Türkiye ve İsrail

İsrail’in Türkiye’de militarist gruplarla kurduğu kirli ilişkileri iyi biliyor olmasına rağmen İsrail’e yeni Ortadoğu’nun inşa edilmesinde ortaklık teklif etti. Ancak İsrail (tıpkı İran gibi) işbirliğine açıkmış gibi davranıp, diğer taraftan eski dönemin alışkanlıklarıyla bölgede çatışmayı beslemeye devam etti. Hepimizin bildiği gibi İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki insanlık dışı uygulamaları ilişkileri kopma noktasına getirdi. Mavi Marmara katliamı ise bardağı taşıran son damla oldu. İsrail Ordusu hükümetinin emriyle, açık denizlerde bilerek ve isteyerek Türk vatandaşlarını katledince Türkiye İsrail’le köprüleri devamı için >>

Reklamlar

Finlandiya Dış Politika Enstitüsü’nün Türkiye Analizi

Finlandiya Dış Politika Enstitüsü’nün Türkiye analizinde, “Bugünün Türkiyesi dünyanın 17’nci büyük ekonomisi, G20 üyesi ve BM Güvenlik Konseyi üyesi. Özetle bugünün Türkiyesi, stratejik bağımsızlıkta tüm Cumhuriyet geçmişinin en yüksek noktasına ulaştı. Kendine daha fazla güveniyor ve daha iddialı” tespiti yapıldı. Analizde, Batı’nın, sağlanan dönüşümle ortaya çıkan bu yeni Türkiye’ye “alışmakta zorlanacağı” ifade edildi.

Finlandiya Dış Politika Enstitüsü, sadece Batı eksenli dış politikadan vazgeçen Türkiye’nin, stratejik bağımsızlıkta tüm Cumhuriyet döneminin zirvesine ulaştığını bildirdi. Avrupa Birliği ve Finlandiya dış politikasıyla ilgili düşünce üreten enstitünün “Yeni Stratejik Kimlik Arayışı: Türkiye Bağımsız Bölgesel Güç Olarak mı Ortaya Çıkıyor?” başlıklı raporunda, “dinamik ve iddialı uluslararası aktör” olma hedefine yönelen Türkiye’nin son yıllarda heyecan uyandıran diplomatik faaliyetleriyle Ankara’nın ortaklarında ve komşularında “biraz kafa karışıklığı” yarattığı belirtildi.

Türk dış politikasındaki hızlı değişimin bazı uzmanlarca “Türkiye Batı’ya sırtını dönüyor” şeklinde devamı için >>

Türkiye’yi İstemeyen AB

Türkiye’nin uzatmalı nişanlısı Avrupa Birliği ile yaşadığı sorun devam ediyor. Uzun zamandır her iki yandan da ses çıkmadığı için geri plana itilmiş gözüken bu tarihsel ilişki son günlerde Avrupa Kanadı’ndan gelen açıklamalarla yeniden alevlendi. Bilindiği gibi yakın bir zamanda Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak ve bu seçimlerin en önemli gündem maddeleri küresel ekonomik kriz ve Türkiye’nin AB üyeliği.

MERKEL VE SARKOZY’NİN SEÇİM OYUNU

Tahmin edilebileceği gibi Türkiye ile ilgili en sivri açıklamalar Fransa ve Almanya’dan geldi. Uzun süre Avusturya, Danimarka, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ülkeleri birer paravan olarak kullanan bu iki ülke, yaşanan iktidar değişikliklerinden sonra Türkiye’nin üyeliği ile ilgili ne düşündüklerini açık açık ortaya koymuşlardır. Gerek Fransız sağcı ve popülist lider Sarkozy, gerekse de Alman Hıristiyan Demokrat lider Merkel, Türkiye’yi AB’ye asla alamayacaklarını birçok kez açıklamıştır. Yakın zamanda yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kendi partilerine destek sağlamak ve genellikle düşük katılıma sahne olan AP Seçimleri için halkın sandığa gitmesini sağlayabilmek için yine Türkiye kozunu oynamayı seçen bu iki lider, yaptıkları milliyetçi ve ayrımcı açıklamalarla ortalama Fransız ve Alman vatandaşları’nın gözünü boyayarak onların sandığa gidip, Türkiye karşıtı partilere-tabii ki Merkel ve Sarkozy’nin partileri-oy vermelerini istemektedirler. Angela Merkel, son günlerde sürekli olarak ‘imtiyazlı ortaklık’ seçeneğini ön plana sürerken, Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye’nin AB’ye katılımına asla onay vermeyeceklerini ve AB’nin Türkiye’yi kandırmaya son verip gerçekçi davranmasını istemiştir.

Yukarıdaki ifadeler ilk kez duyduğumuz ifadeler olmadığı için herhangi bir şaşkınlık yaşamıyoruz. Asıl şaşırmamız gereken, Türkiye’nin nasıl olup da hala AB Kapısı’nda beklemeyi göze aldığıdır. Hemen her gün hak etmediği şekilde eleştirilen, Avrupalıların devamı için >>

AB’ye Rest !

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yaptığı konuşmada iş dünyasına yönelik görüşlerini belirtirken, Avrupa Birliğine yönelik de çok sert açıklamalarda bulundu. 

AB’nin müzakere sürecini yavaşlattığını savunan Erdoğan, “Eğer Türkiye’yi istemiyorsanız çıkın bunu açıklayın, bizi oyalamayın” diye çıkıştı.

Erdoğan, AB’ye sert mesajlar gönderdiği konuşmasında, “Hayır biz sizi oyalamıyoruz’ demek suretiyle kendilerine bazı formüller uyduruyorlar” diyerek dert yandı.

İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 14. Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresinin açılışında konuşan Erdoğan, foruma başarılar dileyerek, 5 kıtadan, 65 ülkeden bu fuar ve forum için Türkiye’ye, İstanbul’a gelen tüm misafirleri selamladığını, bu uluslararası organizasyonu başarıyla yürüten, doğu, batı, kuzey ve güneyi her yıl büyük bir coşkuyla İstanbul’da buluşturan MÜSİAD’a, onun başkanına, yönetim kurulu üyelerine şahsı, ülkesi ve milleti adına şükranlarını sunduğunu ifade etti.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ FARKLI BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLACAK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “12 Eylül’de devamı için >>

Euro Rüyası Bitiyor mu?

ABD ve AB’nin yaptığı her türlü rezilliği ,yalanı,katliamı ve demokrasi adı altında yapılan  insan hakları ihlâllerini tüm dünyaya bu güne kadar süsleyip-püsleyerek satan ve onlara bilerek veya bilmeyerek destek veren, yardımcı olan ABD ve AB budalası omurgasızlar…. okuyun …. sizler artık  adam olmazsınız ama belki torunlarınız için iyi birşeyler miras bırakmak istersiniz….

Küresel ekonomik krizle ilgili olumlu göstergeler ya da beklentilere karşıt cümleler kurmak rahatsız edici olabilir. Abartı, korku senaryoları gibi de algılanabilir. Ama yine de bazı, ihtimallere, tartışmalara, öngörülere kulak tıkamanın; o kötü ihtimal karşısında, herkesi savunmasız, çaresiz bırakacağı bir gerçek. Öyleyse, hoşumuza gitmese de bazı “ihtimalleri”, “yakın tehlike” işaretlerini dikkatle not edelim.

Altına, madenlere, gıdaya, tarım arazilerine, doğal kaynaklara ihtiraslı yönelişi ciddiye alalım. Olası “kaynaklar savaşı”nın muhtemel olduğunu da… Bunlar olurken, ABD dolarının son bir kaç yıldır güvenilir kur olma özelliğini kaybettiğine, küresel düzeyde yeni finansal system arayışlarına girildiğine, G-20 toplantılarında ve diğer platformlarda yeni küresel kur sistemi üzerinde tartışmalar yürütüldüğüne de dikkat edelim. Beklintiler şöyle: devamı için

Türkiye AB Aşkı

1960’li yıllarda Türkiye ile Avrupa ilk karşılıklı adımlarını attılar. Türkiye kağıt üzerinde Avrupa’lı kabul edilmişti. Uzun soluklu bu “Macera” esasında zihin bulandırıcı bir hal aldı. Zira bu ilk adımlar atıldığı dönemde Avrupa’ya düşman olan ülkeler bugün Avrupa Birliği’nin bir parçası iken, Türkiye hala demokrasi yolunda adımlar atma çabasında. Üstelik başlayan müzakerelerin üyelik ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı bile belli değil.

Peki Avrupa Birliği için Türkiye’yi bu kadar kritik kılan nedir? Neden Avrupa Birliği Türkiye’ye ne evet ne de hayır diyebiliyor?

Kültürler Arası Dialog

AB, Fransa ile Almanya arasında bir barış köprüsü olarak kuruldu. Zamanla genişleyen bu birliğin en temel hedeflerinden bir tanesi de içerdiği bölgede barış ve demokrasiyi yerleştirmek haline geldi. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilmiş olması AB için önemli bir söylem. AB’nin Hristiyan topluluğu olmadığı Türkiye’nin varlığı ile ispatlanabilir. Tersi bir durumda ise AB’nin barış projesi iddiası ciddi şekilde yara alır.

Türkiye Ekonomisi

Türkiye halen Dünya’nın en büyük 16’ıncı devamı için >>

Yunanistan, Avrupa iflas etti!

Avrupa’nın iflas eden ilk ülkesi Yunanistan çok ciddi sosyal sorunlara yol açacak önlem paketini kabul ettirdi ve 110 milyar euroluk yardımı garantiye aldı. 30 milyar eurosu IMF, 80 milyar eurosu da AB tarafından karşılanacak kredi için söz verilen yakıcı önlemler, Yunan İşçi Sendikası Sözcüsü’ne göre; “ülkenin modern tarihine en sert saldırı” ve “ülkeyi yirmi yıl geriyle götürecek” boyutta. Peki çözüm olacak mı? Ya da Avrupa’daki sorun Yunanistan’ın iflasını önlemekle bitiyor mu?

Avrupa Birliği ülkeleri, Yunanistan krizine tam üç ay sonra müdahil olabildi. Şubat ayında kendini gösteren iflas, devamı için

Ne İş Mösyö ,Hayırdır !

Bir çok uluslararası uzman, hayli zamandır araları soğuk olan Fransa-Türkiye sevdasının yeniden “alevlenmesini”, Başbakan Erdoğan’ın yaptığı son Paris gezisine bağlasa da, “Parisien”leri düşen burunlarını yerden almaya ikna etmek o kadar kolay olmasa gerek.

İki ülke arasında yaşanan anlaşmazlık maddeleri Akdeniz meselelerinden Ortadoğu’ya Kafkaslar’a uzanan çeşitli noktalar içerse de, işin püf noktası elbette Avrupa Birliği.

Paris’in AB’ye Türkiye’nin üyeliğine karşı sürüdüğü ayak o kadar çok can sıktı ki, bu işe bir dur deme vakti çoktan geldi. Ama nasıl?

Türkiye’nin AB’ye yönelik arzusunun körelmesinden en rahatsız olan ülkelerin başında ABD ve İngiltere geliyor. Karşı cepheye de Fransa ve Almanya’yı devamı için >>

Başbakan, Merkel ve Diaspora’yı

Avrupa Birliği Türkiye’ye karşı iki yüzlü davranıyor, Türkiye elbette bu durumu biliyor. AB, ”ikiyüzlülüğü” bir de dostluk maskesi ile perdeliyor. ”Biz Türkiye ile her konuda beraberiz” mesajları veriyor.

Oysa, Türkiye’den kendi lehlerine her gelişmeyi talep eden ve alan Avrupa, Türkiye’nin haklı taleplerine bile kapalı. Üstelik bu tavrı da kabullenmiyor…

Başbakan, Merkel’in Türkiye seyahati öncesi yaptığı bir çıkışla AB ‘nin bu ikiyüzlülüğünün sergilenmesini sağladı.

Alman Die Zeit gazetesine röportaj veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de Alman kolejleri bulunduğunu, İstanbul’da Türk-Alman üniversitesi kurulması çalışmalarının devam ettiğini hatırlatarak, benzer adımların Almanya’da da atılmasını istedi. Erdoğan’ın Almanya’da Türk liseleri açılsın önerisine  devamı için >>

Türkiye-Almanya ilişkileri

Merkel’in ülkemizi ziyareti öncesi genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Bu konuda kritik soru şu olabilir: Türkiye AB üyeliğini temel hedefi kabul ettiği ve öngörülen kriterlere uymak için çaba harcadığı bir dönemde neden Almanya Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkarak imtiyazlı ortaklık önermiştir? Oysa aynı dönemde İngiltere üyeliğimizi kabul etmek bir yana bunun için büyük bir çaba harcıyordu.

Bu durumu Türkiye’nin Almanya açısından önemsiz olduğu ve bu yüzden üyeliğimize karşı çıktığı şeklinde değerlendirmek gerçeklerin ters yüz edilmesi anlamına gelir. Almanya Türkiye’yi çok önemli görüyordu ama onun, AB içinde ayrı bir güç odağı olan ve Almanya ile rekabet eden İngiltere’nin yanında olmasının AB içindeki yazının devamı için>>

Hellas’ı AB`den atalım !

Merkel Almanya Parlamentosu`nda yaptığı konuşmada, Yunanistan`ın bütçe açığının yarattığı kriz karşısında, Euro bölgesinin yeni bir anlaşmaya ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Almanya Başbakanı bu yeni anlaşmanın, üyelerden birinin kuralları uzun süre ve sıklıkla ihlal etmesi durumunda, son çare olarak üyelikten çıkarılmasını da öngörmesi gerektiğini belirtti.

Yunanistan`ın bütçe açığının euro`ya olumsuz etkisini, para biriminin şimdiye kadar karşılaştığı en büyük sorun olarak nitelendiren Merkel, çözümün bir ülkenin yardımına acilen koşulması değil sorunun kökenlerine inilmesi olduğunu savundu.


Ancak Merkel hiçbir ülkenin Yunanistan`ın karşılaştığına benzer devamı için >>

Ehliyette Değişiklik!

Sürücü belgeleri AB ile uyumlu hale getiriliyor. Bir ömür boyu tek bir ehliyetle araç kullanma dönemi kapanıyor. Sınav formatının da değişeceği düzenlemeyle birlikte ehliyetin şekli de değişicek.Ehliyet konusunda AB standartları geliyor. Öngörülen trafik reformlarıyla, 18 yaşında ehliyet alıp yıllarca aynı ehliyetle otomobil kullanma dönemi kapanacak. AB stratejisi 2010 – 2011 Eylem Planı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`na göre ilk etapta sürücü ehliyetleri AB standardına kavuşacak. Daha sonra kamu ulaştırma araçlarına hız sınırlayıcı teknik cihazlar takılacak; sürücü belgeleri sadece 5 yıl için geçerli olacak. Belgeyi kullanmaya devam etmek için yeniden ehliyet sınavına girilecek. İlk kez ehliyet alanlara, 2 yılı kapsayan staj dönemi verilecek. Bu kişiler `2 yıllık stajyer sürücü belgesi` ile araçlarını kullanabilecek. Bu sürede 2 kez kırmızı ışıkta geçen, 2 kez hız limitini aşan, haberin devamı >>

Bir Ekonomi Masalı

Ah efendim ah… Bizim gençliğimizde (yani bayağı eski dönemlerden beri) böyle değildi. Bu dünyanın hali ne olacak.

Yunanistan AB’nin “şımarık çocuğu” idi…

Sürekli zırıldar, büyük abilerinden istediklerini alır idi…

Onlar da biraz büyüklükten, biraz “antik Yunan uygarlığımızın kökenidir” anlayışından, Yunanistan’ı şımartırlar idi…

Yunan halkı, Ağustos Böceği misali yazın çalar oynar, kışın da AB’nin kapısına dayanır yardım ister idi…

Ama AB ülkeleri karınca gibi onu kovalamaz, kışın da çalıp oynasın diye yardım ederler idi…

Herkes Yunanistan’ın ekonomi rakamlarıyla oynadığını bilir ancak buna göz yumar idi…

Yunanistan, bütün ekonomik verilerle oynar, batağa doğru giden ülkeyi, güllük gülistanlık gösterir idi…

Eurostat (AB İstatistik Ofisi) sürekli, “Bu rakamlar birbirini tutmuyor. Yunanistan yalan söylerken, yalanları bile birbirini yalanlıyor” diye bağırır idi…

Yunanistan AB’yi nasıl kandırdı?

Bütçe açığının GSYİH’ya oranı

Yıl Resmi açıklama Gerçek

1997 % -4 % -6, 6

2000 % -2 % -4, 1

2003 % -1,7 %- 4, 6

(Kaynak: Eurostat’tan derleyen Radikal yazarı Uğur Gürses / Eurostat’ın incelemesi 2003’a kadar kesinleşti. Sonraki döneme ilişkin incelemeler devam ediyor.)

Ama sonuçta karar veren büyük abiler, “Olsun bu yalan rakamlarla Euro üyesi olmasında bir sakınca yoktur. devamı için >>

AB ile İlişkiler

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkındaki olumsuz kararı ve buna yönelik tepkilerimiz AB hedefinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Benim açımdan süreç doğal çizgisini sürdürüyor. Çünkü AB üyeliğinin gerçekleşemeyeceğini, AB’nin bütünleşmesinin mümkün olmadığını devamı için >>

%d blogcu bunu beğendi: