Yemekten Sonra Yapmayın!

                                                  Yemekten   sonra bunları   yapmayın!
Çay İçmeyin
Türk kültürünün en önemli alışkanlıklarından biri olan yemek üstüne çay içmek de sağlık açısından faydalı görülmüyor. Çay, tükettiğimiz gıdalardan aldığımız proteinleri geç sindirmemize ve alınan vitaminlerden tam fayda sağlanılmamasına sebep oluyor. Özellikle anemisi olanların buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Çay için en doğru zamanlama, yemekten en az bir saat sonra.Yemekten hemen sonra içilen çay, demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan Demir (Fe) mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar.
Meyve yemeyin
Yemeğin hemen üstüne yenilen meyve, midenizin hava ile dolmasına sebep oluyor.
Sigara içmeyin
Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre, yemeğin hemen ardından yakılan tek bir sigara 10 sigara içmeye eşdeğer sayılıyor.
Sakın kemerinizi gevşetmeyin
Yemekten sonra kemer gevşetmek, bağırsak düğümlenmesine sebep olabiliyor
Yürüyüş yapmayın
Yemeğin hemen ardından yapılan yürüyüş, tükettiğimiz gıdalardaki besin öğelerinin sindirilememesine, yani yediğimiz yemeğin fayda bakımından hiçbir anlamı kalmamasına sebep oluyor.Yürüyüşü 1 saat sonrasına ertelemeniz her yönden daha faydalı olacaktır.
Banyo yapmayın / Duş almayın
Yemekten hemen sonra alınan duş, kan akışını el ve ayaklara doğru çoğaltırken, mide etrafında kan akışını azaltır. Bu da sindirim sistemi açısından zararlıdır.
Hemen uyumayın
Yemeğin hemen ardından uyumak da sindirim sisteminin yeterince çalışamamasına ve bağırsak iltihaplanmalarına ve mide rahatsızlıklarına sebep olur. Ayrıca yemeğin ardından hemen uyumak kilo almanıza sebep olur.

Image

Alıntı yapılmıştır

Güneş Yağı ve Kremleri

cropped-yeev.pngGüneş kremi kullanımı, sadece hassas ciltlere sahip olan için değil, normal ciltli kişiler ve güneş ışınları altında sürekli durmak zorunda olan kişiler için kesinlikle gerekli bir güneş ışınlarından korunma yoludur. Güneş kremi konusunda bilgilenmek ve güneş kremi nasıl kullanılır sorusunun cevabını doğru bir biçimde bilmek, ileride sağlıklı bir cilt ile güneş ışınları nedeniyle yaşlanmış , harap olmuş ve hatta cilt kanserine yakalanma riski ile karşı karşıya kalmış bir cilde sahip olma arasındaki ince yol ayrımını belirlemektedir.

Öncelikle güneş kremi alırken aldığınız güneş kreminin Ultraviyole ışınlarının her çeşidine karşı koruma sağlamasına özen gösteriniz. Ultraviyole ışıması adı verilen güneşin zararlı ışıkları UV-A ve UV-B ışınları biçiminde 2 alt gruba ayrılmaktadır. UV-A ışınları kanser riskini artıran zararlı ışınlardır. UV-B ise daha çok güneş yanıkları ve deride soyulmaya yol açan göreceli olarak daha zararsız olan ultraviyole ışını türüdür. Alacağımız güneş kremi markası nın her iki ışın türüne karşı da koruma sağlaması gerekmektedir. Bunun yanı sıra güneş kreminin içerisinde çinko oksit, titanyum dioksit, avobenzon, ekamsül, türü UV-A türü güneş ışınlarının etkisini azaltan etken maddeler olmasına özen gösteriniz. Burada özellikle çinko oksit önemlidir. Sadece titanyum oksit içeren güneş kremleri tek başına kanser yapıcı ultraviyole ışınlarından sizleri koruyamayabilirler.

Güneş kremlerinin güneşin zararlı ışınlarından korumasının ölçümü için koruma faktörü (SPF) denilen bir ölçüm birimi geliştirilmiştir. Hassas cilti kişiler için koruma faktörü oranı asgari 50 SPF olması gerekirken normal hayatta ve bahar aylarında 15 – 25 arası koruma faktörlü krem yeterli olmaktadır

Güneş koruyucularında en önemli kriter ‘faktör’dür ancak çok yüksek faktörlü bir güneş kremi, 20 faktörlü güneş kreminden daha fazla yarar sağlamaz. Bu nedenle 15-25 faktörlü koruyucu yeterli olacaktır çünkü 25 faktörlü bir krem de sizi güneş ışınlarından %80-90 oranında korur.

Peki,şimdi de aklınıza takılan soruya cevap verme zamanı. Ucuz güneş kremi almak kötü kaliteli krem almak manasına mı gelir? Cevabı kesinlikle HAYIR’dır. Şayet yüksek koruma faktörü ve yukarıda saydığımız etken maddeleri içeren UV-A ışınlarına karşı kalıcı koruma sağlayan her tür güneş kremi, ucuz dahi olsa pahalı ancak koruma sağlamayanlara göre kesinlikle daha iyidir.

Güneş kremleri yalnızca 6 ay tazeliğini ve etkileyiciliğini sürdürür. Bu yüzden son kullanma tarihi geçen güneş kreminizi mutlaka atmalısınız. Eğer koruyucu güneş kreminin üstünde tarih yazmıyorsa, yeni bir güneş kremi satın alın ve üstüne satın aldığınız tarihi yazarak cildinizi koruyun.

Koruyucu kremi güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce koruyucunuzu sürmelisiniz. Çünkü güneş koruyucuları, etkisini ancak bu sürede göstermeye başlar. Daha sonra da yaklaşık üç saatte bir güneş kreminizi tazelemelisiniz. Fazla terlemek ve sudan çıkınca kurulanmak da, güneş kreminin içindeki filtrelerin çözülmesine neden olur.
Çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmak, doğal yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Cilt elastikiyetini kaybediyor, kırışıklıklar ve lekeler oluşuyor. Bu etkiyi hafifletmek için güneşin altında geçirilen günlerde bol bol portakal suyu için ve antioksidanlar açısından zengin besinler tüketin. Tüm bunlara rağmen cilt kanserinin görülme sıklığının arttırdığı, özellikle yaşlı ve kalp damar hastaları için hayati risk taşıdığı unutulmamalı. Şapka ve şemsiye kullanımı sizi güneşin zararlı etkilerinden önemli ölçüde korur.

GÜNEŞ KREMİ NE KADAR SÜRÜLMELİ

Güneşten yeterli derecede korunmayı sağlayacak vücuda uygulanması gereken güneş kremi miktarları her bir bölge için şöyledir:
Yarım tatlı kaşığından fazla miktarda yüz ve boyun bölgesine, sağ ve sol kola;Bir tam tatlı kaşığından fazla miktarda ise göğüs bölgesi, sırt bölgesi, sağ bacak, sol bacak bölgelerine uygulanmalıdır.

Güneş kreminin kullanımı bazı incelikler ve özellikler arz eder. Öncelikle 3 cm karelik bir cilt alanına ortalama olarak 2 ml güneş kremi sürmemiz gerekiyor. Tabi bu miktar hassas ciltli kişilerde biraz daha fazla olabildiği için siz en iyisi buradan kendi cilt tipinizi öğrenip güneş kremizi sürüldükten sonra hemen güneşe çıkmayın ve cildinizdeki fazla kalan güneş kremlerini asla havlu ile silmeyin. Elinizle ovalayarak tüm cilde dağıtın ve derinin güneş kremini emmesini  bekleyin. Güneş kremi sürülmesinden hemen sonra silinmesi veya cildin temizlenmesi durumunda güneş kreminin olumlu faydaları ve koruma etkisi sıfıra iner. Güneşlenmeye çıkmadan evvel ortalama olarak 15 ile 30 dakika önceden güneş kremleri uygulanmalı ve masaj yoluyla cilde yedirilmelidir. Ayrıca güneşte kaldığınız ilk yarım saatin ardından tekrar güneş kremi sürmeniz gerekir. Bu ilk güneş kremi sürülmesinden sonra uzun süreli güneş banyosu yapanlar, her 2 saatte bir güneş kremi sürmeleri gerekmektedir.Yüzenler için ise bu süre bir saate düşmektedir

Ama,fakat ve de lâkin  ,siz piyasada satılanlardan gerek güvenmediğiniz ( veya çok cimri olduğunuzdan mıdır nedir) almak istemeyebilirsiniz. Peki bu durumda sizin denize girmeye,güneşlenmeye hakkınız yok mudur ?

Tabii ki  vardır.. O zaman size buradan AYHAN ERCAN’nın Seba Tümer’in programında açıkladığı bileşenlere ulaşma imkanını değerlendirmek kalıyor  🙂

Kardiyo için 4 Temel Kural

Spora yeni başlayanlar kardiyo antrenmanı için en iyi yolun ne olduğunu, formunu geliştirmek , maksimum verimi elde etmek, kilo vermek ve sağlığını kazanmak için ne yapmak gerektiğini sık sık merak ederler. Kulaktan dolma bilgiler onları genellikle gerçek kazanımlardan yoksun bırakarak zamanlarını boşa harcamalarına, hayal kırıklığına ve çalışmalarından bir sonuç alamadıklarından egzersizi bırakmalarına yolaçar. Korkmayın, aşağıdaki dört kuralı anlayarak ve takip ederek sonuç alabildiğinizi göreceksiniz.

Doğru EgzersizKardiyo egzersiz dendiğinde koşma, bisiklet, tırmanma ve yüzme gelir akla. Ama bunları kardiyo için doğru seçim yapan sebep nedir? Bunlar büyük kas gruplarını çalıştırarak fazla miktarda enerji açığa çıkaran ve kan dolaşımını çok hızlandıran aktivitelerdir. Bu kaslar, içlerindeki pek çok damarı sıkıştırarak kalbe kan pompalarlar, kalbin daha hızlı ve daha verimli çalışmasını sağlarlar, buna venöz dönüş diyoruz. Bunun yanısıra bu aktiviteler venöz dönüşü ve efor düzeyini sabit dengede tutan devamlı ve ritmik bir hareket oluştururlar. Bu yüzden kardiyo çalışmaları sırasında bu aktiviteler yararlıdır. Kürek, yüzme ve kayak kros gibi bedenin hem üst hem alt kas gruplarını birlikte çalıştıran aktiviteler en iyileridir. Bunları daha ziyade alt vücut kaslarını çalıştıran koşma, merdiven tırmanma ve kardiyo kickbox izlemektedir. Ne kadar az kas kullanılırsa fayda da o derecede az olacaktır: Jogging ve yürüyüşte olduğu gibi.

Doğru efor seviyesi– Kardiyo antrenmanı sırasında anlaşılması gereken en önemli nokta budur, uygulayın ve ilerlemeyi göreceksiniz, buna dikkat etmediğiniz taktirde ilerleyemezsiniz. Bu kadar basit, her zaman da böyle olmuştur. Peki bu ne anlama geliyor? Tamamen Kalp Atış Hızıdır bu. Yani antrenman sırasında kalbinizin dakikada kaç defa attığı.
Kalp atışlarınız ne kadar hızlıysa o kadar ağır antrenman yapıyorsunuzdur. Aslında çok az yerine çok fazla da çalışıyor olabilirsiniz. Her antrenman için kondüsyonunuza ve amaçlarınıza uygun bir kalp atış hızı vardır. Hedef Kalp Hızınızın ne olduğunu öğrenme konusunda daha geniş bilgi için “Amacınıza uygun kalp atış hızınızı anlamak” adlı makaleyi okuyun. Ama şimdilik 45-60 dakika boyunca çok düşük bir kalp atış hızıyla jogging yapan ya da yürüyen insanların bundan hiçbir fayda görmeden sadece kendilerini kandırarak, hatta belki de bundan ne yazıkki memnun bile olarak boş yere çabaladığını bilmelisiniz.

Süre:Çok önemlidir. Kardiyovasküler aktivitenin etkisinin görülebilmesi için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. On dakikadan kısa bir sure zaman kaybından başka bir şey değildir. Eğitmenlerin önerdiği en kısa süre 20 dakikadır. Bu da, kişinin sağlığı için ayırdığı zaman olduğu düşünüldüğünde, fazla sayılmaz ve doğru egzersiz ve doğru efor seviyesi ilkelerine uyularak kullanılırsa iyi sonuçlar almak için yeterlidir. Minimum sürenin altına düşmemek kadar bu süreyi dikkatle ve yavaş yavaş arttırmak da önemlidir. Süreyi çok uzatmak ise sakatlanma, tükenme, aşırı antrenman ve motivasyon kaybı riskleri getirir. Bir başka yazıda zaman hedeflerinizin ne olması gerektiğini uzun uzun tartışacağız ama yeni başlayanlar için başlangıç seviyesi olarak 20-30 dakika uygundur. Gelişme görüldükçe bu süre 30-45 dakikaya yükseltilmelidir.45 dakikadan daha uzun antrenmanlar çok formda bir vücut ile bilinçli bir programlama gerektirir. Bunu da bir başka yazıya bırakalım.

Sıklık:Şimdi ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, ne süreyle yapacağımızı biliyoruz. Artık bir sonraki aşamaya geçebiliriz: ne sıklıkta yapacağız? Yukarıdaki adımları izlesek bile haftada bir kere egzersiz yapmak bir ilerleme getirmez. Metabolik hızımız artırmak ve belirli bir seviyede tutmak istiyorsak egzersizlerin sıklığı çok önemlidir. Haftada enaz 3 kere kardiyo antrenmanı yapmak gerekir, ben bunun başlangıçta gün aşırı yapılmasını tavsiye ediyorum, bu arttırılması gerekmeyen çok uygun bir sıklıktır. Bu süreci vücut kabullendikten sonra ise 2+1, yani bir gün dinlenme iki gün egzersiz sürecine geçilmelidir. 2+1 aşamasında kendinizi rahat hissetmeye başladığınız zaman artık antrenmanın süresini uzatmaya başlama zamanı gelmiş demektir. Hergün kardiyo egzersizi yapmak çekici gelebilir ama siz geliştikçe ve daha yoğun şekilde çalışmaya geçtikçe araya dinlenme günleri koymak zorunlu olacaktır. Aksi halde aşırı antrenman ve sakatlık riskleri ortaya çıkar.

İşte bu kadar, bu dört kuralı anlamak ve bunlara uymak Kardiyovasküler Antrenmanın size en etkili şekilde yarar sağlaması için büyük önem taşırlar. Keyfini çıkarın!

kaynak  http://www.yasemindalkilic.com/tr/

Kardiyo ve Nabız Aralığı Hesaplama

  • Kardiyo nedir?Kalp atışınızı belli bir süre boyunca belli limitler içinde tutan her türlü aktivite kardiyo sayılır. Yüzmek, yürümek, koşmak, bisiklete binmek gibi.
  • Nabız aralığım ne olmalı?Kardiyo sırasında dakikadaki minimum/maksimum kalp atışı aralığını hesaplamak için basit bir yöntem var:

    Minimum nabız = (220 – yaşınız) x %60
    Maksimum nabız = (220 – yaşınız) x %80Benim için örneğin, bu aralık yaklaşık 110-146’e karşılık geliyor; yani kalp atışımı dakikada 110 ile 146 aralığında bir süre tutacak herhangi bir aktivite, benim için kardiyo egzersizi sayılıyor.

  • Nabız aralığımın neresinde olmalıyım?Benim nabız aralığım dakikada 110 ile 146 arası olmalı demiştim. Peki ama, 110 ile 146 arasında büyük fark var; 110 civarında mı kalmalıyım, yoksa kendimi ne kadar zorlarsam o kadar iyi mi olur? 146’ya mı çıkayım? Hatta 156?

    Yine benim örneğim üzerinden devam edelim. Kalp atışı aralığımı yaklaşık 3 eşit bölgeye ayırayım:

    Hafif: 110 – 122 BPM (= Beats Per Minute = dakikadaki kalp atışı sayısı)Orta: 123 – 134 BPM
    Ağır: 135 üzeri

    Düşük kalp atış aralıklarında, harcadığınız enerjinin daha büyük bir bölümü yağ yakımı ile karşılanacaktır. Kabaca rakam vermek gerekirse,

    Hafif kardiyorda harcadığınız kalorinin %60’ı yağdan,
    Orta kardiyoda harcadığınız kalorinin %50’ı yağdan,
    Ağır kardiyoda harcadığınız kalorinin %40’ından azı yağdan karşılanır.

    Örneğin kardiyo seansınızda 300 kalori harcadıysanız ve hafif bölgede kaldıysanız, yaklaşık

    300 x %60 = 180 kaloriyi yağdan yakmışsınız demektir.

    1 gr yağ = 9 kalori olduğuna göre, bu da 180/9 = 20 gram yağa karşılık gelir. Güzel.

    Aynı kaloriyi orta bölgede kalarak yaktıysanız, bu kez de yaklaşık 300 x %50 = 150 kalori yağ yakmış olursunuz ki, bu da yine aynı yöntemle hesaplarsak yaklaşık 17 gram yağa karşılık gelir.

    Yani, amaç yağ yakmaksa, en iyisi hafif/orta bölgede kalmak.

    300 kaloriyi hafif şiddette kardiyo ile yakmak 40 dakika sürerken, ağır kardiyo ile yakmak 25 dakika sürebilir. Bir başka deyişle, yüksek bir kalp atış aralığında kalırsanız, aynı kaloriyi çok daha kısa sürede yakarsınız; ancak bu kez de toplam enerji ihtiyacının küçük bir bölümü yağ yakımı ile karşılanır. Peki gereken enerjinin kalanı nereden gelecek? Cevap: kaslarınızdan. Yani kalp atışınız çok uzun süre üst sınıra yakın seyrederse, vücudunuz bu büyük enerji talebini karşılamak için mecburen kaslarınızı yakıt olarak kullanmaya başlar. Kas kütlenizi kaybetmeyi de kesinlikle istemezsiniz. O yüzden amacınız sağlıklı olmak ve yağ yakmak ise sürekli ağır kardiyodan kaçının.

    Toparlayalım:

    Hafif kardiyo, sağlığınıza olacak bariz katkısı için, hastalık sırasında vücudunuzu yormadan egzersizinize devam edebilmek için, ağırlık çalışması yaptığınız gün aktif dinlenme için, veya ofiste yorgun bir günün ardından hem kafayı boşaltıp hem de sakin sakin egzersiz yapmak için tercih edilebilir.

    Burada kısa bir parantez açayım; soğuk algınlığı gibi ciddi olmayan hastalıklar sırasında açık havada hafif kardiyo yapmanın iyileşme sürecini hızlandırdığına dair bir sürü yerde yazılar okumuştum. Böyle bir şeyin doğru olup olmadığını iddia edecek bilgim yok; ancak bu kış iki kez hasta oldum ve her ikisinde de bu yöntemi denedim, bende harika sonuç verdi. Denemenizi tavsiye ederim.

    Orta şiddette kardiyo, genel fitness ve spor amacıyla yapılabilir. Hem iyi oranda yağ yakarsınız, hem de görece daha kısa sürede çok miktarda kalori harcayabilirsiniz.

    Yüksek kalp atışında kardiyo, pek bizim alanımıza girmiyor. Egzersiz sırasında kısa sürelerle kalp atışını yükseltmek, yani interval kardiyo iyi bir çeşitlemedir. Ama sürekli yüksek kalp atışında kalmayı güç antrenmanı yapanlara, atletlere, bu işi profesyonel olarak yapanlara bırakmak gerek.

  • Kardiyo ne kadar sürmeli?Minimum 20 dakikayı hedeflemenizi tavsiye ederim. 60 dakikayı da geçmeyin. 60 dakikadan sonra vücut yıkıma geçebilir. Tadında bırakın 🙂
  • Haftada kaç gün kardiyo yapmalıyım?Üst sınırı yok. Mümkünse her gün.

    Haftada 3 alt sınırdır. Ama haftada 3 kez kardiyo ile ancak mevcut durumunuzu korursunuz, yağ yakmanız, kilo vermeniz için daha fazlası gerekir.

    Haftada 4 veya 5 kez kardiyo yapıyorsanız doğru yoldasınız demektir.

    Haftada 6-7? Harika.

  • Hangi kardiyo en iyisi? Yürüyüş? Bisiklet? Koşu? Yüzme?

    Vücuda genel faydası açısından bakarsanız yüzme ve yürüyüşün üstüne yok derim.

    Ama kalori ve yağ yakma açısından bakarsanız, kalp atışınız belli bir seviyenin üzerinde kaldığı sürece hepsi aynı amaca hizmet edecektir, farketmez.

  • Kardiyo çalışmasında da çeşitlilik gerekir mi?Gerekir. Çok iyi olur. Hem platoya girmemiş olursunuz, hem de monotonluktan uzaklaşırsınız.

    Kardiyo rutininizi farklı şekillerde çeşitlendirebilirsiniz:

    Bir gün yürüyüş, bir gün bisiklet yapabilirsiniz.

    40 dakikalık kardiyonun 20 dakikasını yürüyüş bandında, 20 dakikasını bisiklette geçirebilirsiniz.

    Nabzınızı belli sabit bir seviyede tutacak 2-3 kardiyo seansından sonra 1 gün interval kardiyo yapabilirsiniz.

    İnişli-çıkışlı bir parkurda yürüyebilirsiniz, yürüyüş parkurunuz üzerinde merdiven varsa çıkıp-inebilirsiniz.

    Uzatmayalım, anafikri anladınız zaten.

  • Nabzımı nasıl ölçebilirim?Birincisi elinizle boynunuzdan veya bileğinizden ölçebilirsiniz. Bunu egzersiz sonunda yapmanız mümkün ama egzersiz sırasında yapmanız biraz güç.

    Koşu bandı gibi kardiyo makinelerinin çoğunda, tuttuğunuzda nabız ölçümü yapan sensörler var, bunları kullanabilirsiniz. Birinci yöntemden çok daha iyi. Ama bu şekilde de sürekli ölçüm yapmak mümkün değil.

    En iyisi bir nabız saati edinmek. Bu saatler egzersiz sırasında sürekli ve doğru ölçüm yaptıkları gibi, kalp atışı limitlerinizin dışına çıktığınızda da sizi uyarıyorlar. Bu şekilde hep doğru nabız aralığında kalacak şekilde o anki temponuzu ayarlayabiliyorsunuz.  Sporu hayatına kalıcı olarak sokan herkesin de bir tane edinmesi gerektiğini düşünüyorum.

  • Kardiyo ile ağırlık çalışmasını aynı seansta yapmalı mıyım? Hangisini önce yapmalıyım?Haftada 3-4 kez kardiyo, 3 kez ağırlık çalışması gibi bir planınız varsa, kardiyo ve ağırlık çalışmalarınızı ayrı günlere planlayın; ikisi aynı gün veya aynı seansta olmasın.

    Gün içinde hem kardiyo, hem ağırlık çalışması yapmayı planlıyorsanız, mümkünse bu ikisini günün ayrı zaman dilimlerinde planlayın. Ben bu durumda sabah erken saatte kardiyomu, akşamüstü de ağırlık çalışmamı yapıyorum.

    Eğer zaman planlamanız bunlara izin vermiyorsa ve her ikisini tek seansta halletmeniz gerekiyorsa, önce ağırlık çalışmanızı, sonra kardiyonuzu yapın. Kardiyoyu da hafif yapmanızı tavsiye ederim. Ağırlık çalışması sırasında zaten vücuttaki tüm glikojen kullanılıyor; kardiyoda daha fazla zorlamaya gerek yok. Hafif bir kardiyo ile zaten doğrudan yağ yakımına geçersiniz.

  • Kardiyodan ne kadar önce yemek yemeli?2 saat önce yemeyi kesin. Yemekten sonraki yaklaşık 2 saat boyunca yedikleriniz parçalanarak kan dolaşımınıza girer. Yemeğin hemen üzerine kardiyoya başlarsanız, vücudunuz stoktaki yağlarınız yerine (ki biz onlardan kurtulmaya çalışıyoruz) kanınızdaki bu hazır kaynağı kullanır. Yani ancak yediğinizi yakmış olursunuz.
  • Kardiyodan ne kadar sonra yemek yemeli?

    En az 30 dakika sonra.

  • Kaynak : http://projeyuzde9.blogspot.com/2010/05/dogru-kardiyo.html

Karın Kası Nasıl Yapılır ?

Tüm çabalarınıza rağmen bir türlü karın kası çıkaramadıysanız üzülmeyin. Taş gibi bir karın kaslarına sahip olmanızı sağlayacak beslenme, egzersiz ve yaşam biçimiyle ilgili altı strateji hazırladık.

Güne SU  ile Başlayın

Bütün bir gün su içmediğinizi düşünün… 8 saatin sonunda, içiniz kavrulabilir. İşte bu yüzden, kalkar kalkmaz su içmek sizin için oldukça faydalı olacaktır. Bundan sonra, sabahları kalkar kalkmaz yarım litre su için. Alman bilim adamlarına göre; bunu yapmanız yaklaşık 90 dakika sonra metabolizmanızın tüzde 24 daha iyi çalışmasını sağlıyor. Dahası, önceki araştırmalar da yeterli su aldığında vücuttaki kas hücrelerinin daha hızlı geliştiğini gösteriyor. Burada uymanız gereken en önemli kural: Göbek eritmek için günde en az 3,5 litre su için.

Asla Kahvaltı Etmeden Dışarı Çıkmayın

Bir üniversite araştırmasına göre; kahvaltı etmeyen erkeklerin sarkan göbeklere sahip olma ihtimali, edenlere göre 4,5 kat daha fazla. O yüzden uyandıktan sonraki bir saat içinde, kahvaltınızı edin veya en az 250 kalori içeren bir protein tozu karışımı için. İngiliz araştırmacılara göre kahvaltı miktarı, bel ölçüsüyle ters orantılı olarak değişiyor. Yani, ne kadar çok kahvaltı ederseniz, mide kası çıkarma ihtimaliniz o kadar fazla olur. Tabi yine de çok abartmayın ve 500 kaloriyi geçmemeye çalışın. Sabahları midenizi doldurmanız için ufak bir tarif de verelim: bir paket kahvaltılık yulaf ezmesini bir ölçek whey protein tozu ve yarım kap yaban mersiniyle ya da kuru üzümle karıştırıp afiyetle yiyin.

Antrenmanı Doğru Yapın

Herkesin karın kası vardır; ama bazılarınınki yağ tabakası altında kaybolur. Bu yüzden, karın kaslarınızı çıkarmak için sonsuz tekrarda mekik çekmenize gerek yok. Önce o yağ tabakasından kurtulmanız gerekir. Göbek eritmek için en etkili yöntemin kardiyo antrenmanı olduğunu düşünüyorsanız, haksız değilsiniz. Aralıklı kardiyo(interval) antrenmanı ile yani inişli çıkışlı tempoda yapılan kardiyo antrenmanı ile metabolizmanızın 39 saat boyunca daha yüksek hızda çalıştığı bir gerçek. Ancak Southern Maine Üniversitesi’nin bir araştırması, yüksek tempoda yapılan bir ağırlık antrenmanının saatte 9 km hız ile yapılan bir koşuyla aynı kalori yakımını sağladığını gösteriyor. Kaslarınızın büyümesi de cabası.En iyi sonucu elde etmek için, haftada üç gün tüm vücudunuzu çalıştıracağınız ağırlık antrenmnanı yapın. Ancak, egzersiz yaptığınız o günler arasında en az bir gün dinlenmeyi de ihmal etmeyin. Kalan günlerde ise aralıklı kardiyo antrenmanları yapın.

Sert karın kaslarına sahip olmak için illa spor salonlarını gezmeniz gerekmez. Evde de basit ve sık tekrarlanan hareketlerle istediğiniz baklavalara sahip olmanın yollarıda yok değil.

Hızlı ve sabit  hareketler evde uygulanabilen ve etkinliğini yitirmeyen hareketlerdir. Eğer bu hareketleri haftada birkaç kez yaparsanız, karın kaslarınız güçlenecektir eğer hergün yaparasanız karın kaslarınızın güçlenmesinin yanısıra baklavalarınızın da çıktığını gülümseyerek göreceksiniz. Ama dikkatle olun, bu hareketleri kardiyo ve iyi bir beslenme ile yapmazsanız, hiçbir sonuç alamazsınız. Bütün karın kası hareketleri için midenizi içeri çekmeyi unutmayın, bu ana kaslarda önce çalışması gereken çapraz karın kaslarını çalıştıracaktır.

                                                                 Mekik
Sırtınızın üstünde yere yatın. Derin bir nefes alın ve karnınızı içeri çekin, gözleriniz tavanda olsun, üst vücudunuzu 45 derece kadar yerden kaldırın. Boynunuzdan çekmeyin, bunun sonrasında boyun ağrılarına hatta migrene dönüşebilir. Kasılma pozisyonunda 2-3 saniye kalın sonra başlangıç pozisyonuna dönün. 10-15 tekrardan 3 set uygulayın.

Yan Taraflara Eğilin
Dimdik ayakta durun ve midenizi içinize çekin. Ayaklarınız düz, elleriniz iki yanda, soldan sağa eğilin. Kalçanızdan dönmediğinize emin olun, üst vücudunuz karşıya baksın soldan sağa eğmeye çalışın. Dik olmanızı sağlayacak, karın kasını ve alt sırt kaslarını çalıştırır. 10-15 tekrardan 3 set uygulayın

Yanlara Dönme
Ayakta dik durun, midenizi içeri çekin, ayaklarınız sabitken üst vücudunuzu soldan sağa döndürün. Döndüğünüzde iç ve dış taraftaki karın kaslarınız çalışacak. Bu hareketteki kasılma bir öncekine göre  daha farklı yerlerde olacaktır. 10-15 tekrardan 3 set uygulayın.

Çifte Mekik
Ne zaman mekik çekseniz, tüm karın kaslarını çalıştırırsınız ama her zaman karın kaslarının belirli bölümlerini önem vermek gerekir. Çifte mekikle diz kaldırmayı birleştiriyor ve alt karın kaslarına önem veriyor. Sırtüstü yere yatın, ayağınız havada olsun, dizleriniz 90 derecelik bir açı yapsın, baldırınız yere paralel olsun. Derin nefes alın, midenizi içeri çekin, gözleriniz tavana baksın, üst vücudunuzu 45 derece yerden kaldırın. Boynunuzu itmeyin. Kasılma bölgesinde 2-3 saniye durun ve tekrar başlangıç pozisyonuna dönün. 10-15 tekrardan 3 set uygulayın.

Bu kolay karın kası egzersizlerini yaparsanız , kaslarınızı çalıştırmış olacaksınız. Beslenme ve kardiyo ile beraber muhteşem kaslarınız olacak.

Hangi sporu yapıyor olsanız veya yapmaya niyetli olsanızda SPORA BAŞLAMADAN ÖNCE MUTLAKA ama MUTLAKA ISINMA HAREKETLERİNİ YAPINIZ…

Karın Kası Programı

Şekilli kaslara sahip olmak için mutlaka beslenme yöntemlerinize de dikkat etmeniz gerekmektedir. Burada dikkat edilecek temel hususyağ yakmak  için yapılması gerekenleri yapmanız yani protein alımını artırmanız, basit şeker tüketimini kısmanız ve kaliteli karbonhidratlara yönelmenizdir. Aşağıda sıraladığımız gıdalar sizin programınız için yol gösterici olabilir.

●Balık ve tavuk başta olmak üzere ızgara olması koşulu ile diğer et ürünleri,
●Yulaf başta olmak üzere diğer tahıllar,
●Lor peyniri başta olmak üzere diğer yağsız yoğurt, süt ve süt ürünleri,
●Yumurtanın beyazı,
●Zeytinyağı, badem gibi çeşitli kuru yemişlerle alınan yağlar, yağlı tohumlar ve tabii ki balık yağı,
●Mercimek ve nohut başta olmak üzere diğer baklagiller,
●Esmer makarna, pirinç pilavı, bulgur ve tam buğday ekmeği başta olmak üzere kompleks karbonhidratlar.

Son söz olarak ;SPORA BAŞLAMADAN ÖNCE MUTLAKA ama MUTLAKA ISINMA HAREKETLERİNİ YAPMANIZI ÖNEMLE HATIRLATIRIM. Spor yapacam,kilo verecem diye hayatınızın sonuna kadar size acı verecek sakatlıklara izin vermeyin.

Not;Konu ile ilgli videoları izlemek için BU RENKLE  yazılmış bağlantıları açın

Metabolizmayı Hızlandırmak…

                                   Metabolizma Hızlandırıcı Spor Dalları

Metabolizmayı hızlandıran egzersizler denilince bir çok kişinin aklına haklı olarak özel bir takım zayıflama hareketleri gelmektedir. Ancak her egzersizin öyle ya da böyle metabolizmayı hızlandırıcı etkisinin olduğu muhakkaktır. Ancak öyle bazı spor dalları veya egzersiz çeşitleri vardır ki gerçekten metabolizma hızını diğer egzersizlere göre çok daha fazla oranda arttırmaktadır. Bunların arasında uzmanlar tarafından şiddetle önerilen bir tanesi var. Aynı zamanda metabolizmayı hangi spor dalı hızladırır sorusunun da cevabı oluyor.

Yüzmek, bütün vücut kaslarını aynı anda çalıştıran tek spordur. Ayrıca suyun içinde hareket etmek vücut kaslarını çalıştırdığı gibi stresten de uzak durmanızı sağlar. Böylelikle metabolizmanız mükemmel bir şekilde çalışır ve vücudunuz şekillenir.Yüzücülerin vücuduna dikkatlice baktığında ne kadar da seksi ve biçimli olduğunu fark edersiniz. O bedene sahip olmak için olimpiyatlara katılan sporcular kadar ağır idman yapmak zorunda değilsiniz. İndiana Üniversitesinden araştırmacılar, yüzücü ve diğer sporcular arasında bir kıyaslama yapmış. Sonuç olarak yüzücülerin vücudunda daha az yağ bulunmakla birlikte bellerinin daha ince ve kalçalarının da daha dar olduğu görülmüş.

Yüzmeye gitmek koşuya çıkmak kadar pratik olmayabilir ama yine de fazla bir şeye ihtiyacınız yok: Bir yüzücü mayosu, bone ve deniz gözlüğü yeter. Bir de tabii ki olimpik bir havuza ihtiyacınız olacak. Dalmaya hazır mısınız?

Yüzmenin Sağlığa Faydaları

Yüzerek yağ yakmak , metabolizmayı hızlandırmak ve kalori harcamak daha kolaydır. Hafif süratte yüzme saatte 500 kalori yakarken hızla yüzerek saatte 700 kalori yakabilirsin. Su havadan 800 kat daha yoğun bir element olduğu için, her kulaç, tekme ve itme esnasında vücut kaslarını çalıştırırsın. Gövde, kalça, bacak, kol ve omuzlar çalışır. Yüzerken sadece kalori yakmakla kalmaz aynı zamanda kaslarını da geliştirirsin. Böylece hızlanan metabolizman sayesinde duşunu alıp dinlenirken bile kalori yakmaya devam edersin.

Yüzmek seni inceltip kaslarını geliştirirken aynı zamanda bedene ve ruha da iyi gelir. Suyun kaldırma gücü sayesinde vücut ağırlığını hissetmezsin böylece eklemlerin dinlenir. Indiana Üniversitesi Yüzme Bilimi Fakültesi’nden Doktor Joel Stager, her gün incinme tehlikesi olmadan yüzebileceğini söylüyor.

Fazla yağlardan kurtulmak ve genç kalmak için yüzme egzersizini bütün hayatın boyunca uygulayabilirsiniz. Stager’ın araştırmaları düzenli olarak yüzenlerin en az 20 yaş daha genç göründüğünü söylüyor. American College of Sports Medicine tarafından sunulan veriler, bir yüzücünün tansiyon, kolesterol seviyesi, kalp sağlığı ve sinir sisteminin, kendinden çok daha genç bir bireye yakın olduğunu söylüyor.

Yeni başlayanlar havuza büyük beklentilerle atlıyor. Suya yüksek beklentilerle giren yüzücü yarım saat boyunca serbest kulaç yüzmeyi hedefliyor. Virginia’daki Washington and Lee Üniversitesi’nden Yüzme Koçu Joel Shinofîeld, böylelerinin dört dakika sonunda nefes nefese kalıp havuzun kenarına tutunduğunu söylüyor.

Bunun sebebi, suda egzersiz yaparken dolaşım sistemi ve kasların, karada olduğundan çok daha farklı çalışmasıdır. Akciğerler daha farklı nefes almak zorunda kalır çünkü karada olduğu gibi her istediğinde nefes alıp veremezsin. Diğer egzersizlerden farklı olarak, yüzerken suyun yüzeyinde ilerleyebilmek için kas grupların takım halinde çalışmalı.
Shinofield, yüzerek formda kalabilmek için kısa aralıklarla interval yapmanı ve farklı kulaç teknikleri arasında değişim yapmanı öneriyor: Böylece daha verimli bir egzersiz yapmış olacaksın.Aralarda dinlenirken zaman kaybettiğini düşünerek endişelenme: Yüzme yürüme gibi değildir. Durunca nabzın aniden düşmez. Birkaç kulaçtan sonra durakladığında bile 30 saniye boyunca yüksek kalır.

Metabolizmayı Hızlandıran Egzersiz Tarifi: Dikdörtgen bir havuzda dört kez bir uçtan diğer uca yüz. Diğer uca ulaşınca birkaç saniye dinlenebilirsin. Sonunda 30 saniye dinlen. Bunu 10 kez tekrarla. İki hafta boyunca, haftada iki, üç kez uygula. Minnesota Macalaster Koleji’nden Robert Pearson, bir süredir yüzmediysen kick-board kullanmanı öneriyor. Böylece yüzerken kol ve bacakların koordinasyon sağlaması için ekstra çaba harcamayacaksın.

http://www.saglikliyasa.com

1 kg vermek için ne yapmalı …?

                                                             Kilo vermek için Nasıl Spor Yapılmalı

Spor Yaparak Zayıflama..

Doğal yollarla zayıflama tecrübesi yaşayanların büyük bir çoğunluğu kilo vermek için spor ve egzersizlerden mutlaka faydalanırlar. Fazla kilolarından kurtulmak isteyenlerin özellikle merak ettiği konulardan bir tanesi olan spor yaparak zayıflama, belli bazı kuralları olan ve bu kurallara uyulduğu takdirde kilo vermeyi neredeyse garanti eden bir zayıflama yöntemidir. Spor yapmanın faydaları arasında kalıcı zayıflama sağlaması hemen herkes tarafından bilinir. Ancak kilo vermek için nasıl spor yapılmalı sorusuna cevap ancak uzmanlar tarafından verilebilmektedir. Bizler de işin uzmanlarına danışarak zayıflamak için spor yapmak gerçekten zayıflatırmı, zayıflatır ise nasıl spor yapılır bunu sizlerle paylaşacağız.

Öncelikle spor dediğimiz şeyin aslında vücudun işlevlerini düzgün bir biçimde yerine getirebilmesi için zorunlu olan bir şey olduğunu akıldan çıkartmayalım. İster zayıflamak için yapılsın isterse sağlıklı yaşam için, spor yapmak vücudun bir ihtiyacıdır ve bu egzersiz ihtiyacı karşılanmadığı takdirde metabolizma bozulur, kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi metabolizmanın işleyişini bozan ve hatta hayati tehlike oluşturan bir takım rahatsızlıklara da davetiye çıkarılmış olur.

İnsan bedeni bin yıllardır yürüme ve egzersiz yapma üzerine programlanmış bir organizmadır. Atalarımız günlük ortalama 10 kilometre yürüyüş yapmaktaydı. Buna bir de sağlıklı beslenme alışkanlıklarını ilave edersek eski insanlar bizlere göre çok daha çevik ve dinç bir bedene sahiptiler. Ancak şehirleşme ve endüstrileşme neticesinde günlük egzersiz oranımız kısıtlandı. Buna bir de son 30 yıldaki teknolojideki gelişmeler, internet, televizyon, kitle iletişim araçları vb kolaylıklar eklenince gerek iş gerekse özel yaşamımızda artık hareket etmeyi unutur hale geldik. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre en az haftada 20 kilometre yürüyüş yapan bedenlerde kilo alımı engelleniyor ve kitlesel yağlar ile iç organları saran yağ kütleleri eriyerek kalp ve damar hastalıkları riski önemli ölçüde azalıyor. Spor yapan kişilerde kas miktarı arttığı için bazal metabolizma hızı da kayda değer bir biçimde yükseliyor ve diğer insanlara nazaran daha yüksek bir metabolizmaya sahip oluyorsunuz.

Spor Yoluyla kilo vermek mümkün mü?

Sanılanın aksine, spor yapmak tek başına kilo vermek ve zayıflamak için yeterli değildir. Spor yoluyla zayıflamak için yeme içme alışkanlıklarını da kontrol altına almak gerekiyor. Özellikle günlük alınan kalorinin kontrollü bir biçimde azaltılması yapılan spor egzersizlerinin de önemini açığa çıkartacaktır. Yorgunluk adı verilen durum olmasa belki saatlerce spor yaparak ciddi manada kalori harcayabilirdik. Ancak sürdürülebilir bir spor alışkanlığı açısından günde 1 saatten fazla spor yapmayı amatörlere önermiyoruz. Zaten 1 saatlik spor egzersizleri yoluyla bisiklet yüzme, tempolu yürüyüş gibi sık kullanılan spor yöntemleri ile ortalama olarak saatte 400 ile 650 kalori arası bir enerji yakımı ortaya çıkmaktadır. Bu miktar ise kısa vadede değil de orta ve uzun vadede zayıflamaya yardımcı olmaktadır. Bir kg yağın vücutta yakılarak enerji olarak tüketilebilmesi için ortalama 8000 kalorilik bir egzersize ihtiyaç vardır. Günde 600 kalorilik spor yapan birisinin 1 ay sonrasında egzersiz yoluyla yaktığı yağ oranı yaklaşık olarak 2.2 kg kadardır. Uzun vadeli düşünüldüğünde bu miktar asla küçümsenecek bir miktar değildir. Ancak kısa zamanda da günlük 600 kalorilik spor egzersizi çoğu kişi tarafından hafife alınabilir.

                                                 Yürümek ve koşmak zayıflatırmı?

Bir ayda 1 kilo vermek ortalama 8000 kalori vermek gerektiğine yukarıda değinmiştik. 75 kg ağırlığında birisinin yaptığı yürüyüş km başı ortalama 65 kcal yaktığı hesaba alındığında 1 ayda 1 kilo vermek için ortalama olarak 138 kilometre yürümek zorunda olduğumuz ortaya çıkıyor. Diğer bir ifadeyle düzenli olarak her gün 4.6 km, yürümek gerekiyor.

Koşuda ise durum biraz daha farklıdır. Saatte 8 km hızda koşan birisinin kilometre başına 80 kcal yaktığı ve saate ortalama 640 kcal harcadığını söyleyebiliriz. Bu durumda günlük 1 saat koşan birisinin 1 ay sonunda 2 kg yağ yakacağı ortaya çıkıyor.

Kilo Vermek İçin Nasıl Spor Yapılmalı?

Öncelikle daha öncesinden spor yapma alışkanlığınız yoksa kesinlikle ani yüklenmeler yapmamalısınız. Vücudunuzun spor yapmaya alışması 1 ayı bulacaktır. Yürüyüş özelinde örnek vererek durumu açıklamak gerekirse ilk 1 haftada günde 2 km yürüyüş ile başlayın. Sonraki hafta bu miktarı 3 km ye çıkartın. 3 üncü haftada günlük 4 km yürüyüş ile devam edin. 4. haftada bunu 4.5 km de sabitleyebilir veya her hafta 300 metre ilave ederek günde 7 km ye kadar bu miktarı yükseltebilirsiniz.

Kısaca özetlemek gerekirse zayıflamak için spor veya egzersiz yapmak sizde gelip geçici bir heves olmamalıdır. Sporun sağlığa olan faydalarından da azami ölçüde faydalanacağınızı ve daha geç yaşlanacağınızı da aklınızdan çıkartmayın. Bunu bir yaşam tarzı haline getirerek tatilde, seyahatte evde, işte nerede olursanız olun günlük sporunuzu yapmak için fırsat kovalayın. Bu arada beslenmenize de dikkat edin ve spor yapıyorum diye önünüze gelen her şeyi yemeye asla kalkmayın.

 

1 kg vermek için kaç saat yürümek gerekir?

Yürüyerek kilo vermek sanıldığı kadar kolay bir şey değil. İnsanların ortalama bir tempo ile yürüyerek saatte 400 kalori verdiğini farz edersek 2 saatte 800 kalori, 4 saatte 1600 kalori 18 saatte ise 7200 kalori harcayacağı ortaya çıkmaktadır. Oysa bir kg vücuttaki yağ kütlesini eritmek için gerekli olan kalori miktarı da 7200 kaloridir. Dİğer bir deyişle 1 kilo zayıflamak için 18 saat yürüyüş yapmak gerekiyor. Tabi bunda yürüyüşün metabolizmayı hızlandırıcı etkisinin tüm güne yayılarak ortalama 200 kalori de fazladan enerji harcatmasını hesap etmiyoruz. Yani onu da hesaba katsak ortalama 12 saat yürümek gerektiği ortaya çıkıyor. Günde 1 saat yürüyüş yapan birisinin ayda 3 kilo zayıflama kilo verme olanağına kavuştuğu buradan ortaya çıkıyor.

Yürüyüşle zayıflama ve kilo vermenin faydaları

Yürümenin yürüyüş yapmanın veya Yürüyüşün faydaları ile hayatınıza birkaç yıl daha eklemek ister misiniz? Bunu düzenli olarak yapacağınız bir yürüyüş programı ile gerçekleştirebileceğinizi biliyor muydunuz? Basit ve güvenli olan ve sizi kolayca zayıflatacak yormayacak olan bu egzersizden öğreneceğiniz çok şey var!

Yürüyüş yapmak, yapabileceğiniz en basit ve en güvenli egzersiz çeşididir. Bu spor sizin kemiklerinizi güçlendirmenize, kilonuzu, kalp ve akciğer sağlığınızı kontrol altına almanıza yardımcı olacaktır. Araştırmalar haftada yaklaşık 20-25 kilometre yürüyen insanların yürüyüş yapmayan insanlara göre daha uzun yaşadıklarını kanıtlamıştır. Bunun yanında etkili bir zayıflama ve kilo kontrolü için yürüyüş yapmak gerçekten vücut için ihtiyacında ötesindedir.

Yürüyüşle İlgili Bazı Can Alıcı Bilgiler:

.. Yapacağınız yürüyüşünüzün her dakikası hayatınıza ortalama 1.5-2 dakika ekler. Buda sizin bir taşla iki kuş vurabileceğiniz anlamına gelir.

.. Her gün 20 dakika fazla yürüyüş yapmak yılda 7 kilo vermenizi sağlar.

.. Sadece 1 paket jelibon şekerini eritmeniz için bir futbol sahası kadar alanı yürümeniz gerekir. Bir dahaki sefere elinizi bir şeker tabağına daldırmadan önce bunu hatırlamalısınız. Çünkü etkili kilo vermek ve zayıflamak için yürüyüşün yanında yediklerinizi ve kalori kontrolünü de sağlamalısınız.

.. Günlük uzun, ritmik yürüyüşler yapmak kilo vermenin en iyi yoludur. (40 dakikalık yürüyüşünüzde maksimum kalp hızınızın %60 ile %65 değerleri arasında olduğu durumlarda.)

.. Kısa, hızlı yürüyüşler yapmak ise kalp ve akciğer sağlığınızı kontrol etmeniz için en iyi yoldur. ( 20-25 dakikalık yürüyüşünüzde kalp hızınızın %75 ile %85 arasında olduğu durumlarda.)

                                                       Yürüyüş Yapmanın Yararları

. Kalp ve akciğerlerin çalışma verimi arttırır.

. Fazla yağların yakılmasına yardımcı olur.

. Dinlenirken bile kilo vermeyi sağlayacak şekilde metabolizma hızınızı arttırır.

. Yeme isteğinin (İştahın) kontrol edilmesine yardımcı olur.

. Enerji verir.

. Stresten uzaklaşmaya yardımcı olur.

. Yaşlanmayı geciktirir.

. Kandaki kolesterol seviyesini azaltır.

. Yüksek tansiyonu düşürür.

. Şeker hastalığını kontrol etmeye ve önlemeye yardımcı olur.

. Göğüs, Prostat ve mide-barsak gibi bazı kanser türlerine karşı riski azaltır.

. Kalp krizi ve Felç gibi rahatsızlıklar için yardımcı rehabilitasyonu sağlar.

. Bağırsakların çalışmasını düzenler.

. Uyku düzenine yardımcı olur.

. Bacak ve kalça bölgesindeki kasların güçlenmesine yardımcı olur.

. Kemik güçlenmesini sağladığı gibi yaşlı kadınların kaderi gibi gözüken kemik erimesi riskini azaltır.

. Hareketsizliğe ya da kireçlenmeye bağlı olarak ortaya çıkan eklem sertliğini azaltır.

. Kronik sırt (bel) ağrılarını azaltır.

. Vücudun esnekliğini arttırır.

. Vücudun hareket etme yeteneğini arttırır.

. Dolaşımın artmasına yardımcı olduğu için artan dolaşımla birlikte daha sağlıklı bir cilt sağlar.

.Kilo almayı engeller ve etkili bir kilo verme zayıflama yöntemidir.

. Hafızayı ve zihinsel uyanıklığı arttırır.

. Zihnin yaratıcılığını ve problem çözmeye yeteneğini arttırır.

. Kişisel ruh sağlığının (Moral) düzelmesine yardımcı olur.

. Depresyonu önlemeye yardımcı olur.

. Kişisel özgüveni arttırır.

. Cinsel gücü arttırır.

. Diyet ve Rejim formüllerinizin hedefe ulaşmasında ve etkili kilo kaybı yaşanmasında etkilidir.

. Alkol, kafein, nikotin gibi bağımlılık yapan maddelere karşı kişisel kontrole yardımcı olur.

Eklemelere, diz ve bilek kemikleri de dâhil olmak üzere kalça kemiklerine, daha az baskı yapacağı için yürüyüş yapmak daha çok tercih edilen bir egzersiz ve spor yöntemidir. Isınma egzersizlerinizi yapmadan önce vücudunuzun her yürüyüş sonrasında daha gevşeyeceğini ve rahatlayacağını düşünün kaslarınız bunu sevecektir!

Yürümek zayıflatırmı

Yürümek ve yürüyüş yapmak elbette zayıflatır. Ancak bunun için günün belirli bir saatinde düzenli olarak yürüyüş yapmanızı öneriyorum.

Yürümek kaç kalori yaktırır

Yürümek ile kalori yakmak arasında ilişki, yürünen mesafe vede yürüme temposi ile yakından ilişkilidir. Ortalama olarak 5 km hızla yapılan tempolu bir yürüyüş ile saate 400-500 kalori yağ yakabilirsiniz. Bu tempoyu her gün sürdürürseniz 1 ayda 2 – 3 kilo zayıflama sağlarsınız.

Kardiyo Nedir

                                                                                                                      Kardiyo Nedir
Vücuttaki istenmeyen yağları yakmak amacıyla  belli bir tempoda, yüksek kalp ritmiyle yapılan egzersizlere kordiyovasküler ya da kardiyo denir.Belirli bir zaman zarfında  durmaksızın yapılan koşular, sürülen bisikletler , yüzme egzersizleri, kürek çekme çalışmaları  en çok bilinen ve uygulanan  kardiyo egzersizleridir. Ne kadar kardiyo yapılması gerektiğini konuşmadan önce, en azından kardiyo’ nun ne kadar önemli olduğunu bilmelisiniz.
Kardiyovasküler egzersiz basitçe aktivitenin içinde iken kalp atışlarının hızlandığı halde, hala rahatça konuşabiliyor olabilmenizdir.
Kardiyo ayrıca kaslara oksijen ve kan gitmesini sağlar. Fiziksel aktivitelerinizi yaparken, nabzınız hızlanıp nefesiniz derinleştiğinde kardiovasküler sisteminizi kullanıyor oluyorsunuz. Bu sisteminizi düzenli Kardiyo çalışmaları yaparak güçlendirebilirsiniz. Vücudumuzdaki  yağ yakma enzimleri egzersize başladıktan sonraki  10 dakikadan sonra çalışmaya başlarlar ve 10 dakikaya kadar yapılan ritmik ve kısa bir koşu da sadece karbonhidrat yakmanızı sağlar. Bu zaman zarfı içerisinde depoladığınız yağları yakmadan spor yapmış olursunuz. Kardiyo çalışmalarından netice almak için haftalık en az 25-30 dakika düzenli egzersiz yapmalısınız. . Yağları da yakmak istiyorsanız en az 25 – 30 dakika gibi süre kardiyo yapmalısınız, bu yağ yakımı için şarttır ve haftada 1 gün dinlenme 1 gün kardiyo egzersizi olarak kendinize haftanın belirli günlerinde bir program oluşturmanızı öneririz

Kardiyo egzersizleri yoğun tempo gerektirmeyen ancak kalbi de aktif tutan kalp sağlığına faydalı her türlü egzersize verilen isimdir. Kardiyo programları sporcular tarafından uygulanan programlardır. Ancak bizler farkında olmadan normal yaşamda da kardiyo egzersizlerini yapabiliyoruz.

Kardiyo ve Kalp

Günümüzde kardiyo egzersizlerinin  kalp sağlığı açısından faydaları yadsınamaz.Özellikle yüksek tansiyonu ve kolesterolu olanların muhakkak yapması gereken bir egzersizdir. Tansiyonu düzenler ve kolesterol seviyesini düşürür. Irsi diyabet ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini en aza indirir.Kardiyo, kemiklerinizin daha güçlü olmasını sağlar ve yaşınız ilerledikçe kemik erimesi rahatsızlığına yakalanma  oranınızı düşürür yani kısacası Kardiyo sizin hayatınızdır.

Kardiyo Egzersizleri Nasıl Yapılmalıdır ?

Spor salonlarında kardiyo egzersizlerini, pek önemsemeyen kişilere sıkça rastlanır, fakat bu egzersizlerin kısa süreli yapılması veya hiç yapılmaması bir sonuca ulaşamamanızı sağlar. Kardiyo egzersizlerinin, istenen amaca (örnek olarak yağ yakmak) ulaşılması konusunda büyük önem taşıdığını unutmamalıyız. 25 dakika ile 30 dakika arası yapılması tavsiye ediliyor.

Haftanın 3 ile 5 günü arasında bir süre olmak üzere, düzenli olarak kardiyo yapmalısınız. Formda olan arkadaşlarımız bunu  haftada 1 veya 2 gün kendilerini zorlayarak egzersiz yapabilirler. Formda olmayan arkadaşlarımızında kendilerini zorlaması kesinlikle önerilmez. Egzersizleri kademe kademe artırmaları en uygun olandır. Ayrıca kardiyo programınızı bir kaç haftada bir düzenleyerek hem sıkıcı egzersiz biçimlerinden kurtulmuş olursunuz, hem de artan formunuza uygun olarak daha biçimli bir program oluştura bilirsiniz.

                                        Kardiyo Egzersizlerinde Dikkat Edilecek Noktalar

* Sabahları kalktığınızda, yapacağınız kardiyo egzersizleri günün diğer saatlerine oranla daha etkili olacaktır. Bunun sebebi ise sabah kalktığınız da aç olmanız. Sabah yapacağınız 15 – 20 dakikalık egzersizler de kullanacağınız enerji kaynakları vücudunuzdaki yağlar olacaktır.

* Sabahları yapacağınız kardiyo egzersizleri, gün içindeki metabolizmanızda daha hızlı olmasını sağlayacaktır.

* Sabah yapacağınız egzersizler emin olun gün içerisinde kendinizi mutlu hissetmenizi sağlayacak.

* Egzersiz sırasında, ilk olarak egzersiz öncesinde yedikleriniz yakılır, daha sonrasında ise yağlar.

* Yatmadan önce yapacağınız egzersiz, sabah yapacağınız egzersize nisbeten daha az etkili olacaktır. Bunun sebebi ise egzersiz yaptıkdan sonra uyuyacaksınız ve metabolizmanız tekrar yavaşlayacak. Sabah yaptığınız egzersizden sonra ise gün içinde hareket etmeye devam edersiniz. Sonuç olarak gün içinde yapılacak en iyi egzersizler, yağ yakımı konusunda sabah egzersizleridir.

                                                                              Kardiyo Egzersizinin Faydaları

Düzenli kardiyo yapılması, yüksek tansiyon , kolesterol seviyenizi düzenleyebilir, diyabet veya kalp gibi hastalıklara da yakalanma ihtimalinizi azaltabilir.

Egzersizler, kemik gelişiminde olumlu etkilere sahiptir.

Egzersiz yaparak güzel görünen vücudunuzla çevrenizdekilere hava atabilirsiniz.

Kilo vermeye karar verdikten sonra aklımıza takılan ilk ve en önemli soru şudur: ” Ne yapmalıyım? Madem kardiyo kilo vermeye bu kadar yardımcı, bunu hangi yoğunlukta yapmalıyım?” Uzmanlar kilo vermek için düşük ile orta yoğunluk arasında yapılan kardiyonun devamıiçin>>>

Unutmanın Nedenleri

Eğer kendi kendinize , herşeyi  çok çabuk unutuyorum,bana neler oluyor diye soruyorsanız lütfen aşağıdaki yazıya bir göz atmanızı tavsiye ederim.Aşağıdaki konuyu özellikle yaptıkları iş gereği bir önceki işlemi unutmak zorunda olan çalışanlar (mesela Casino çalışanları) için burada yayınlama kararı aldım..

Unutmak:Öğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, öğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili çeşitli kuramlar ileri sürülmüştür. Unutmanın tanımlanması ve türleri kuramların bu konudaki görüşlerine göre belirlenir.

Fizyolojik temellere dayanan kuramlara göre, unutma öğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur.
Koşullanma yoluyla öğrenme kuramına göre; pekiştirilmeyen, ödüllendirilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer bir deyişle, sönme olur.

Bir çok öğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutulmuş gibi görünebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla açıklarlar. Onlara göre, kişiye acı veren anılar bilinçten uzaklaştırılarak bilinç dışına atılır.

Daha önce de belirtildiği gibi, öğrenilen malzemenin ne derece öğrenildiği, öğrenilen malzemenin anlamlılığı, öğrenmeyi yapan kişinin öğrenmeye ne ölçüde güdülendiği, öğrenmeden sonraki etkenler de öğrenilenin belekte tutulmasını, saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler.
Deneysel ruh bilimi araştırmalarında denekler herhangi bir öğrenme malzemesini hatasız olarak tekrarlayana dek öğrenmeyi sürdürürler. Araştırmacı, olabilecek en iyi hatırlamayı araştırıyorsa, deneklere tam öğrenme yaptırır. Yapılan araştırmalarda, tam öğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha az olduğu görülmüştür.

Öğrenilen malzeme anlamlıysa, anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır. H. Ebbinghaus 1885’te yaptığı çalışmalarda, anlamsıza heceleri ( örneğin; TIC, PUV, GIB, vb. ) öğrenme malzemesi olarak kulanmış ve öğrenilen malzemenin anlamsız olmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandığında, yani tam öğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı konmuştur. Kusursuz hatırlama için ilk denemede 1000 saniye kullanılmışken, ikinci denemede 600 saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu süre, bellekte tutulan malzemenin miktarının bir göstergesidir. Bu yönden tam bir öğrenme için çok elverişlidir. Daha önceden bir malzemeyi gören, öğrenen kişi ikinci kez aynı malzemeyi öğrenmesi gerektiğinde daha kısa sürede yeniden öğrenebilmektedir. Ebbinghaus, öğrenme ve yeniden öğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir güne kadar değişen çeşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını sürdürmüştür. Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unutma eğrisi oluşturmuştur .
Başlangıçta unutma çok hızlıdır. Sonra yavaşlamakta, en sonunda da aynı düzeyde sürmektedir. Başka bir deyişle, öğrenmenin hemen ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belirli bir düzeyde sabit kalır,
Hatırlama ve Unutma İlişkisi

Unutmada önemli olan bir diğer etken, bir öğrenmeyi yapmaya kişinin ne ölçüde güdülendiğidir. Kişi için belirli bir öğrenmeyi yapmak önemliyse bunu yapmak için istekliyse, daha bir öğrenme gerçekleştirir ve bunun sonucunda unutma daha az, hatırlama daha çok olur.
Öğrenme sırasında öğrenme işlemi yarıda kesildiğinde, tamamlanan öğrenmelere kıyasla daha fazla hatırlama olur. Buna ” Zeigarnik olgusu” denir. Bu konuyla ilgili deneysel araştırmalarda deneklere bir dizi öğrenme görevi verilmiştir. Bunların bazısı deneyci tarafından yarıda kesilmiş, bir bölümü de tamamlatılmıştır. Aradan zaman geçtiğinde yarıda kesilen öğrenmelerin, tamamlananlardan daha iyi hatırlandığı görülmüştür. Zeigarnik, deneyin yarıda kesilmeyi başarısızlık olarak yorumlandığını, bunun denekte gerginlik yarattığını, bir öğrenmeden başka bir öğrenmeye geçince bu gerginliğin sürdüğünü ve unutmayı azalttığını ileri sürmüştür. Bir lokantada yapılan bir araştırmada, garsonların hesabı henüz ödenmeyen yemek siparişlerinin hepsini hatırladıkları, hesapları ödenen siparişleri hatırlamadıkları saptanmıştır.

Genellikle doğrulanan Zeigarnik olgusu, öğrenme durumunda kişilerin kişilik özelliklerine göre bazen doğrulanmayabilir. Örneğin; kendini her zaman başarılı olmaya güdüleyen, kusursuzluğu kendine amaç edinen bir kişi öğrenimin yarıda kesilmesini başarısızlık olarak yorumladığında, unutması da fazlalaşabilir. Ayrıca eğer tamamlanmayan iş çok zorsa ya da kişiyi çok fazla tedirgin ediyorsa, kişi bilinçsiz olarak unutma eğiliminde olabilir.
Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen zaman aralığında kişinin neler yaptığı, hatırlama miktarını etkiler. Örneğin; bir öğrenme malzemesi %100 öğrenildikten sonra kişinin uyuması ya da başka işlerle uğraşması hatırlanan miktarı değişir. Kişi uyanık kaldığında hiç bir işle uğraşmasa bile, etrafında olup bitenler onu etkiler. Bu da hatırlama anında olumsuz etki yaratır. Bu konuda yapılan çalışmalarda, öğrenmeden sonra uyuyan kişilerin uyumayanlara göre daha çok hatırladıkları görülmüştür.

Unutma Nedenleri
Unutmanın nedenleri de kuramların açıklamalarına bağlıdır. Bazı psikologlara göre unutmanın nedeni engelleyici etkidir. Bu etki iki şekilde olur:
1. Geriye doğru engelleyici etki (geriye ket vurma )
2. İleriye doğru engelleyici etki ( ileriye ket vurma )
Öğrenmeden önce ya da sonra yer alan başka bir öğrenme, hatırlama ve geri getirmeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Söz konusu öğrenmeden önce yapılmış bir öğrenmeden kaynaklanan etkiye ileriye doğru, sonra yapılmış bir öğrenmeden kaynaklanana geriye doğru engelleyici etki denilir. Örnek olarak 30-40 kişinin bulunduğu bir sınıfa giren öğretmen öğrencilerin ismini sorup öğrenir. Daha sonra başka bir sınıfta aynı şeyi yapar. İlk sınıfta öğrenilen isimleri hatırlama gücü daha sonraki sınıfta öğrenilenlerin etkisi altında bozulur. Bu geriye doğru engelleyici etkidir. Bunun tersi de olabilir, o zaman ileriye doğru engelleyici etki söz konusudur. Yani, önce öğrenilenler sonra öğrenilenlerin hatırlanmasını güçleştirebilir.

Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen süre içinde yeni bir öğrenmenin gerçekleşmesi, ilk öğrenilenlerin bellekte saklanmasına olumsuz bir etki yapar ve ilk öğrenilenleri hatırlama miktarı düşer. Buna ” geriye doğru engelleyici” ya da ” geriye ket vurma” denir. Bu olgu aşağıdaki gibi bir deney düzeniyle araştırılarak saptanmıştır. Böyle bir çalışmada iki gruba da ( A ) öğrenmesi yaptırılmış, daha sonra deney grubuna ( B ) öğrenmesi yaptırılırken,kontrol grubu dinlenmeye bırakılmış, yeni bir öğrenme yapmamıştır. Bir süre sonra uygulanan hatırlama testi sonucunda deney grubunun, kontrol grubuna göre daha az şeyi hatırladığı görülmüştür. Diğer bir deyişle, sonraki öğrenme önceki öğrenmenin hatırlamasına ket vurmuştur.

” İleriye ket vurma ” ya da ” ileriye doğru engelleyici ” etki olarak tanımlanan durumdaki deney düzeni ise aşağıda görüldüğü şekilde hazırlanır.

Burada deney grubu ( A ) öğrenmesini yaparken, kontrol grubu dinlenir. Sonra her iki gruba da ( B )öğrenmesini yapar. ( A ) öğrenmesini yapan deney grubu, yalnızca ( B ) öğrenmesini yapan kontrol grubuna göre ( B ) öğrenmesini daha az hatırlar. Başka bir deyişle, önceki öğrenme sonraki öğrenmenin hatırlanmasını bozmuş, ket vurmuştur.
İleriye ve geriye ket vurma ya da bozucu etkini olup olmaması, iki öğrenme işlemi arasındaki benzerliğe bağlıdır. Eğer iki öğrenme malzemesi birbirine çok benziyorsa, bozucu etki çok az olur ya da olumlu aktarma olur; öğrenilen malzemeler hem daha kolay öğrenilir hem de daha kolay hatırlanır. Bunun tersine, iki öğrenme malzemesi birbirinden çok farklıysa bozucu etki, ket vurma çok az olur. Çünkü birbirine benzemeyen iki öğrenme arsında olumlu ya da olumsuz aktarma çok az olur.

Freud’ un kuramına göre bastırma mekanizması da unutma nedenidir. Birey, kendini rahatsız eden konuları bilinçaltına iterek bu kaygıdan kurtulmak ister. Bilinçaltına itilen olayların hatırlanması oldukça güçtür.
Bazı kuramlara göre; öğrenilenlerin kullanılmaması unutma denir. Uygulamaya giren bilgiler zaman zaman tekrarlandığı veya alışkanlık haline geldiği zaman unutulmaz. Kullanılmayan bilgilerin kayıtlı olduğu sinir hücrelerinin sinaptik bağları zayıftır. Bu nedenle hatırlamak oldukça güçtür.
Öğrenmeyi koşullanmayla açıklayan görüşlere göre de koşullanmanın sönmesi bir unutmadır. Organizma, koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasındaki bağı unutur. Artık beklenen tepkiyi göstermez.

Bu nedenlerin yanı sıra bazı bellek bozuklukları unutma nedenidir.

Bellek yitimi (amnezi) çeşitli organik veya psikolojik nedenlerle hatırlama gücünün yitirilmesidir. Bellek yitimi kısmi veya genel olabileceği gibi, kısa süreli veya süresiz de olabilir.

Diğer bir unutma nedeni, beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı olarak gelişen organik bozulmalardır. Organik bozulmalar yaşla ilgili yıpranmalar, beynin bazı bölgelerine yeterli kan gitmemesi bağlı yıpranmalar olarak ortaya çıkar. Bunun yanında yeterli protein sentezinin yapılmaması bilgilerin kodlanmasını engeller. Kodlanmayan bilgiler kısa zamanda tamamen unutulur.
Kaynak: http://www.e-psikoloji.port5.com

 

Yaz Aylarında Beslenme

 

Beslenme; günlük enerji gereksinimlerimizi karşılamak(ayrıca çocuklarda büyümek) ve yaşamı sürdürebilmek amacıyla yiyecek ve içeceklerin vucuda alınmasıdır. Normal insanda beslenme, ağız yoluyla olmaktadır ancak, hastalık durumlarında; damar içinden ve kateter yoluylada beslenme olabilir. Besin öğelerinin başlıcaları ;proteinler, yağlar, mineraller, karbonhidratlar,vitaminler ve sudur.

Sağlıklı beslenme; dengeli beslenmek ve zararlı besinleri tüketmemekle olmaktadır.İnsanlar için doğumdan ilk altı ata kadar anne sütü yetreli beslenme sağlamaktadır ancak daha sonrasında ek gıdalara geçmek gereklidir. Enerji gereksinimleri kilo durumları, yapılan iş ağırlığı ile doğru orantılıdır. Günlük kalori ihtiyacının büyük bir kısmını karbonhidratlardan( ekmek, şeker,kurabiye, reçel,çikolota, muhallebi, meyve vs.), bir kısmını etlerden( proteinler/ baklagiller,et-balık grubu), bir kısmını ise yağlardan(bitki kaynaklı/ sıvı-katı yağlar, hayvansal/tereyağı) karşılarız.

Günlük enerji gereksinimi, çocuklarda hem çok harcanması hemde yapı taşı olarak kullanılması bakımından kiloya göre fazla olmakla birlikte, 70 kiloluk masa başı işinde çalışan için; erkekte ortalama 1800 kalori, kadında ise 1500 kaloridir.Bir dilim normal ekmeğin 120 kalori,bir elmanın 50 kalori, bir muzun 100 kalori, bir küp şekerin 25 kalori olduğunu göz önünde tutarak ne kadar tüketeceğimizi hesaplayabiliriz.

İhtiyacımızdan fazla tükelilen gıdaların gereksinim fazlası vücutta yağ olarak depolanır.Yani, ne yersek yiyelim, o madde barsakltan emilir, kana geçer karaciğere gelir burada yağa dönüşür; harcanmayan miktar, yağ depolarına gider ve şişmalık dediğimiz hastalık oluşur.İnsanda damar yapılanmasının anne karnındayken başladığını düşünürsek, yağlı olmanın ne kadar sağlıksız bir durum olduğunu bir bilmece gibi düşünmeye gerek kalmaz! KALP KRİZLERİNİN ERKEN YAŞLARDA GÖRÜLMESİNİN ALTINDA YATAN EN BÜYÜK NEDEN;ŞİŞMANLIKTIR!

İnsan vucudu her alınan maddeyi eritemez ve hatta bazen kabul edemez ve allerjiler ortaya çıkabilir(bal, çilek,ilaç,vs). Allerjisi olanlar mutlaka tespit edilmeli ve beslenmeleri bu gerçeğe göre yapmalıdır. Aksi durumlarda istenmeyen durumlarla karşılaşmak olasıdır.Çocuklarda büyümeyi de sağlayan besinlerin zararlısının alınması durumunda(genetiği değitirilmiş besinler gibi..), sağlıksız yapıların ortaya çıkacağı mutlaka akılda tutulması gereken önemli hususlardandır.Diğer taraftan geleceğe yönelik bir durum ortaya çıkarmasalar bile yenildiği zaman ağır hasar açmaları bakımından allerjen olan besinler olmak üzere birçok maddeye karşı dikkatli olmak gerekir( özellikle mantarlarında olan ağır karaciğer hasarı yapan ”aflotoksin” gibi…).
Gereğinden fazla normal besin öğeleri her insanda aynı tepkileri vermeyebilir. Sporcularda normal insanın gereksiniminin bazen 10 katına kadar ihtiyaç olabilir. Bu gereksinimler insanın bazal metebolizma dediğimiz kalori harcama sistemiyle ilgili bir durumdur. Çok hareketliler çok harcarlar, az hareketliler az harcarlar ancak bunda tiroid hormonlarının rolüde vardır.Tiroid hormonları düşük olanların metebolizması düşük; yüksek olanlarda ise meytebolizma hızı yüksektir. Fazla yenen bir yemekten sonra durgunluk ve uyku gelmesinin birçok nedeni vardır ancak, iki tanesi çok önemlidir;bunlardan biri ,artan mide barsak kan akımına bağlı beyine giden kanın azalması bir diğieri ise,hormonların salınmasıdır. Bu durumda artan insilüne bağlı 2-3 saat sonra ”kurtlar gibi acıktım” denen durum ortaya çıkar. SINAV BAŞARISIZLIKLARININ VE YEMEKLERDEN SONRAKİ TRAFİK KAZALARIN NEDENLERİ ARASINDA SIKLIKLA AĞIR YEMEK VARDIR.

İnsanlar, hayvanlardan farklı olarak beslenme gereksinimlerini bir toplumsal kurallar dahilinde yaparlar.Bazı kültürlerde sofraya oturulması ve kalkılması en önemli görgü kuralları olarak karşımıza çıkar.Gelenekler genelde biçimci olmuş, tesadüf bölgesel özelliklerden dolayı bazı toplumlarda( Akdeniz tipi sebzeli beslenme) beslenmeler sağlıklı olabilmiştir.
Sebze ağırlıklı beslenmede kan şekeri yavaş yükseldiği için hormonlar bir denge içinde salınırlar ve insanı hızlı yaşlandıran etkiler oluşturmazlar.Yine baklagiller de kan şekerini yavaş yükselten besinler arasındadırlar. Yolcuk öncesi, sınav öncesi, kan şekerini hızlı yükselten muhallebi ,çikolata,şeker gibi yiyecekleri az tüketmeli ve çok ağır yememeliyiz,dengeli beslenmeliyiz çünkü dikkatimiz azalır.

Yaz mevsiminin etkisini iyiden iyiye hissettirdiği günlerde, hepimiz sağlığımız açısından dikkat etmemiz gereken kurallar vardır. Yazın kavurucu sıcağından kurtulmak, kendimizi bitkin hissetmemek, çarpıntılardan kurtulmak veya fazla bunalmamak için özellikle beslenmemize dikkat etmemiz gerekir. Bu beslenme hassasiyetine herkesin itina göstermesi gerekir

Yazın daha hafif beslenmek , çabucak doyduğumuz için daha kolaydır.Sağlıklı beslenmek için yaz aylarında 4 porsiyon sebze ve meyve yemek, yağsız süt ürünlerini tercih etmek,bol lifli ve kalsiyum içeren besinleri tüketmek gerekir.Lifler kilo kontrolü için çok yararlıdır, çünkü doygunluk hissi sağlarlar.Aynı zamanda lifler kan şekerini dengeleyip, kolesterolü ve vücut yağlarını azaltırlar.Lifli besinler yani sebze ve meyveler, antioksidan ve fitonutrient içerirler, böylece yaşlanma yavaşlar, kanser ve kalp krizi önlenir, tansiyon dengelenir ve kalp güçlenir.Düşük kalorili oldukları için de bel çevrenizi zayıflatırlar. Yaz sofralarının vazgeçilmez besinleri ve yararlarına değinelim.

A.DOMATES VE BİBER

Bu iki besin aslında birer meyve olup sebze olduğu düşünülmektedir.Domates ve biber yüksek oranda Vitamin Ave C içerir. Orta boy bir domates, 35 kaloridir, ve günlük almanız gereken Vitamin C nin %40 ını ve Vitamin A nın % 20 sini içerir. Ayrıca domatesin prostat ve sindirim sistemi kanserlerinin riskini azalttığı da ispatlanmıştır. Çünkü domates likopen adı verilen bir besin öğesi içerir, bu besin öğesi domatese kırmızı rengini verir ve çok güçlü bir antioksidandır.

Likopen ayrıca ‘’kötü kolesterol’’ olarak bilinen LDL kolesterolü de düşürmektedir. Biberler de antioksidan içerirler.Beta Karoten de bir çeşit antioksidandır ve bağışıklık sistemini arttırır, böylelikle hücreler serbest radikallerin verdiği birçok hasardan kurtulur.Günde 2 adet biber Vitamin C gereksinimini %230 karşılar ve sadece 20 kaloridir.

1.Biberi fırında baharatlarla pişirebilirsiniz, tek başına veya bir yemeğin yanına çok yakışır.
2.Keçi peyniri , mozzarella veya beyaz peynirle domates hem karın doyurucu hem de çok sağlıklı bir başlangıç olarak tercih edebilirsiniz.
3.Izgara yapılmış domates-biber-patlıcanı küçük küçük doğrayıp, üzerine sarımsaklı domates sos yapıp afiyetle yiyebilirsiniz.

B. KALSİYUM VE PROTEİN İÇEREN YOĞURT

Yapılan çalışmalar yağsız yoğurttan günde 3 kase yiyenlerin daha kolay zayıfladıklarını ve bel çevresindeki yağların azaldığını göstermiştir.Yoğurt kilo vermek isteyenler için hem sağlıklı bir seçim hem de karbonhidrat-protein içeriğinden dolayı doyurucudur

Günde 1 porsiyon yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacının %30 unu karşılar. Ayrıca içeriğinde prebiyotik olarak adlandırılan sağlığa yararlı organizmalar vardır.Prebiyotikler bağışıklığı güçlendirir, sindirim sistemini sağlıklı kılar.Meyveli veya az yağlı yoğurt ara öğün veya ana öğün yerine geçebilir, lezzetli ve sağlıklı tatlı alternatifi oluşturur.

1. Dondurma yerine yağsız meyveli yoğurt yiyebilirsiniz
2. Müsliye veya yulaf ezmesine yoğurt katabilirsiniz.
3. Yazın cacık yemek de çok ferahlatıcı ve sağlıklı bir alternatiftir.

C. HAYAT KAYNAĞI SU

Sağlıklı beslenmenin en önemli öğesi sudur.Besin değeri olmamasına rağmen, vücut fonksiyonlarında sindirim, metabolizma ve hücre korunmasında katalizör görevi yapar.Su kilo vermek isteyenlerin de en büyük yardımcısıdır, iştahı azaltır, metabolizmayı hızlandırır. Eğer yetersiz su içiyorsanız vücudunuz aldığınız suyu tutar ve şişkinlik yaşarsınız. Ödem , şişkinlik ,tansiyon problemleri yaşamamak için yeterli oaranda su içmelisiniz.normal bir yetişkin günde 1.5-3.5 litre su içmelidir. Vücudumuzun %50 veya %60 ı sudan oluşur.

1. Daha fazla su içmek için susamayı beklemeyin. Sebze, meyve, yağsız süt ürünleri, maden suyu, bitki çayları da bol su içerir.
2.Aynı zamanda çorbalar, kavun,portakal,marul ve domates gibi meyve ve sebzelerin su içeriği yüksektir.
3. Suyun tadını sevmiyorsanız içine taze nane, portakal dilimleri, salatalık dilimleri, limon suyu katarak daha rahat içebilirsiniz.

 

                                                     Gelelim  yaz aylarında  nasıl besleneceğimize;

  • Vücudumuz terleme ile kaybettiği için bol bol sıvı tüketmeye gayret edin. Sıvı alma isteğiniz olmasa bile düzenli sıvı tüketmelisiniz. Bu sıvılar; süt, ayran, soda, meyve suyu, bitki ve meyve çayları tercih edilebilir. Bilimsel manada kadınların 10, erkeklerin 14 bardak su içmesi gerekmektedir.
  • Hipertansiyon, diyabet, kalp – damar hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerin güneş ışınlarının çok dik geldiği 11.00 – 16.00 saatleri arasında gerekmedikçe dışarı çıkmamaları ve 3 ana öğünün yanı sıra 3 küçük ara öğün almaları önerilmektedir.
  • Yaz mevsiminde alkol alınması, yağlı ve ağır yemekler yenmesi sonucu vücut dengesi bozulabilmektedir. Katı yağ tüketimi sınırlanmalı, hatta yaz veya kış kullanılmamalıdır. Bu nedenle sıvı yağlar tercih edilmelidir.
  • Sıvı yağ kullanırken de yediğimiz yiyeceklerin içinde yağ olduğu unutulmamalı. Ona göre yağ tüketimi yapılmalıdır. Mesela yumurtanın içinde bulunan yağ gibi veya zeytinyağı gibi.
  • Kızartma ve kavurmalardan uzak durun. Bunun yerine haşlama, fırında pişirme veya buğulamayı tercih edin.
  • Yediğimiz besinler şeker ihtiva ettiği için aşırı şeker tüketiminden kaçının. Tatlı yenecekse eğer, sütlü ve meyveli tatlıları ( dondurma, puding, hoşaf) tercih edin. Hamur işi tatlılardan şiddetle kaçının.
  • Zehirlenmelerin önüne geçmek için pişirilen yemekler fazla bekletilmeden tüketilmelidir. Sıcak yemeklerin çabuk bozulmasını sağlar.
  • Açıkta satılan ve bozulma ihtimali yüksek olan gıdaları almayın.
  • Meyve ile yemek öğününü geçiştirmeyin. Yemeğinizi yiyiniz ve doymadan kalkınız. Tıka basa yemeyiniz. Fazla yemek yaz sıcağında bünyeyi yorar.
  • Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olup tuzsuz diyet alan kişiler dışında gıdalarla tuz alımı arttırılmalıdır.
  • Lifli veya posalı gıdalar tüketin. Bu gibi besinler tok tutar. Bunun yanı sıra şeker, kolesterol ve kan basıncı üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Kepekli ekmek veya kuru baklagiller gibi.
  • Düzenli egzersiz ihmal edilmemelidir.
  • Kapalı alanların iyi havalandırılmasına dikkat edin.
  • Başınızı serinlemek için soğuk suya tutmayınız. Dikkat edin! Bu yanlış yüz felci ve bazı hastalıklara davetiye çıkarabilir. Özellikle sinüziti olanlar kafalarını soğuk suya sokmaktan sakınmalılar.
  • Sık sık duş alınabilir.
  • İnce ve pamuklu giysiler, şapka ve açık renkli bol giysiler tercih edin.

DİKKAT: Bebek ve çocuklar sıvı kayıplarını ifade edemeyecekleri için, ebeveynlerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kaynaklar:sagliksiz.net, nutrismart.com.tr, ve beyazokul.com

 

 

Gençlik Hapı Var mı?

ABD’de bulunan bir ilaç firması yaptığı açıklamada, yaşlılığın önüne geçecek hatta zamanı geriye döndürebilecek bir hap keşfettiğini ileri sürdü.

Bazı bilim adamlarının itiraz ettiği ilacın yaşlılığı önlediği ileri sürülüyor.

“Astragalus membranaceus” adlı Çin bitkisinden üretilen hapın, yaşlılarda bebeklere göre daha kısa olması nedeniyle, yaşlanmaya neden olduğu düşünülen DNA’da bulunan telomer adlı yapının uzamasını sağladığı öne sürülüyor.

Hapı kullanmaya başlayanlar ,başladıktan sonra bağışıklık sisteminin güçlendiğini, gözlerinin daha iyi görmeye başladığını, kolesterolünün de düştüğünü söylüyor.

Hap üzerine araştırma yapan birçok bilim insanı ise hap üzerinde yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu ve hapın aslında vücutta iddia edilenden farklı bir işlev gördüğünü iddia ediyorlar.

İngiltere’deki University College of London’da görevli profesörLinda Partridge önümüzdeki 10 yıl içinde yaşlılığın olumsuzluklarını ortadan kaldıra bilecek bir hapın piyasa da olabileceğini iddia etti.

Cheltenham Bilim Festivali’nde söz alan Partridge, orta yaşlardan itibaren günde bir tane alına bilecek hap sayesinde kalp hastalıkları ve Alzheimer gibi sağlık sorunlarının ortadan kaldırılabileceğini, hatta saç ve cildin gençlik yıllarındaki halini koruyabileceğini söyledi.

Partridge, “Herhalde size minimum düzeyde yan etkisi olan bir hap sayesinde 5-10 yıl daha sağlıklı yaşayacağınızı söylesem hepiniz istersiniz” dedi ve gençlik hapının 10 yıl içinde hazır olacağına dair iddiasını dünyadaki araştırmalara dayandırdı.

Bilim insanlarının sağlık ve uzun yaşamla ilgili genlere yönelik çalışmalar yaptığına değinen Partridge, ABD’de ki Harvard Üniversitesi’n de görevli uzmanların “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikaye si ” filmindeki karak te ri anım sa tan bir deney yaptıklarını söyleyerek “Yaşlı fareleri yeniden gençleştirmeyi başardılar” dedi.

Atık Yağlar…

                                                            Bitkisel Atık Yağların Zararları Nelerdir

Son zamanlarda ülkemizde yağda kızartılmış patates ve diğer yiyeceklerin kullanımında önemli artışlar olmuştur. Bu artışın sonucu kullanılmış bitkisel yağ atıkları da artmıştır.Bitkisel atık yağların kalorileri çok yüksektir. Bu atık yağlar, suya, kanalizasyona döküldüğü zaman su yüzeyini kaplar, su sistemine zarar verir, havadan suya oksijen transferini önler, zamanla suda bozunarak sudaki oksijenin tükenmesini hızlandırır. Atıksu arıtma tesisinin işletme maliyetini artırır. Atık su kanal borularına yapışarak boru kesitinin daralmasına ve tıkanmasına neden olur. Kullanılmış  bitkisel yağlar atık su kirliliğinin %25 ini oluşturmakta ve Türkiye’de yılda 1.500.000 ton bitkisel yağ gıda amacı ile kullanılmaktadır. Bu yağdan yaklaşık olarak 350.000 ton atık yağ oluşmaktadır . Denize, akarsuya ve göle ulaşan bitkisel atık yağlar, kuşlara, balıklara ve diğer canlı türlerine zarar vermektedir. Yukarıda sıralanan olumsuzluklardan dolayı Gelişmiş Ülkelerde ve ülkemizde kullanılmış bitkisel yağların kanalizasyona, yüzeysel  sulara dökülmesi yasaktır. Bu tür yağların kanala dökülmesi önlendiği için gelişmiş ülkelerde atık suların kirlilik yükü Türkiye’deki evsel atıksulara göre daha düşüktür.

ImageKanalizasyona dökülen yağlar atık su arıtma tesislerine zarar verir ve işletme maliyetini artırır.  Evsel atık sular genel olarak biyolojik olarak arıtılırlar. Evsel atık su içinde bulunan yağları biyolojik olarak arıtmak mümkün değildir.  Ayrıca biyolojik arıtmada faaliyet gösteren bakteriler yağ ve gresle kaplanarak aktiviteleri engellenir. Atık suyun KOI ve BOI’sinde ciddi artışlara neden olur.  Sonu arıtma ile bitmeyen atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar; denizlere, göllere ve akarsulara döküldüğü zaman o suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması sonucu; ortamdaki, başta balıklar olmak üzere diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açar.Bitkisel yağ atıklarının çöp içerisine atılması veya dökülmesi yasaktır. Çöpe dökülen atık yağlar çöp depolama alanında sık sık yangın çıkmasına neden olmaktadır. Çöp depolama alanı işleticileri kızartma yağlarının çöpe karışmamasını isterler. Kullanılmış yağlar yer altı sularının kirlenmesine neden olabilir. Kirlenen yer altı sularını temizlemek çok çok pahalı ve zordur. Yer altı suları her ülke için önemli bir içme suyu kaynağıdır. Köpekler, ayılar ve bazı kuş türleri (martı gibi) bitkisel ve hayvansal yağ atıklarını severler. Bu durum hayvanların bu depolama alanına gelmesine neden olur.

Evlerde, iş yerlerinde lavabolara ya da çöpe dökülen her bir litre atık yağın, doğada 1 milyon litre kullanılabilir temiz su kaynağının kirlenmesine neden oluyor.

Atık yağlar, kurallara uygun şekilde toplanıp işlenmesi durumunda ise doğanın ve altyapının korunmasına büyük katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomiye de önemli girdi sağlıyor.Atık yağların işlenmesiyle yağlı boya, sanayi sabunu ve biyodizel yapmaya hazır ürün elde ediliyor.
Atık yağların doğaya büyük zarar veren atık yağlar, lavabolara dökülmesi  halinde, parçalanmaları çok zor olduğu için arıtma tesislerine büyük yük getiriyor.

Küçük fırınlarda yakılması, içindeki ağır metal ve klor bileşimleri atık hava ile birlikte atmosfere salınarak havayı kirletir ve insan sağlığına zarar verir. Bu nedenle bu işlem yasaklanmıştır.

Akarsu, deniz ve göllere ulaşan yağlar, su üzerinde ince bir tabaka oluşturur ve su altındaki yaşamın oksijensiz kalmasına neden olur. Çöp tenekelerine bıraktığınız atık yağlar ise çöplüklerde toprağa sızar ve yer altı sularınızı kirletir. Yeryüzünün dörtte üçü su olabilir ama unutmayalım bunun sadece yüzde 2’si insanların kullanabileceği temiz su kaynakları. Bunu da elimizle kirletmeyelim. 1 litre atık yağ, bir milyon litre temiz suyu kirletiyor, yani 1 litre yağ ile 100 tanker dolusu temiz suyu kirletiyoruz.” -“En büyük tehlike, atık yağların gıdada kullanımı”- Yasalar gereği insan sağlığına zararlı olduğu için geri kazanım ile elde edilen ürünlerin gıda, kozmetik ve yakıt olarak kullanılamayacağını, bunların ancak sanayi ve kimya sektörlerinde değerlendirilir.

Halkımızın bu konudaki bilinçsizliğinden yararlanarak ölüm saçan bir başka tehlike ise korsan toplayıcıların  bir başka işyerlerinden para karşılığı atık yağları toplayan korsan işletmelerin, insan sağlığını tehdit etmeleridir .”Türkiye’de yıllık 350 bin ton civarındaki toplam atık yağın sadece yüzde 3’ü lisanslı firmalarca toplanıyor. Bunun dışında kalanlar doğaya karışıyor, bir kısmı da korsan toplayıcıların eline gidiyor ki her iki durum da insan sağlığını çok ciddi şekilde tehdit ediyor. Korsan tabir ettiğimiz toplayıcılar, yağları magnezyum silikat ile ağartıp tekrar yemeklik yağa dönüştürüyorlar, bizler farkında olmadan bu kanserojen içerikli yağları tüketiyoruz. Esnafımız, atık yağ karşılığında para veren bu toplayıcılara üç kuruş için göz yumuyor ancak kendi sağlığını da çevresinin sağlığını da riske atmış oluyor.

Alkol ve Alkol’ün Zararları…

Alkolizm; Alkollü içkilere kişinin fiziki ve psikolojik sağlığına zarar verecek şekilde olan aşırı tutkunluk. Alkolizm sorunu olan kişiye ise alkolik denir. Alkolik, alkolün kendisine zararlı olduğunu bildiği halde içmekten kendini alamayan kişidir. Alkolizm, alkol alımının bağımlılığa dönüştüğü bir hastalıktır

Alkole alışkanlık kazanmış kişinin kontrolü kaybetmesi ve davranışlarını özürlerle kapatmak istemesi kritik devrede olduğunun işaretleridir. Saldırgan olur, içki depolar ve sabahları alkol alma alışkanlığını kazanır. Bu noktadan sonra işini de ihmal etmeye başlar ve kendisinde titremeler, düşünme yetersizliği baş gösterir.

Artık alkoliklerin kentin kirli sokaklarında sarhoş dolaşan, giyimine ve bakımına özen göstermeyen insanlar olduğunu ve varsayılan bu özellikleri nedeniyle kolayca tanınabileceğini düşünmüyoruz.

Alkolizm konusunda kazanılan deneyimler, bu sorunun sosyal ya da ekonomik durumla bir ilişkisinin olmadığını gösterdi. Genç veya yaşlı, erkek veya kadın zengin veya yoksul ve her ırktan insan alkolik olabilir. Yaşamları başarısızlıklar ve hayal kırıklıklarıyla dolu olanlar kadar, mutlu insanlar da alkolik olabilirler. Aynca alkoliklerin birçoğu toplumda saygı gören insanlardır, dostları ve iş arkadaşları arasında yıllarca sağlıklı ve normal biri gibi yaşarlar.

Alkolizmden kaynaklanan bitmiş bir evlilik veya kaybedilmiş bir iş gibi sorunlar alkolikler tarafından “talihsizlik, başkalarının yüzünden olan bir durum veya karakterlerine ilişkin bir sorun” olarak görülür.

Yüzyıllarca alkolikler iradesiz insanlar olarak görüldü ve alkol alışkanlıklarını yalnızca kendi iradeleriyle altedebilecekleri düşünüldü. Karakterleri yeterince güçlü olmadığından kimsenin onlar için yapabileceği bir şey yoktu.

Bu bakış açısı artık değişmiştir ve devamı için>>

Pek de Şeker Olmayan ŞEKER…

   Şekerin Zararları
1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.                                                                                   
2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.
3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.
5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.
6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.
7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.
8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.
9. Şeker böbreklere hasar verebilir.
10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.
11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.
12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.
13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.
14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.
15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.
16. Şeker gözleri bozabilir.
17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.
18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.
19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.
20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.
21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.
22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.
23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.
24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.
25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.
26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.
27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.
28. Şeker astıma sebep olabilir.
29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.
30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.
31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.
32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.
33. Şeker apendisite yol açabilir.
34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.
35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.
36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.
37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.
38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.
39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.
40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.
41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.
42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.
43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.
44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.
45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.
46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.
47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.
48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.
49. Şeker DNA yapısını bozabilir.
50. Şeker katarakta sebep olabilir.
51. Şeker amfizeme sebep olabilir.
52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.
53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.
54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.
55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.
56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.
57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.
58. Şeker pankreasa zarar verebilir.
59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.
60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.
61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.
62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.
63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.
64. Şeker depresyona sebep olabilir.
65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.
66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri:
Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Şekerin vücudunuza zararları:
• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.
• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.
• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.
• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var
Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.
Çocuklar ve Bebekler İçin Çok Sakıncalı!
şekerin zararlarıÖzellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!

Şekerdeki genetik risk
Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor.

Adab-ı Muaşeret

Sakin, kendinden emin bir şekilde oturun ve varlığınızı belli edin. Beylerin, yanlarına oturan hanımefendinin sandalyesini çekip ona yardımcı olması pek şık olur ama çok da şart değildir, başbaşa çıkılan özel bir yemekte değilseniz elbette. Ayrıca masadan bayanlar kalkarken sandalyeden hafifçe doğrulmak da kesinlikle zorunlu olmamakla birlikte beylere yakışan bir harekettir. Eğer bir evde yemeğe davetli iseniz, evsahipleri oturmadan önce masaya oturmamalı, herkesten önce yemeğe başlamamalısınız. Aynı şekilde evsahiplerinden önce masadan kalkmak da yakışık almaz.

                                         İçme Yemek Masasında Uyulması Gereken Genel Kurallar;

1.Ekmek koparmak istediğinizde çatal ve bıçağı tabağın ön kenar ortasında birleşik yada harfi şeklinde koyulur, bu yemek devam ediyor anlamındadır.
2.Yemeğin bittiğini belirtmek için, çatalın uçları tabağa dönük olarak solda, bıçakta sağda olarak tabağın ortasına koyulur. Yada yine çatal solda bıçak sağda olarak yan yana tabağın ortasına sapları sağa hafif meyilli olarak koyulur.
3.Kaşık ve bıçak daima sağ elle tutulur. Sadece makarna yerken kaşık sol ele geçer.
4.Bıçaksız yenecek bir yemekte çatal devamı için>>

« Older entries

%d blogcu bunu beğendi: