Pembe rüya değil bildiğiniz karabasan!

  • ” Bizler tanrılara dönüşeceğiz. Nokta. Eğer bunu beğenmiyorsanız, çıkabilirsiniz. Bir katkıda bulunmak, bunun bir parçası olmak zorunda değilsiniz. Ama eğer bana karışacaksanız, tanrısallaşmama müdahale edecekseniz…İşte o zaman aramızda büyük bir mesele olur. O zaman savaş çıkar…

Bu sözler Richard Seed’e ait. (2006 yılı yapımı Technocalypse adlı belgeselden) Kendisi, insan klonlaması konusunda 1990’lı yıllarda ortalığı birbirine katan “dahi”. Harvard Üniversitesi fizik bölümünden mezun olan Seed, biyoilaç alanında uzmanlaştı. Klonlama konusundaki sert tutumuyla tanınıyor. Bilimin ve teknolojinin kanunlarla engellenemeyeceğini savunan Seed, 1998 yılında bir radyo programına verdiği röportajda yukarıdakine benzer sözler söyleyerek, ABD’yi birbirine katmıştı.

“Tanrı insanı kendi görüntüsünde yarattı. Tanrı, insanın tanrıyla bir olması amacını güttü. Klonlamak, tanrı ile bir olmak adına atılacak ilk ciddi adımdır” diyerek bilim ve dini kapsayan biyoetik bir çok tartışmaya yol açtı. Teknoloji sayesinde insanın belirsiz uzunlukta yaşam süresine sahip olabileceğine inanıyor, Richard Seed.  Ama o zamanlar, yani 1990’lı yılların başında kimse insan klonlamanın kısa bir süre içersinde mümkün olabileceğini düşünmüyordu. Oysa bugün…

Peki neden Richard Seed adında marjinal bir bilim insanının tehdidi ile yazımıza başladık? Çünkü seneler önce radikal olarak adlandırılan bu görüşler, bugün tekrar alttan alta ısıtılmaya başlandı. Dün yayınladığımız William Henry ile ilgili yazımızda bu fikirlerin, CERN’deki deneylere nasıl bağlandığını görmüştük. (Bkz: Bu teknolojiye çok dikkat edin: GRID) Bu akımın bir adı var: Transhumanizm. Yani insan-ötecilik. Nanoteknoloji ve genetik bilimi sayesinde insan doğasının sınırlarını aşmak. Ölümsüz siborglar yaratmak.

Oysa insan sınırlarını aşıyoruz, devamı için >>

Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: