2014 !

Aşağıda,olaylara nereden bakınca nasıl hayali,korkan ,kendine güveni yok olmuş insanların gözünden yapılan farklı bir yorum okuyacaksınız… Sayın Prof’und yazdıkları doğru olabilir mi olamaz mı bilmiyorum… Fakat bildiğim birşey varsa o da , toplum olarak bize pompalanan ve halen devam etmekte olan korku kültürünün bizleri fareler gibi labirentlerin içinde dolaştırmaktan ve enerjilerimizi boşa harcamaktan başka bir işe yaramadığıdır! Adamlar dünyanın 170 ülkesinde askeri üs kurup her tarafa haydutça saldırıyorlar ve bunu ,ulusal güvenlik yalanı ile binlerce km uzaklardan gidip ülkeleri işgâl ediyorlar…Bunu o insanlara önceden korku pompalayarak  yapıyorlar… Eğer siz ,kendinizin güçsüz olduğunuza inanıyorsanız -ki genelde bu tür yazıları yazanların öyle oldukları görünüyor- aklında hiç de öyle birşey olmayan rakiplerinize ” aa, bir dakika yahu,bir deneyelim bakalım” diye düşünme olanağını vermiş olursunuz…  Güçlü olduğunuza inanır ve bunu rakiplerinize hissettirirseniz , kimse size ses çıkartamaz…fırsat vermezseniz ,o cüret edemez ..

Acaba ABD Irak’ı niye işgal etti?
İstikrar getirmek için mi, enerji kaynakları için mi, Ortadoğu’da bir üs kurmak için mi?
Tabii ki bunların hepsi bir etken Irak’ın işgali için. Ancak asıl sebep çok başka!

Aslında dünyada şu anda mistik bir savaş yaşanıyor. Maddi gerekçeler bu nedenle geri planda kalıyor. Dünyada yaşanan karışıklığın asıl nedeni 2014 rakamında yatıyor aslında!

Evet, dünyadaki örtülü savaşın asıl nedeni şu: Devamı için tıklayın

Reklamlar

ABD Ne Değildir?

Demokarasinin ‘beşiği’ , yeryüzü cenneti olarak gözümüze gözümüze sokulan ABD’nin  ne olduğunu ve aslında ne olmadığını anlamamakta ısrar eden zavallılarında okuması dileği ile…

NEW YORK – ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), askeri sırların ortaya çıkmasından korktuğu için, bir askerin Afganistan hakkında yazdığı kitabın ilk baskısının tümünü satın alıp imha etti.

Yarbay Anthony Shaffer’in yazdığı “Operation Dark Heart” adlı kitabın 9500 adet olan ilk baskısı, toplam 250 bin dolar ödenerek piyasaya çıkar çıkmaz hemen satın alındı.

Pentagon, ABD Özel Operasyonlar Komutası, CIA ve Ulusal Yazının devamını oku »

ABD’nin Kızılderili Şefkâti

ABD’nin Kızılderili Vahşeti

Kızılderililerin beyazlarla olan ilişkisi 16’ıncı yüzyılın başında Normandiyalı, Basklı ve Portekizli armatörlerin Newfoundland (Kanada) açıklarına morina balığı avcılığı yapmak için gelmeleri ve yerlilerle madeni eşya karşılığı kürk almaları biçimindeki değiştokuş ticaretiyle başlar, Kuzey Amerika’daki İspanyol, İngiliz, Hollanda ve Fransız varlığının karmaşık güç ilişkilerinde devam eder, 1753-1763 Fransa-İngiltere ve 1763 Fransız-Kızılderili Savaşı gibi topyekun muharebelerde şekillenir, İç Savaş öncesi Amerikan eyaletleri ile mücadeleye ve İç Savaş sonrası ABD hükümeti karşısındaki nihai yenilgiye varır.

Film karelerinden öğrenilen kahramanlık gösterilerinde yüzlerce kurşunun üzerine gözünü kırpmadan atılan görev adamları, düşsel bir dünyada doğaüstü becerileriyle şahlanan kostümlü kahramanlarına pek sık rastlanır, oysa ‘kahramanlık’ hikayelerinin ardında çoğu kez halkların acıları uzanır. Yine çoğu kez, bu acılara nüfuz etmek kolay olmaz, çünkü her dönemin ‘çağdaş’ iletişim kanallarının kalın sis perdesi, o puslu coğrafyadaki cılız sesi duyup da duraksamayan isteksiz ve kuşkucu kulakları kendi yalancı güneşiyle avutur. Kuzey Amerika Kızılderililerin tarihi bir ‘kahramanlık’ safsatasının değil, en azından bir ‘direniş’ yolculuğunun tarihidir. 1861’deki İç Savaş’tan sonra son Yazının devamını oku »

Amerika, katliam şahitlerini susturuyor

ABD ,sivil hedeflere saldırdığını gizleme gereği duymuyor, cesetleri sayma cesaretini gösterenleri bertaraf ediyor` diyen Kanada`lı gazeteci Naomi Klein bu satırlarını, ABD`nin Kanada Büyükelçisini kızdırmış. Klein ise, sözünü geri almayarak ABD Büyükelçisi Johnson`a ibret-i alem bir cevap verdi. `ABD sivil hedeflere saldırdığını gizleme gereği duymuyor, cesetleri sayma cesaretini gösterenleri bertaraf ediyor` diyen Kanada`lı gazeteci ve `No Logo` adlı katabın yazarı Naomi Klein bu satırlarını, ABD`nin Kanada Büyükelçisini kızdırmış. Pek çok gazetede yazılar yazan `serbest gazeteci` Klein ise, sözünü geri almayarak ABD Büyükelçisi Johnson`a ibret-i alem bir cevap verdi. Naomi Klein`ın 15 Ocak tarihli `Express`de yer alan yazı şöyle: Sayın Bay Johnson, Guardian`da makalemin yayınlandığı gün, 26 Kasım`da basın sözcünüz gazeteye makalemdeki bir cümleye itiraz eden bir mektup gönderdi. Bahsi geçen cümle şöyle: `Irak`ta Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve onların Iraklı işbirlikçileri artık sivil hedeflere saldırdıklarını gizleme gereği bile duymuyor ve DEVAMI İÇİN >>

Entelektüel soykırım: 3 bin bilim adamını kim öldürdü?

Karanlıklara gönülmüş, özenle gizlenmiş, unutturulmuş bazı gerçekleri hatırlatmak, açığa çıkarmak, tüm çarpıcılığı ile ortaya sermek en yalın insani sorumluluklarımızdan biridir. Unutkanlığın bu kadar yaygın olduğu, hafızaların hemen siliniverdiği, en acı insan hikayelerinin birkaç gün içinde kanıksandığı zamanlarda bunu yapabilmek bizi dengede tutan, diri tutan belki de tek gerçektir. 13 Aralık 2007’de, aslında pek kimsenin umursamadığı…….

Haberin Devamı  >>>>

Bu sözleri yedirirler sana!

Daha önce de yapmışlardı. Hem de kaç kez… O zamanlar tahrik edici benzetmeler, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ve ekibi tarafından değil, ABD’de değişik think-tank kuruluşlarındaki proje adamları ve medya organlarındaki tetikçiler üzerinden yapılıyordu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yazılan yazıları, edilen hakaretleri, Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır ithamları hatırlıyoruz.

Hepsi aynı çevre tarafından planlanıp servis ediliyordu. O zamanlar, Türkiye’nin iç politik tartışmalarının tarafıydılar ve doğrudan müdahil oluyorlar, hakaretlerin yanında darbe senaryoları hazırlayıp yaygara koparıyorlardı. Azgınlığı o kadar iler götürdüler ki, bu ülkenin Başbakanı’nı Bin Ladin’e bile benzettiler! Ciddiye alınacak tarafı yoktu bunların ama Türkiye’de hedeflenen adreslere ulaştığı için bir şekilde muhatap olmak zorunda kalıyorduk.

Lieberman’ın son sözleri, “Türkiye’yi değil Erdoğan’ı” hedef alması, “Biz Firavun’un bile üstesinden geldik” türü çirkin imaları, Chavez ve Kaddafi benzetmeleri işte bu kampanyanın yeni örnekleri. Ama dünya değişti, Türkiye değişti, eski adreslerde yeterince yankılanmıyor bu sözler. Bir fanatizm örneği olarak not ediliyor. Lieberman söylese de, “İsrail” olarak not ediliyor. Bir gün bedeli ödetilmek üzere not ediliyor.

Bir soykırımcı kendisi. Gazze saldırıları sırasında Filistinliler’e DEVAMI İÇİN >>

İsrail Türkiye’yi dinlemek zorunda

İsrailve  Türkiye arasında karşılıklı açıklamalarla devam eden gerginlik, kuşkusuz sadece bölgesel sorunların parantezinde görülemez

Bu gerginliği üç başlık altında okuyabiliriz. Elbette ilk sırada İsrail’in Filistin’de ortaya koyduğu insanlık dışı uygulamalar var. İkincisi, bu ülkenin İran üzerinden devam ettirdiği gerginlik politikasının bölgemizdeki yansımaları. Bu durum Türkiye’nin İran’la ilgili duruşunu hem daha önemli, hem de fazlasıyla hassas hale getiriyor.

Bir üçüncüsü, İsrail’in bölgede ve dünyada yaşanan değişimle birlikte kendi içindeki dönüşümü başarıp başaramayacağı. Aslında İsrail’in en başta devlet yapısı ve yönetim anlayışı olarak değişip değişemeyeceği, muhtemelen bölgemizin gelecek kurgusunun en önemli başlıklarından birisi.

Dördüncüsü, ayrıntılarına girmeden ifade edersek, İsrail’in Türkiye’de sahip olduğu farklı araçlar ve ittifakların, şu sıralarda hangi işlerle meşgul olduğu. İsrail’in, Türkiye’de yaşanan büyük değişim sürecinden memnun olmadığı çok açık.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Türkiye’de 28 Şubat DEVAMI İÇİN >>

Kılıçlar çekildi!

  • Uzun süredir devam eden boru hattı pazarlığı, İran ve Pakistan’daki Belucistan’daki sorunlar yüzünden gerçekleşemiyordu. Belucistan’ın bağımsızlığı için savaştığı iddia edilen Cundullah örgütü ise ABD ve İngiltere tarafından destekleniyordu. Örgüt lideri yakalandı, ABD-İngiltere bağlantıları deşifre oldu ve enerji anlaşması imzalandı.

Ambargo için yoğun temasların yapıldığı, Çin üzerinde baskının artırıldığı bir dönemde, bir süre önce, İran ve Çin, büyük ölçekli bir enerji anlaşması imzaladı. Yine Türkiye’ye yönelik ABD, İngiliz baskıları, İran’la ilişkileri dondurma telkinleri, enerji ortaklığına son verilmesi talepleri Türkiye tarafından umursanmıyor. Tam tersi, Türkiye-İran arasında, güvenlikten enerji işbirliğine kadar ilişkiler her geçen gün daha da derinleşiyor.  

      *Böyle bir dönemde, Ermeni tezleri, ABD Temsilciler Meclisi Alt Komitesi’nde kabul ediliyor. Stratejik ortak, bir yandan Türkiye’ye ağır darbe vururken diğer yandan “biz dostuz” mesajları veriyor. Ama Türkiye değişti; eskiden bu sözlerin anlamı olurdu şimdi Türkiye kendi öncelikleri ve doğrularına göre hareket etme yolunu tercih ediyor. Bunlar olurken ABD’li sivil yetkililer, “İran ambargosuna katılın yoksa sonuçlarına katlanırsınız” mesajı verirken Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Duncan McNabb gibileri, “İncirlik biçim için çok önemli” vurgusu yapıyor. Yani bir taraftan Ermeni tezleri üzerinden İran’a baskı kurulması için Türkiye’ye şantaj yapılıyor DEVAMI İÇİN

Darfur: İsrailin finansörü!

İsrail, yeni yerleşim projesiyle sadece Ortadoğu barışını değil, ABD ve Avrupa ile ilişkilerini de tehlikeye atarken, yerleşim birimleri konusunda oldukça endişe verici bir iddia atıldı ortaya.

Darfur için toplanan paralarla Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te kurulacak yeni Yahudi yerleşim birimlerinin finanse edildiği iddiası bu!

Çok ciddi bir idda. Eğer doğruysa, ABD’den İsrail’e uzanan, bir insanlık dramı istismar edilerek nasıl bir kirli tezgahın DEVAMI İÇİN

Bilgisayar Kabilesi

Herkesi bir defa, bazılarını her zaman  aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız! 
                                                                                       
                       Abraham Lincoln 
________________________________________________________
Böyle demiş Amerikalıların ağa babalarından  “Uncle Lincoln” , ama balık hafızalı ve de beyinli sıradan ABD halkı ata sözü dinlemeyi bilmezler! Ama bir umut belki bir gün “Bilgisayar Kabilesi” olmaktan kurtulup  “Millet” olmayı başarabilirlerse o zaman zaten dinlemeyi de öğrenmiş olacaklardır.
  •                              
  • Neymiş? İyimserlik güzel bir şeymiş ama tek başına yeterli olmuyormuş ve gerçeklerin üstünü örtemiyormuş. Küresel ekonomik kriz bitmemiş aksine daha da derinleşmiş. Hiç beklenmedik bir anda, beklenmedik bir ülkede patlak veriyormuş, dünyayı etkileyecek ölçüde iflâslara yol açıyormuş. Krize yönelik etkili tedbirler alınmamış.  
ABD merkezli iyileşme söylemleri, krize sebep olan sanal dünya kadar gerçeklerden uzakmış. 2009’da ABD’yi sarsan kriz, simdi DEVAMI İÇİN >>

ABD ve TANRI

John Perkins denen bu adamın anlattıkları tam da burada bir çokları için işin kolayına kaçarak tüm bunların bir komplo olduğunu söyleyebilmek     aslında çok da  iyi bir fikir gibi görünüyor .Ama artık çok geç ve yapamayız!
jhon John Perkins : ” Her ne kadar bilinçsiz,kandırılmış-birçok durumda kendilerini kandırmış- olsalarda ,bu insanlar gizli bir komplonun elemanı değiller.Tersine , dünyanın bugüne kadar görmüş olduğu en kurnazca ve en etkili emperyalizm biçimini destekleyen bir sistemin ürünüdürler.”
İnsanoğlunun en zayıf yönleri olan Rüşvet ve Tehditle isteklerine ulaşıyorlar.Fakat hiçkimse ,rüşvetle satın alınabilecek veya tehditle korkutulabilecek insanları arayıp bulmak zorunda bırakılmadı ! Onlar zaten, şirketler,bankalar ve devlet kurumlarında çalışıyorlardı. Onları sisteme entegre etmek için rüşvet olarak ,maaşlar,primler,emeklilik fonları ve sigortarüşvet poliçleri , tehdit olarak ise ,toplumsal değerler, dost baskısı,çocukların eğitimi ve gelecek ile ilgili dile getirilemeyen sorular kullanıldı.
Bu İmparatorluk biziz !! Her ne kadar sistem kendi içinde çürümüş ve çökmeye başlamışsa da  devamı için >>>

Ekonomik Tetikçi -1

Son zamanlarda okuduğum ve  hayatlarında hiç kitap okumamışların bile okumasını umut ettiğim bir kitaptan alıntılar yapmaya çalışacağım. Kitabı bulabilirmisiniz bilmiyorum ,zira bu tür yayınlar muhatapları tarafından piyasadan hemen toplatılıyorlar.Kitabın adı: Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları , Yazarı ise John Perkins . Youtube’da bu adamın videoları dolaşıyor- Confessions of an economic hitman- Kendisi MAIN adlı bir Amerikan şirketinde yıllarca başekonomist olarak çalışmış ,yani içlerinden birisijhon
Bu adam 70’li yıllarda bu işlere girdi,kişisel zaafları kullanılarak eğitildi ve yıllarca yaptığının ne amaca hizmet ettiğinin, nelere yol açtığını bilerek çalıştı ve yüzlercesini de eğitti fakat eğittiği kişilere asla ne amaca hizmet ettiklerini öğretmedi, onlar sadece çok iyi para kazandıran bir işte çalıştıklarını ve yeteneklerinden dolayı seçildiklerini düşünüyorlarmış !.. Kendi deyimi ile ,artık vicdan azabına dayanamadığı için bildiklerini hiçbiryerde söylemeyeceğine söz vererek istifa etmiş… İstifasından kısa bir süre sonra çalıştığı MAIN adlı şirket el değiştirmiş ,ve 3 – 4 defa artık bildiklerini yazmaya karar vermiş fakar her defasında bir şekilde tehdit veya rüşvetle vazgeçirilmiş ! Taa  ki 11 Eylül oluncaya kadar sesini çıkarmamış.. 11 Eylül’den sonra da ABD DEVAMI İÇİN >>

E.T-2

Herşey  ABD’nin  1973’te  İsrail’e açık desteği ile başladı-2 milyar dolar – ABD’nin İsrail verdiği bu desteğe Arap ülkeleri ,süresi kısa  ama etkisi çok ama çok etkili  bir petrol ambargosu  ile karşılık verdiler. Süresi 8 ay olan bu etkili petrol ambargosu ABD’de  şok etkisi yarattı ve bir daha böyle birşeyin ülkenin başına gelmemesi için gereken her türlü önlemin, gereken her yol kullanılarak  alınmasına karar verildi.
Alınan o kararlar doğrultusunda,1975’te Suudi Arabistan’a elemanlar gönderildi, Suud’lar ile yakın ilişkiler kuruldu.. Onlara ömür boyu iktidarda kalmaları garanti edildi ve karşılığında ise trilyonlarca dolarlık petrol gelirlerini ,devasa projeleri (otoyollar,santraller,alt yapılar,havaalanları vs.) ABD firmalarına vermelerine ikna edildiler..Böylece ,Suud’lar ömür boyu iktidara sahip olurken, Arabistan halkı da ömürleri boyunca  bitmeyecek bir borç yükünün altına sokuldular .
1973′ teki   petrol ambargosu ,ABD’de bir başka dönüşüme de yol açtı ! O da ABD’nin küresel imparatorluk  kurma yolunda vahşi bir dış politika DEVAMI İÇİN >>

%d blogcu bunu beğendi: