İlk Heyecan…

Ünlüler için de danışmanlık yapan seks uzmanı Ian Kurner ilk cinsel ilişkinin önce hassasiyetine, sonra güzelliğine değiniyor. Kurner’a göre dikkat edilmesi gereken 10 madde var:

  • “Önce güvenlik… İlk cinsel ilişki için bu sözcük size antipatik gelebilir, fakat kullanmak zorundasınız: Kondom!”
  • “İlk seks için yükske beklentilere girmeyin. Yüksek ihtimalle orgazma bile ulaşamayacaksınız, özellikle bir kadınsanız… Sadece dokunmanın ve sevdiğiniz kişiye en yakın olduğunu o anların tadını çıkarın.”
  • “Nefes alın. Stresin en büyük düşmanı doğru nefes taktikleridir. Ağrılı bir cinsel ilişki yaşamak ilk tecrübe için çok talihsiz olabilir. Bu yüzden derin ve uzun nefesler alın.”
  • “Önsevişmeyi atlamayın. Böylece hem vücudunuz, hem de zihniniz sekse hazırlanmış olur. Öpüşmek, sarılmak, dokunmak da o ‘son hamle’ kadar özel ve güzeldir.”
  • “Birleşmedne önce ereksiyonun tamamlandığına ya da yeterince ıslandığınıza emin olun. En yoğun anda bu konuda bir rahatsızlıkla karşılaşmak can sıkıcı olabilir.”
  • “Konuşun. Erkeklerin geri dönütleri duymaya ihtiyacı vardır. Hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız şeyleri anlatın.”
  • “Orgazm olursanız elbette mükemmel olur, ama her seks bu şekilde sonuçlanmaz. Orgazmı bir nihayi hedef olarak görmeyin. Sevişmenin bu aşaması eğitime ve tecrübeye ihtiyaç duyar.”
  • “Numara yapmayın. Buna ihtiyacınız yok. İlk ilişkide sahte bir orgazm yaşarsanız bu alışkanlığa dönüşebilir. Gerçeği size giderek daha zor görünebilir.”
  • “Erkekler cinsellikleri konusunda aslında kadınlardan daha tedirgindirler. Sosyal normların bir gereği olarak erkeklerin yatakta aktif, hazır ve güçlü olması beklenebilir. Ama partnerlerden birinin ilk ilişkisi olacaksa bu ciddi bir baskı yaratır ve cinsel organları sorun çıkarabilir. Rahatlayın, bundan bahsetmeyin. Birbirinize sarılın ve uygun bir zamanı bekleyin.”

kaynak: http://www.elmaelma.com

Reklamlar

Erkekler Gerçekte Ne İster?

Kadınlardan beklenen 10 ‘kusursuz’ hareket

– Aşırı iyi olmayın.                       

– Kendiniz gibi olun.

– Onu beğendiğinizi belli edin ama fazla da üzerine düşmeyin.

– Seks için acele etmeyin, hemen yatağa atlamayın.

– “Ne zaman evleneceğiz” diye asla sormayın!

– “Bağlılık” kelimesini lügatinizden çıkarın.

– Pozitif olun, hayattan zevk alın.

– Şikâyet etmeyin ve sürekli eleştirmeyin.

– Bir erkeğe sadece “yürüyen cüzdan” gözüyle bakmayın.

– Sözlerinden başka anlamlar çıkarmayın.

Kadınlar Hakkında Bilmeniz Gereken 40 Şey!

Eveeet, Kadınlar hakkında halihazırda bildiğimiz  1.ooo.ooo( yazı ile  bir milyon) şeye ilâveten  40 şey daha eklemişler… Öğrenmenin yaşı yoktur , 40 yeni şey daha öğrenelim  arkadaşlar… işe yarayacağı konusunda hernekadar bir garanti yoksa da  ‘ben bunu da biliyordum’ demek için bile olsa…

  1. Karşıdan gelen kadının ne kadar çekici olduğunu söylemenize ya da rüyalarınıza hangi modelin girdiğini bilmek devamı için>>

SUJOK NEDİR?

Sujok el ve ayaktaki yansıma noktaları kullanılarak, herkes tarafından kolayca uygulanabilecek bir akupunktur yöntemidir.
Tüm vücudumuzun minyatür bir kopyası olan kulağımızda olduğu gibi, elimizde ve ayağımızda da  mevcuttur.

Dr. Ayşe Mujdabaeva; “Kore dilinde Su el, Jok ise ayak demektir. İlk olarak Fransız Dr. Nogiyer’in kulağın insan embriyosuna benzemesini fark etmesiyle birlikte, kulakta bulunan 300’den fazla noktanın organlara bağlılığı tespit DEVAMI İÇİN>>

Bir Kadına Söyleyebileceğiniz 10 Etkili Cümle

Kelimeler bizden, kullanması ve etkileme düzeyi  tamamen sizden…

Bir Kadına Söyleyebileceğiniz 10 Etkili Cümle
1 – “Kirpiklerine bayılıyorum”
2 – “Vücudunun her bir parçası ayrı güzel. Dudakların, burnun, saçların, dişlerin…”
3 – “Çok güzel ve samimi bir gülüşün var”
4 – “Dans etmek seni daha da çekici yapıyor”
5 – “Sen çok zekisin”
6 – “Sen bana bu kadar güzel bakarken başka bir şey düşünemem.”
7 – “Teninin muhteşem bir kokusu var.”
8 – “Yürüyüşün bile beni etkilemeye yetiyor.”
9 – “sen her zaman harikasın…”
10 – “Uyurken çok tatlı görünüyorsun.

kaynak:http://erkek.tr.msn.com

Erkekler Hakkında Bilmeniz Gereken 40 Şey!

Bayanlar, buyrun size hergün  çalıştığınız halde , erkeklerle ilgili cevabını bulamadığınız 40  sorunun cevabı…

  1. Eğer fazla kilolu olduğunuz düşünüyorsanız, o sizin bileceğiniz iş. Bize sormayın.
  2. Bazen ne düşünüyorsun sorusunun cevabını biz de bilmiyoruz.
  3. Bize bir şey soracaksanız lütfen maçın devre arasını bekleyin.
  4. Alışveriş bizim için çok sıkıcıdır. Sizinle bir alakası yok. Bizi mağazalara sokmayın.
  5. Sizi güzel bulmasaydık başlangıçta birlikte olmazdık, lütfen bunu sormayın.
  6. Üzerinize giydiğiniz her şey güzel, gerçekten.
  7. Bize göre yeterince giysiniz var.
  8. Ayakkabılarınız ve çantalarınızın sayısı tüm insanlığa yetecek kadar. Bize göre çok fazla.
  9. Ağlamak bizim için bazen şantajdır. Eğer çok gerekliyse devamı için>>

SABETAYCILIK..

        1626’da İzmir’de yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Din adamı olarak yetiştirilen Sabetay Sevi, 39’uncu yaşının eşiğinde yoğun bir mistisizme saplandı. Toplumu kurtarabilecek ilâhi bir güce sahip olduğunu söylemeye başladı ve 31 Mayıs 1665 tarihinde Mesih olduğunu ilân etti. Yahudi inancına göre Mesih (kurtarıcı), kendilerine bu günkü İsrail topraklarında bağımsız bir devlet kuracak ve dünyanın dört bir yayına dağılmış olan Yahudiler’i bir araya toplayacaktır. Sabetay Sevi, haham olarak sinagoglarda ateşli konuşmalar yaptı ve taraftarlarının sayısını her gün arttırdı. Avrupa’dan Yemen’e, Kuzey Afrika’dan Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan insanlar arasında dalgalanmalar, kaynaşmalar oldu. Bunun sonucunda heyecan kasırgası ile Yahudiliğin resmî tutumundan ayrı, yeni ve radikal bir akım doğdu.
Sabetay Sevi ve yandaşlarına, dinlerinden döndükleri için, ‘dönme’ veya ‘avdeti’ denilir. Fakat onlar, İslâmiyet’i kabul ettiklerini söylemelerine, görünüşte Müslüman gibi hareket etmelerine rağmen, gerçekte Musevîliğe inanmaktadırlar. Bu durum, yetkililerin gözünden kaçmaz. 1676 yılında Arnavutluk’a sürgüne gönderilirler ve Sabetay Sevi, aynı yıl Arnavutluk’ta ölür.

Sabatayizmin kurucusu Sabatay Sevi’dir… Ona inanan Yahudilere göre o bir Mesih. Sabetayizm de Yahudi Mistisizmine ya da başka bir deyişle Kabbala’ya dayanan gizli bir inanç… Gizliliğin sürdürülmesi amacıyla bu inanca inananlar “Müslüman gibi” görünürler ve Müslüman isimleri alırlar.

Onların da Tanrı inancı tam. Ancak peygamber olarak Sebatay Sevi’yi görüyorlar…
Aralarına katilleri almıyorlar.
Zina kesinlikle yasak

Yalan şahitlik, birbirini ele vermek iyi karşılanmıyor.
Her gün gizlice mezamir okuyorlar.
Her ayın doğuşunu izleyip, ay ile güneşin yüz yüze bakmaları için dua ediyorlar

Oğullarını sünnet ediyorlar.
Türklerin gözlerini örterek gizlenmek için Müslüman adetlerine dikkat ediyorlar.
En önemlisi ise kendi aralarında evleniyorlar, asla bir müslümanla evlilik sözleşmesi yapmıyorlar

Hepsinin gizli Yahudi adları vardır ve birbirlerine “şalom aleyke” diye yahudi selamı veriyorlar.
Ölülerini Türk mezarlığına gömmüyorlar.
Gizli mabedleri var ve Mezheplerinin sırrı ancak evlenince kendilerine bildiriliyor

  •  Internet’te Sabataycilik:

    Sabataycilik-dönmelik ve Türkiye’deki Sabataycilar üzerine, çogu Amerika ve Israil menseli onlarca makale ve arastirmanin internet sitelerinde yer almaktadir. Internet sitelerinde konuyla ilgili yazilarin yer aldigi bazi yayin organlari: Jarusalem Post, Forward, Jewish Exponend, The New Republic, The Journal of the American Oriental Society, Canadian Geographic, Baltimore Jewish Times…

Daha detaylı bilgiyi buradan edinebilrisiniz

Türkiyedeki Sabetaycılar

Sabetayist modasını  ilk önce  Profesör Yalçın Küçük yarattı. Profesör
Küçük önce adlarımıza, olmadı soyadlarımıza baktı, sonra da
kızdıklarını Sabetayist ilan etti. Ardından Soner Yalçın, /Efendi/
adlı bir kitapla bu konuya bodoslama daldı.. Soner Yalçın, Yalçın
Küçük gibi perakendeci değil, toptancı.. Osmanlı’da
Sabetayistlere ‘bey’ değil ‘efendi’ denirdi diyor ve her
kimin soyağacında bir ‘efendi’ varsa onu Sabetayist ilan ediyor. Bu,
‘Beyaz Türklerin Büyük Sırrı’  diyor.

Sır sahibi Beyaz Türkler saymakla bitmez.. İttihat Terâkki
hareketinin meşrutiyetçi liderleri Talat Paşa, Cemal Paşa, Doktor
Nazım.. Atatürk’ün Dışışlerı Bakanı Tevfik Rüştü Aras, DP lideri
ve Türkiye Cumhuriyeti 1950-1960 Başbakanı Adnan Menderes,
Menderes’in Dışışleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu.. Anadolu’da
yaşayıp da kendinize Kürt ya da Arnavut, Boşnak, Gürcü, Çerkez,
Arap kimligi bulamadınız mı yandınız. Bilmeseniz de bir sırrınız var.
Siz, yüzyılardır Türk ve Müslüman maskesiyle kendini gizliyen bir
Yahudisiniz.. 

Ama yine de aşağıda bulabildiğim kadar Sabetaycının ismini /resmini buraya koyma ihtiyacı hissettim..Hayatta tesadüflere ve mucizelere inanırım.Ama bu kadar insanın hepsinin de ‘üst düzey’ bir görev ve yaşantı içinde olmuş olmaları bu videodaki şans kadar birşey olsa gerek 🙂

Tansu Çiller

  • Tansu Penbe Çiller 9 Ocak 1946 tarihinde İstanbul’da doğdu. Bilecik Valiliği’nden emekli olan aslen Gürcistan’lı Hüseyin Necati Çiller (Çilavri?) ile Muazzez Çiller’in tek çocukları

Robert Koleji mezunu olan Tansu Çiller, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirmiştir. Doktorasını Connecticut Üniversitesi’nde veren Çiller, doktora sonrası çalışmalarını Yale Üniversitesi’nde devam ettirmiştir  

Süleyman Demirel’in Türkiye Cumhuriyeti’nin dokuzuncu cumhurbaşkanı seçilerek başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday olan Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda en yüksek oyu alarak genel başkan seçilmiş ve Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olmuştur.25 Haziran1993’ten, 6 Mart 1996 tarihine kadar 50,51 ve 52 inci Cumhuriyet hükümetlerinde başbakanlık yapmıştır.RP – DYP arasında kurulan 54. hükümette dışişleri bakanlığı yaptı. 3 Kasım 2002’de devamı için >>

Işıktan Köre Ne ?

  • Işık ışıktır görene, ışıktan köre ne?
    Bilmeyen ne bilsin seni, Gamlanma deli gönül…..
    Gönülden anlamayana, Bağlanma deli gönül..
    İçi tatlı özlü yemiş, Kırıldıkça ballanır.
    Sendeki seni koyup, Avlanma deli gönül..

Bu görünen ben değilim, Ben ,ben dediğim nedir?
Dilimle söz söyleyen, Sözü söyleten midir?
Baştan ayağa gömleksem, İçimdeki ben midir?
Sûreti ben sanıp da, Avlanma deli gönül..

  • Sinenin içindekini, Aldanıp gönül sanma
    Varacağın o menzili, Tesbih, seccâde sanma..
    Attığın üç beş adımla, Yollar tükendi sanma
    Yolların başındayken, Sallanma deli gönül..

Padişâha vasıl olan, Elbet olur padişâh
Sırların sırrı onda; Lâ ilâhe illâllah..
Görmeyerek yol yürüyen, Belâ bulur ahü vah
Sarayda vahdet vardır, Canlanma deli gönül…

                                                                 Mevlâna  

Tools ‹ FAHRİ’NİN LİMANI — WordPress

Tools ‹ FAHRİ’NİN LİMANI — WordPress.

Düşündüren Sözler

  • Amerikalı beyazlar, Zencileri olimpiyattan olimpiyata severler

  • Başkalarının yolunda yürüyenler, ayak izi bırakmazlar
  • Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece, avcı hikâyelerine inanmak zorundayız. Anonim
  • Ahlâkın olmadığı yerde kanun bir şey yapamaz.
Napoleon
  • Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar.
DROZ
  • Bir şeyi birçok insanin kabul etmesi, bir şeyin gerçek olduğuna delil sayılmaz. S.MAUGHAM
  • En büyük yalancı kimdir? En çok kendinden bahseden… Fotonel
  • İki şey aptallık belirtisidir; söyleyecek yerde susmak, susacak yerde söylemek. Anonim
  • İnsanları inandıkları şeylerden vazgeçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur. E.RENAN
  • İstemek, “İstiyorum” demek değil, harekete geçmektir. A.MAURROIS
  • Kaybetmemek için zaaflarınızı, kazanmak için gücünüzü bilin. Anonim
  • Küçük şeylere fazla önem verenler, ellerinden büyük şeyler gelmeyenlerdir. EFLATUN
  • Tarih değil, hatalar tekerrür eder. SULTAN II. ABDULHAMİT
  • Zor iş, zamanında yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle oluşur
  • Cahillerle girdiğim her tartışmayı kaybetmişimdir
  • Allah’a dua et ama kıyıya doğru kürek çekmeyi ihmal etme.
  • Ayakkabına işemekle ısınamazsın
  • Akıl doğuştandır aptallık öğrenilir
  • Altın ateşle kadın altınla erkek kadınla imtihan edilir.
  • Her akılsıza hayran olacak başka bir akılsız bulunur. (Fransız atasözü)
  • Kartal için bir güvercini mağlup etmek bir şeref değildir. (İtalyan atasözü)
  • Korku mantıktan daha kuvvetlidir (Yunan atasözü)

Dostunuzu sık sık ziyaret ediniz, çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalılarla kaplıdır. (hint atasözü)

‘BEYAZ ADAMLAR BİZE BİRÇOK SÖZ VERDİLER ..HATIRLIYAMIYACAĞIM  KADAR  ÇOK  SÖZ VERDİLER ! BİRİ HARİCİNDE HİÇ BİR SÖZLERİNİ TUTMADILAR ! BİZE ,’TOPRAĞINIZI ALACAĞIZ DEDİLER VE ALDILAR’   (Kızılderililerin  Amerikalılar için söylediği bir söz)

  • Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün  olmamızdır…hint atasözü
  • Bir şey yapmak isteyen yolunu bulur bir şey yapmak istemeyen nedenini bulur.
  • Korkak olduğunu bilmeyen herkes Cesurdur

Kızılderili Tarihi

Kızılderili dendiğinde aklımıza ilk gelenler çadır, başa takılan bir tüy, ilginç isimler, yüzü boyalı insanlar, kovboy filmleri ve tabii ki vahşettir. İzlediğimiz film ya da belgeseller, okuduğumuz kitaplar, zihnimizde yer eden fotoğraflar hep geçmişin izlerini taşır, Kızılderilileri yok olmuş bir ırk gibi görmemize neden olurlar. Oysa Kızılderililer binlerce yıldır yeryüzünde yaşam savaşı veren ve bu savaşları 21. yüzyılda da devam eden bir millettir.
Herşey 1492’de Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle başladı. Tanrı adına diye çıkılan yol, ne acı ki bir ulusun yok edilmesine kadar gidiyordu. Evet Kızılderililer, Kolomb’un günlüğünde söylediklerinin tersine kovboy filmlerinde, insan öldüren, kafa derisi yüzen çocukluğumuzun “vahşi” Kızılderiler’i.

 Aslen Asyalı olan Kızılderililer, düz siyah saça, koyu kahverengi göze sahiptirler. Derileri, genellikle orta kahverengi olup, sarımsı kahverengi ile kırmızımsı kahverengi arasında değişir; tamamen kırmızı değildir. Ancak, bazan vücutlarının bir kısmını kırmızıya boyarlar. Kafa ve burun yapıları gibi diğer vücut karakteristikleri de çok farklılık gösterir.

Tarih bir kurmacadır DEVAMMI İÇİN >>

Ludwig van Beethoven

  • (Bonn, 1770 – Viyana, 1827)

 

  • Üzerinde çalıştığı her müzik formunda reform yapan tek besteci olan Beethoven, müzik tarihindeki en büyük isimlerden biridir.Beethoven ailesinin kökleri Belçika’da bulunan Brabant’a dayanır. Dedesi Köln elektörünün hizmetine şarkıcı olarak girince Bonn’a yerleşmiş, daha sonra ise hiç beste yapmamasına rağmen müzik direktörü olmuştur.Alkole karşı olan zaafıyla bilinen Beethoven’in babası Johann da saray müzisyeniydi. Aynı Mozart’ın babasının yaptığı gibi oğlunun yeteneklerini sömürmek istemişti; ancak Beethoven’in güçlü kişiliği buna hiçbir zaman izin vermedi. Daha sonraki donemde Beethoven’ın ihtilalci kimliğinin oluşmasında çocukluğunda gördüğü baskının rolü büyüktür. Beethoven kendisini saray veya aristokrasinin değil bütün herkesin sanatçısı olarak görüyordu. Bu nedenle ömrünün çok kısa bir bölümünde sarayın hizmetinde çalışmış, bağımsız güç olarak kendi ayaklarının üzerinde kalmıştır.İlk müzik eğitimini babasından aldıktan sonra, 1779’da Christian Gottlob Neefe’yle çalışmaya başladı. 1783’te ilk bestesi DEVAMI İÇİN >>

Mozart’ın Ölüm Sırrı !

  • Dünya tarihinin belki de gelmiş geçmiş en büyük müzik dehası olan Wolfgang Amadeus Mozart, sadece 35 yıl yaşadı. Buna rağmen ardında 626 ölümsüz eser bıraktı. Kısacık ömrüne bir mucize yaratmayı başaran bu müthiş besteci, ölümünün üzerinden 2 asırdan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ölüm sebebiyle hâlâ doktorların ilgisini çekiyor.Ölüm nedeni bugüne kadar açıklığa kavuşamayan Mozart’ın ölmeden önce dudaklarından dökülen son sözler ise şöyledir: “Ölümün tadı dudaklarımda… Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum”  Somut bir tıbbi kanıt? Yok. Otopsi? Yapılmamış. Tahlil sonuçları? Ceset? Kaybolmuş

Fakat kısa süre önce yayınlanan bir makaleye göre, yıllar içinde araştırmacılar Wolfgang Amadeus Mozart’ın ölüm nedenine ilişkin 118 teori ortaya attı. Sahne Sanatları Tabipler Birliği’nin kaynakça uzmanı olan emekli cerrah Dr. William J. Dawson, Mozart’ın ölümüne ilişkin derneğin veri tabanındaki 136 kaydı inceledi

Dawson, derneğin çıkardığı Sahne Sanatlarındaki Tıbbi Sorunlar isimli dergide, “Bu konudaki yayınların çoğunun şaşırtıcı, DEVAMI İÇİN >>

ABD’nin Kızılderili Şefkâti

ABD’nin Kızılderili Vahşeti

Kızılderililerin beyazlarla olan ilişkisi 16’ıncı yüzyılın başında Normandiyalı, Basklı ve Portekizli armatörlerin Newfoundland (Kanada) açıklarına morina balığı avcılığı yapmak için gelmeleri ve yerlilerle madeni eşya karşılığı kürk almaları biçimindeki değiştokuş ticaretiyle başlar, Kuzey Amerika’daki İspanyol, İngiliz, Hollanda ve Fransız varlığının karmaşık güç ilişkilerinde devam eder, 1753-1763 Fransa-İngiltere ve 1763 Fransız-Kızılderili Savaşı gibi topyekun muharebelerde şekillenir, İç Savaş öncesi Amerikan eyaletleri ile mücadeleye ve İç Savaş sonrası ABD hükümeti karşısındaki nihai yenilgiye varır.

Film karelerinden öğrenilen kahramanlık gösterilerinde yüzlerce kurşunun üzerine gözünü kırpmadan atılan görev adamları, düşsel bir dünyada doğaüstü becerileriyle şahlanan kostümlü kahramanlarına pek sık rastlanır, oysa ‘kahramanlık’ hikayelerinin ardında çoğu kez halkların acıları uzanır. Yine çoğu kez, bu acılara nüfuz etmek kolay olmaz, çünkü her dönemin ‘çağdaş’ iletişim kanallarının kalın sis perdesi, o puslu coğrafyadaki cılız sesi duyup da duraksamayan isteksiz ve kuşkucu kulakları kendi yalancı güneşiyle avutur. Kuzey Amerika Kızılderililerin tarihi bir ‘kahramanlık’ safsatasının değil, en azından bir ‘direniş’ yolculuğunun tarihidir. 1861’deki İç Savaş’tan sonra son Yazının devamını oku »

« Older entries

%d blogcu bunu beğendi: