞKİ, DİL NEDİR, KÜLTÜR NEDİR)

Yunanistan‘ın Argos kentinden, argu=kavga kelimesinden, gergo=hırsız’dan, argotier=dilenci’den, hargoter=azarlamak’tan, harigoter=yarmak’tan, arigote=kaba saba’dan geldiği üzerinde tartışmalar vardır. Türkçe lügatlarda gizli dil, bir mesleğe has dil, külhanbeyi (gulhan=hamam sıcaklığı), erazil dili, kaba ve aşağılık dil, hilekar ve dolandırıcı dili, tulumbacı dili, ayaktakımı ağzı diye tanımlar yapılmıştır.

Argo kelimesinin dilimizde kullanılan anlamından bahsetmeden önce bu kelimenin Fransızca’daki ilk kullanılış anlamlarına bakmak gerekmektedir. “Roquefort, argo kelimesinin XVI. yüzyılın en ünlü serserisi, derbederlerinin başı ve argo gramercilerinden biri olan Ragot’nun adından geldiğini söylemektedir. Genin, argonun serserilerce de kutsal sayılan bir dil olması dolayısıyla yine bu anlamda Rumca kutsal anlamına gelen hieros kelimesinden geldiğini söylüyor (Devellioğlu,1980:14-15). Devellioğlu, argo kelimesinin arka planı hakkında bu bilgileri verdikten sonra argoyu şöyle tarif eder: “Toplumda belli bir gruba veya sosyal bir sınıfa mahsus olan ve genel bir dilin koynunda asalak bir kelime hazinesi bulunan konuşma sistemlerine argo (Fr. argot) adı verilir. Hırsız argosu, talebe argosu, asker argosu gibi…

Argo kelimesi dilimize Fransızca’daki anlamını koruyarak girmiştir. Bu kavrama şimdi olduğu gibi eskiden de külhanbeyi ağzı tulumbacı ağzı, ayaktakımı ağzı denirdi. Bunu anlatmak için yine eski zamanlarda ‘lisan-ı erazil’, ‘lisan-ı hezele’ gibi deyimler kullanılmış ise de ‘aşağılık’ argosunun dilimizdeki tam karşılığı ‘kayış dili’ terimidir. Kesin bir sınır çizmemekle beraber, Türkçe’de gerçek argoyu ‘teklifsiz dil’, ‘halk dili’, ‘kaba ve aşağılık dil’ gibi sınıflardan ayırmak gerekir.(Devellioğlu,1980:23-24).

Argo dilinin ahlakdışı kavramlardan müteşekkil olduğunu görmek bizi, bu dili kullananın kişiliği hakkında bir kanaat sahibi yapar. “Hangi dilde ve ne zaman olursa olsun argoyu meydana getiren kavramlar, hırsızlık, dolandırıcılık, yağmacılık, soygunculuk ve katillik gibi sosyal kötülüklerden meydana gelmiştir. Bu bakımdan, argo sözcüklerini dolduran en yaygın sözlerin çoğu; kadını, içkiyi, esrarı, kokaini tanımlayan anlamlarla, dövmek, sövmek, ölmek, kaçmak, hırsızlık etmek, hapse girmek, sarhoş olmak, yalan söylemek… gibi sözlerden doğmadır.”(Devellioğlu,1980:27). Toplumda belli bir sınıfın özel dili haline gelen argo, böylece ahlaki yozlaşmanın da yaygınlaşmasına yol açmıştır.

Argoyu herhangi bir alt-gruba ait grup içi konuşmanın indeksi olarak adlandıran Condon argolu konuşmanın konuşanlara iki şekilde hizmet ettiğini şöyle izah ediyor: “Sembolik olarak ‘içeridekiler’i ‘dışarıdakiler’den yani bizim gibi konuşanları bizim gibi konuşmayanlardan ayırır ve bu şekilde konuşulurken, gruba özelliğini veren gerçeklik algılarını ve ilgilerini pekiştirir. Aynı şey, bir bütün olarak kültürler için de söylenebilir. Tespit edilen hemen her grup, hareket tarzları kadar konuşma tarzlarıyla da kendi özel karakterini dışa vurur.(Condon,1996:57).

Konuşma dilinde kullanılan argo kelimeler, kaba olmakla beraber sanatlı yönü de olan kelimelerdir. “Argonun sözvarlığı, ortak dilin sözcüklerine özel anlamlar vermek, kimi sözcüklerde bilinçli değişiklikler yapmak, eskimiş öğelerden, aynı dilin lehçelerinden ve yabancı kökenli öğelerden yararlanmak yoluyla meydana getirilir. Fransızca’da genel dilde ‘geveze’ anlamına gelen ‘bovard’, Fransız argosunda ‘avukat’ anlamında kullanılır. Türkçe’de belli anlamları olan ‘okutmak’ ya da ‘mektebe başlatmak’ eylemleri argoda satmak anlamında, bir şeyi elden çıkarmayı anlatmak  üzere kullanılır. Öğrenci argosunda ‘çakmak’ sınıfta kalmak’, şoför argosunda ‘gazlamak’ acele uzaklaşmak anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır.”(Aksan,1987:89). Argo, yerine göre kullanıldığında dili zenginleştirir. Mesela hayret ve şaşkınlık belirten ‘vay anasına!’ diye bir deyim vardır. Şimdi bu deyim unutuldu, Amerikanca’dan özenti ‘vaavvv!’ diye ulumaya benzer bir şey onun yerini aldı. Bunun gibi dilimize yapışan yerli yersiz argo kelime ve kelime gruplarından bazıları şunlardır:

“Şey yani, hadi yaa!, yapma be!, abi be!, oha!, ağbisi,hıı! Süper bi olay!, bittim yaa!, yok bee!, acaip güzel!,sinir oluyorum, yetti bee!, süpper!, süperr!, çok adisin, herırdın yani(yani herhalde anlamında), kek(saf anlamında),eee!, zıt tokai,zonk, küt, vaav(şaşma sözü), kıro, hanzo, maganda, bana işlemez, gerzek, manyamış, saloş(salaktan türemiş), çok kazık, baydın(bıktırdın anlamında), höst;hödük,okey, dehşetsin(taktir sözü), keşkem, kafayı yemek(aptallaşmak), çakmak, kıl, takılmak,kelek, naabersin? İyisin mi?, apıştım kaldım, çok kıl bir tip, gıcık kaptım bee!, leton düşmedi, jetonu köşeli, ultra mega kupon, bastır parayı, hayret bir şey! Selam millet, kuş(saf, deneyimsiz anlamında),sapına kadar, bayağı matrak bi olay,adi herif, papaz gibisin,ful dolu kıl kapmak, kıllanmak(kızmak, tedirgin olmak anlamında), kafa çocuksun yani,helal bee!, vallaa mı?, atma bee!, yemezler(inanmadım anlamında), öl yani, çaktın mı?,sinir tip,atmasyon, kabız, kafalamak, harbiden, yamuk yapmak(hoşa gitmeyen bir davranış ya da söz anlamında), kafaya almak, kafalamak(alay etmek, eğlenmek anlamında),koçum, ofkorssunuz( İngilizce ‘of cours’:afedersiniz), hıyarto, yemedi di mi?, şokelemek, uçuk, cins adam, ötmek, armut, ot…”

İmla, dil ve telaffuz hataları bir yana bu kelimelere argodan da öte Tarzancı demek daha uygun olur kanaatindeyim. Bu Tarzancı kelimeler gençlerimizin dilini zehirli birer ayrık otu gibi sarmış durumdadır.

Argo kelimelerle o dili anlamayan kişilerle konuşulduğunda yanlış anlamalara sebep olabilir. Bu sebeple; kullanılacaksa da argo kelimeler sadece bu dili anlayan özel gruplar içinde kullanılmalıdır. Aksi halde argo konuşan kişi hafif meşrep biri olarak değerlendirilir.

Argo kelimeler kullanan kişinin muhatabına hakaret etme niyeti olmayabilir. Ancak argo kelimeler uygun olmayan ortamlarda kullanıldığı zaman hakaret anlamına gelebilir ve kullananı zor durumlara düşürebilir. Argonun bir de doğrudan hakaret amaçlı olanı vardır ki tutum ve davranışlarıyla saldırganlıklarını dışa aksettiren kişiler, acizliklerinin sonucu olarak bu kelimeleri kullanırlar. “Tutum ve davranışlarıyla saldırganlığı dışa yansıtan insanlar, bunları itici sözler, mimikler, jestler ve hareketlerle gösterebilirler. Bunlar başkalarına ilgi ve sevgi duymayan bencil kişilerdir. Dünyada sadece kendilerinin yaşadığını kabullenmiş gibi davranırlar. Günlük konuşmalarda sıklıkla kullandıkları aptal avanak, enayi, kaz kafalı, mankafa, sersem, hayvan gibi sözcüklerle başkalarına saldırıp onları küçülterek kendi bencil kişiliklerini yücelttikleri inancındadırlar.” (Köknel;1985:155 ).

Acizliğin ve saldırganlığın bir ifade biçimi olan küfürlü sözler, esasında bir kişilik ve davranış bozukluğunun neticesi olarak ortaya çıkar. Başkalarına hakaret ederek kendilerini yücelttiklerini zannedenler, bu tür konuşmalarıyla hem toplumdaki itibarlarını kaybederler, hem de muhatapları ile sağlıklı iletişim kuramazlar. Kişilerin kendilerine göre haklı gerekçeleri olsa da küfür içerikli argo kelimelerle konuşanların şahsiyetleri zedelenir ve onları toplum da affetmez. Argo dilini oluşturan kelimelerin büyük çoğunluğu, sövgü içerir. Cemil Meriç’in ifadesiyle kanundan kaçanların dili olan argo, günahları gizleyen peçe, yaralı bir vicdanın sesidir. (Meriç,1996:84).

Şükrü ÜNALAN

bilgiyelpazesi.net

%d blogcu bunu beğendi: